Bulutlar, rüzgarlar, gökteki ay, güneş hepsi çalışmaktadır. Sakın bir ekmeği yerken gaflet eyleme. O ekmekte bunların çalışmalarının ayrı ayrı payları vardır. Sana bunları hizmet ettiren Allah'a gönül borcun olduğunu bil.
Baharda dallarda açan çiçeklere hayretle bakmanı, güzelliklerini tefekkürle temaşa etmeni, nakışlarına ve renklerine hayran kalmanı, onlara nazikçe dokunup, "Ne güzel yaratılmışlar," demeni istiyor onları yaratan. Baksana, meyveyi sana sunmadan önce ağaçların kuru dallarını çiçeklerle süslüyor, ardından sana oradan meyveler ikram ediyor. Onları yerken senden istediği sadece şükür. Vaktin varken git, temaşa et şu bahar sergisi âlemini. Varsa kalbinin üzerinde karanlık perdeler, bir bir kalkar o vakit. Çünkü görülen bu âlemin ötesi var; kalbin orayla bağlantılı. İçinde olduğumuz her türlü gaflet, o bağlantıyı zayıf düşürür.
Reklam
"Ey kör! Aç gözünü de düşlerden uyan. Simurg'u göremesen de bari küçük bir serçeyi gör. Kaf Dağına varamasan bile hiç olmazsa evinden çıkıp kırlara açıl; böcekleri, kuşları, çiçekleri ve tepeleri seyret. Bırak dünyanın haritasını yapmayı! Daha hayattayken bir taşı bir taşın üstüne koy. Gülleri ve bülbülleri göremeyip gün boyu evinde oturan adam Dünyanın kendisini hiç görebilir mi?"
Öylesine dargın ayrılacağım, Öylesine sessiz ayrılacağım Bu gaflet evi dünyadan. Öylesine terk edeceğim, Ardımdan iz bırakmadan.
Sayfa 22·Kitabı okudu
Şiir
Unutmayalım ki, henüz hayatta iken ölüm ve ötesinin tefekkürüyle aydınlanmamış kalpler, gün ışığından mahrum vîrâneler gibidir. Ölümü tefekkür öyle bir nurdur ki, onun aydınlatmadığı bir hayat, gaflet karanlıkları içinde kalmaya mahkûmdur.
Sayfa 82·Kitabı okuyor
Rum Kayseri Yıldırım Bayezid güzel cevap yazmamıştı. Lâkin Mısır, Şam askerinin bana yenildiği haberini işitince hayret edip, savaş hazırlıklarına başlamıştı. … Bu zaman bana haber verdiler ki, Kayser Halep, Hums, Diyarbekir vilayetlerine asker göndermiştir. Benden kaçıp Kayser penahına giren Kara Yusuf ise eşkiyaların başçısı olmuştur. Yolcuların yolunu keserek yağmacılık yapıyormuş. Bilhassa iki hareme gidip gelen kervanlara çok ziyan vermektedir diye duydum. Üstelik o taraftan bir cemaat kişiler gelip Kara Yusuf’un yaptığı cebir zulümden bana şikayet ettiler. Bu söz tespit edilince Kara Yusuf’un cezasını verip Kayser’in gözünü gaflet uykusundan açmak bana lâzım oldu. Bu doğrultuda istişare düzenleyip her şehir ve her ulustan asker çağırdım. Ordu toplanıp hazırlanınca tarih 804. hicriyede Receb ayında Azerbaycan’dan Kayser üstüne leşker çıkarıp yola koyuldum. Kendimden ileride birkaç bölük asker göndererek Rum ülkelerine hücum kılmalarını buyurdum. Otlu sulu yerlerden konalga seçerek, at ve hayvanlarımıza yem, ot hazırlasınlar diye askerin önünde bir bölük keşif birliği gönderdim. Sonra kendim Angürya yoluyla Kayser üstüne leşkerle yürüdüm. Kayser Beyazıd ise atlı ve yaya olarak dörtyüz bin askerle beni karşılamıştı. Savaş başlayınca Rum askerini yendim. Askerlerim Kayser’i esir alıp önüme getirdiler. Yedi yıllık seferden sonra zafer ve galibiyetle Semerkand’a geri döndüm.
Birinci Bölüm: Otuz Birinci Kengeş·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
Reklam