Puan vermedi·144 syf.··
Beğendi
·
2026 85. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 00:00
#fundaokuyupyorumluyor @kdysosyal yayınlarından çıkan Sevda Poyraz'ın kaleme aldığı #sonaldanış, insanın hayatındaki en büyük yolculuğun aslında kendi içine yaptığı yolculuk olduğunun resmidir. Geçmiş ne kadar geride bırakılmış gibi görünse de insanın kimliğini şekillendirmeye devam eder. Gerçek özgürlük ise geçmişten kaçmakta değil, onu kabul edip anlamlandırabilmektedir. 2000' li yılların Anadolu'sundan çıktığı şehirlerarası otobüs yolculuğuyla başlayan beklenmedik bir şekilde 1890'ların İstanbul'unda buluyor kendini okur. Galata, Beyoğlu, Kadıköy ve Üsküdar'ın tarih kokan sokaklarında dolaşırken yalnızca farklı bir dönemi değil, kendi yaşamının gizli kalmış parçalarını da keşfettiriyor. Bu yolculukta, ruhsal bir arayış, zamanın ve mekânın sınırlarını aşarak insanın kendi geçmişine, köklerine ve iç dünyasına da yol aldırıyor. Tarihî atmosferi, psikolojik derinliği ve duygusal anlatımıyla Son Aldanış; geçmiş ve bugün arasında köprü kuran, okuru hem İstanbul'un eski sokaklarında hem de insan ruhunun karmaşık koridorlarında gezdiren etkileyici bir roman olma özelliğine sahip. Özellikle tarihî kurgu, psikolojik çözümlemeler ve içsel yolculuk hikâyelerini seven okurlar için düşündürücü ve sürükleyici bir eser niteliğinde. Aşk, aidiyet, yalnızlık, özlem ve kimlik arayışı hikâyenin her bölümünde hissediliyor. Karakterler yalnızca dış dünyadan değil, kendi içlerinde de uzun bir yolculuğa çıkıyor. Bu nedenle eser, olay romanından çok karakterlerin ruhsal değişimlerine ve iç hesaplaşmalarına odaklanmış. Geçmişle yüzleşme, aidiyet duygusu ve içsel yolculuk temalarını sevenlerin beğeniyle okuyabileceği bir kitap. Kitapla ve sağlıkla kalın #okudumbitti #haziranayıokuduklarım
Son AldanışSevda Poyraz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202417 okunma
"Herkes gider, şehir kalır...
Puan vermedi·352 syf.··
2026 5. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 14:22
Peki ya şehrin hafızasını kim tutar?" Defne Suman, Çember Apartmanı ile bizi Beyoğlu’nun arka sokaklarında, zamanın durduğu hüzünlü bir hikayeye davet ediyor. 75 yaşındaki Periklis’in aşkla, sürgünlerle ve eski İstanbul’un o kozmopolit ruhuyla örülü anılarını okurken hem kalbiniz burkulacak hem de şehre bambaşka bir gözle bakacaksınız. Tarih, aşk ve aidiyet temalarını sevenler için harika bir kitap önerisi! Hala okumayanlar varsa, bu hafta kendinize bir iyilik yapın ve Çember Apartmanı’nın kapısını aralayın. "Bir şehri vatan yapan binaları değil, o binaların içindeki yaşanmışlıklardır."
1000Kitap
Çember ApartmanıDefne Suman · Doğan Kitap · 0481 okunma
Reklam
Puan vermedi·128 syf.··
2026 44. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 00:00
Zaman hırsızları ve zaman dedektiflerinin mücadelesi çok heyecanlıydı. Sanki onlarla Yerebatan sarnıcı'na indim, Galata kulesi'ne çıktım, kız kulesine girdim. Tarihi, zamanı silmek isteyen zaman hırsızları sırasıyla yere vatan sarnıcı, Ayasofya, Topkapı sarayı, Galata kulesi ve kız kulesi'ni ele geçirmeye çalışır. Her seferinde zaman dedektifleri harika bir iş çıkarır. Aylin teyze karakteri en sevdiğim karakter oldu kesinlikle. Lumos içimi ısıttı resmen. Ayaz'ın yeme istekleri doruk'un sınavdan kaçışları, Sena'nın hızlı düşünceleri bu dörtlüyü harika bir takım yapti. Yoksa beşli mi deseydim? Çocuklara tarihi, mimariyim sevdirmesi, geçmişini birine veririm ben önemini, zamanın kıymetini ve en çok da arkadaşlığı ele alıp ütümü çok başarılıydı bence. Dili sade, akıcı ve tam da 9 yaş ve üzeri için esprilerle canlı tutulması hikayeyi daha soluksuz okuttu bana ve oğluma. İkimiz de kitabı okurken sürekli haritanın başındaydık. Bitirdiğimizde ise çocuklarımla kitapta geçen dört yere gitmiş olmanın mutluluğunu yaşadım. Sadece kız kulesine çocuklarla henüz gidemedik. İstanbul'a gidince ilk adresimiz belli oldu böylece.
