Millet, ancak devletlerin yok olup çökme devirlerinde tarihin kaydettiği çok mühim ve tehlikeli anları yaşıyordu. Böyle anlarda, talih ve kaderini bizzat kendi eline almakta gaflet gösteren milletlerin akıbetleri meçhul ve felaket doludur.
Sayfa 296·Kitabı okuyor
İmanın üç hâssası vardır: 1- Nokta-i istinâdından neş'et eden izzet-i nefistir. İzzet-i nefsi olan, başkalara kendisini zelil göstermeye tenezzül etmez. 2- Şefkattir. Şefkati olan, kimseyi tahkir ve tezlil etmez. 3- Hakikatlere ihtiram etmek ve yüksek şeylerin kıymetini bilmekle istihfaf etmemektir. Kezalik imanın zıddı olan nifakın da üç hâssası vardır: 1- Zillettir. 2- İfsadata meyletmektir. 3- Başkaları tahkir etmekle gururlanıp zevk almaktır.
Sayfa 101 - İşarat-ül İ'caz[2022]
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ben kararımı vermiş bulunuyorum. Bütün bu şeyleri vaktiyle Çanakkaleden içeri sokmamıştık. Nazarımda bostan korkuluğu gibi duruyorlar. Biz ölümü göze alınca hepsini yine dışarı atarız. Milletin mahvolduğunu görmektense yaşadığını görerek ölmek daha Türkçe olur. Ben boğazdan gelirken yemin ettim. Silahımı, üniformamı kimseye vermeyecegim. Azim ve tedbir her ümide yol açar...
Kazım Karabekir·Kitabı okuyor
E çok büyük aldatılınca (:
Aydınlarımızdan size aldanacak kimse kalmadı. Aldana aldana hep usta olduk! 
"EĞİTİMDE REFORM HER ŞEYDEN ÖNCE ÖĞRETMENIN KAFASINDA BAŞLAR" Bence, sayfalar dolusu anlatılabilecek bir eğitim sistemi sadece bir cümleyle ancak bu kadar net anlatılabilirdi. İşte öğretmenin vazifesinin ne kadar değerli ve önemli olduğunu ifade eden bu sözünü her öğretmenler odasının duvarında görmek dileğiyle... Söz iyi de ya çözüm? İşte dünyada ilk örnek Köy Enstitüleri. Ve Milli Eğitimin nasıl olması gerektiğine her yüzyıl ve her dönem için geçerli önerisi: Atatürk 1923'te Eskişehir'de yaptığı bir toplantıda geleneksel eğitimi şöyle eleştirir: "Bundan önce her milli eğitim bakanının birer programı vardı. Memleketin eğitiminde çeşitli programların uygulanması yüzünden öğretim ber-bat hale geldi. Efendiler! Bu seyahatim sırasında görüştüğüm 25 yıllık bir milli eğitim müdürü memleketin çeşitli yerlerini dolaşmış. Dediğine göre, birbirine zıt birçok programlar almış, uygulamış ve uygulattırmış. Çünkü hükümetin başına gelen her bakan kendine göre bir program yapıyor, onu uygulatıyor. Bir müddet sonra başka bir bakan geliyor, onu beğenmiyor, başka bir program uygulatıyordu. Bu ne gaflet! Eğitimimizin amacı kendini, hayatı bilmeyen, her konuda yüzeysel bilgi sahibi, tüketici insan yetiştirmek olmuştur. Bütün bu uygulama ve programlar ne veriyordu. Çok bilmiş, çok öğrenmiş birtakım insanlar. Amma neyi bilmiş, efendiler! Birtakım teorileri, birtakım nazariyatı sadece ezberlemiş kişiler. Amma neyi bilmemiş efendiler! Kendini bilmemiş, yaşamak için lazım gelen hiçbir şeyi bilmemiş ve aç kalmış insanlar. İşte bu devamlı program değişmesinin uğursuz neticesi olarak denilebilir ki; memlekette aydın olmak demek çok okumuş olmak demektir. Sefalete ve fakirliğe mahkûm olmak demektir. Bundan sonra eğitimde izlenecek yol her an değişmeyen, belirli çizgisi olan eğitimdir. Bu eğitimden
Sayfa 226·Kitabı okuyor