İnsan tabiattan bile bıkıyor. İnanmazsın, bütün bu manzaraları gülünç bulurum. Bize vaktiyle öğretmişker ki, dağ, dere, tepe, deniz, mehtap güzel şeylerdir. Bu telkin altında, kendimize bunları güzel göstermeye çalışıyoruz. Bana öyle geliyor ki, güzel hakkındaki telâkkilerimiz biraz tekâmüle muhtaçtır. Artık basmakalıp manzaralardan hoşlanmıyorum. İçimde her şeye, tabiata, sanata, kadına karşı bir tiksinme var. Galiba yaşamaktan pek yorulmuşum.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Her ne türde olursa olsun, merhamet iradenin miskinliğidir. Bu bizim kendi aczimizin bir nevî şuurudur ki, yine en çok bizi mustarip eder. Kimse kimseye acımasaydı, hiçbir insan acınacak hâlde bulunmazdı.
Güzelliğin bütün sırrı, sır olmasındadır; en bayağı, en çirkin şey, bizden gizlendikçe gözümüze güzel görünür, en güzel sandığımız şeylerin tahlili de onların bayalığını ve çirkinliğini bize gösterir.
Lâmi aynanın karşısından çekilirken, kapı açılmıştı. Odanın içini hafif yasemin kokulu bir rüzgâr doldurdu. Ne rüzgâr! Başını çevirince, Lâmi Cânân’la göz göze geldi. Bu rüzgâr ondan. Ve bir anda Lâmi’nin içine dolarak bin iştiyak birden başını savurdu, ruhunun tozunu dumana kattı, kanını kaynattı. Ne rüzgâr! Bir anda herşeyi unutturuveriyor. Ne rüzgâr! Lâmi o saniyede hissetti! Bu kadın bir rüzgârdır ve insanın başında hiç dinmeden eser.