Zaman Dedektifleri / Sarnıcın SırrıFunda Yalçınkaya · Gülbey Yayınları · 20267 okunma
8/10
·528 syf.··
Beğendi
·
2026 62. kitabı
Selamlar Genç olanlar ve ruhu gençlerle bir atanlar buradaysa size bir öneriden bahsetme geldim... Ankara'da özel bir üniversitede mimarlık okuyan genç bir kız.. Ailesi yıllar önce Almanya’ya gitmesine rağmen o bu topraklarda kalmış. Teyzesinin gözünün önünde çok sevdiği kuzenine dayanarak eğitimine devam etmeyi tercih etmişti.. Yıllar önce lisede iken tanıdığı ve platonik olarak vurulduğu Murat’a olan aşkını kırmızı kapaklı bir defterin sayfalarına dökmeye başlamış ve o sevdiği çocuk ailesi ile İstanbul’a gittiğinde bile yazmaktan hiç vazgeçmemişti! Şimdi ise okuduğu üniversitenin son senesinde ani bir karar değişikliği ile İstanbul’da okuyan kuzeninin okuluna yatay geçiş yapıp şansını bir de bu nazlı kız kulesinin olduğu şehirde denemek istemişti! Kimdi peki bu kız? Melek Güçlü! Soyadına tezat her seferinde asla bu gücün kendisinde olmadığını iddia eden güzeller güzeli bir içim su! Kader mi? Tercihleri mi bilmem... Yıllar sonra aynı üniversite koridorlarında Murat ile yeniden karşılaşmak ve bu kez kendini ona belli etmek, duygularını saklamaktan korkmamak o kolay mıydı? Peki ya Murat? Melek içinde büyüttüğü sevgiyle karşısındaki adamın aynı eski Murat olduğundan ne kadar emindi acaba? Buraya kadar fazla mı ileri gittim? Kibirli Galata ve Denizin ortasında tek başına bir kız kulesi sanki bu hikaye! Ama arada başka kalelerde var sanki!
Aşka Düşüş 1 - GalataMehtap Fırat · Ephesus Yayınları · 202639 okunma
Yıkımlarla Taşan Bir Coğrafya da Yalnız Bir Sultan
10/10
·648 syf.··
2026 25. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 01:01
Osmanlı tarihinin en çok tartışılan, kutuplaşmış ideolojilerin gölgesinde ya tamamen yerilen ya da kusursuzlaştırılan figürü II. Abdülhamid’i anlamak, her şeyden önce onun üzerindeki tarihi kalın perdeleri kaldırıp insani yönüyle yüzleşmeyi gerektirir. François Georgeon’un kaleme aldığı Sultan Abdülhamid biyografisi, nesnel yaklaşımıyla buna harika bir zemin hazırlıyor. Ancak bu eseri, satır aralarında kaybolarak, altını çizdiğimiz can alıcı vurgular ve hissettiğimiz derin empati üzerinden okuduğumuzda, karşımıza ideolojik kalıpların çok ötesinde; yalnızlık, hüzün, büyük idealler ve coğrafyanın getirdiği amansız bir çaresizlikle yoğrulmuş trajik bir lider portresi çıkıyor. ​Abdülhamid’in saltanat yıllarındaki o meşhur "şüpheci" ve "merkeziyetçi" yönetim tarzının köklerini anlamak için, Georgeon’un da altını çizdiği gibi, onun travmatik gençlik yıllarına inmek gerekir. Daha tahta çıkmadan önce etrafı şüphe duvarlarıyla örülmüş bu şehzade, kendi gençliğini "Gençliğinde 'saltanat için bir gün tehlikeli olabilirim korkusuyla beni dünyadan ayırdıkları, hiçbir şey öğrenmeme müsaade etmedikleri için ne kadar bedbaht'..." sözleriyle özetler. Eğitim hakkı bile elinden kısmen alınarak soyutlanan bu bedbaht şehzade, tarihin bir cilvesi ve ardı ardına gelen diplomatik krizler neticesinde bir anda kendini uçsuz bucaksız bir imparatorluğun başında bulur. O, tahtı büyük hırslarla ele geçiren bir fatihten ziyade, imparatorluğun en büyük yapısal krizlerinin tam ortasına fırlatılmış talihsiz bir hükümdardır. ​Bu devasa devlet yükünün ve sert siyasi manevraların arkasında ise, resmi tarih anlatılarının genellikle ıskaladığı, sevgiye aç bir iç dünya gizlidir. Hatıratında geçen "Aile hayatım da kalbimin yumuşak olduğunu, sevgiye muhtaç olduğunu gösterir" ifadesi, sarayın soğuk
Sultan AbdülhamidFrançois Georgeon · İletişim Yayınları · 2012166 okunma
Puan vermedi·86 syf.··
2026 14. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2026 17:51
Evgenia "Mars"/Bonçeva Elmazova ve eşi 1907 senesinde Bulgaristan'dan "Türk payitahtına" geliyorlar. Galata taraflarında bir otelde kalan çift Beyoğlu'nu, Büyükada'yı, Haliç gibi yerleri gezmiş Cuma Selamlığı'na katılmış, Galata Mevlevihanesi'ne ve Demir Kilise'ye de gitmişlerdir. Ülkede kaldıkları süre zarfınca pek çok sanatsal etkinliğe katılmışlardır. Kitabın "Sunuş" kısmını yazan Prof. Dr. Hüseyin Mevsim'in de değindiği gibi Evgania'nın gayri objektif bir bakışaçısı vardır. Örneğin, daha yolculuk esnasında bile Türk askerleri ile Bulgar askerlerini kıyaslar, trende sunulan şartlarla bile "İşte, derin Şark'a yaklaştığımız belli oluyor." der. Zaman zaman üslubu da "tepeden bakma" izleri de taşır. Elbette ki dönemin siyasî yaşamına ve en baş siyasî figürüne -yani padişaha- yönelik yorumları, kendince doğru teşhisleri mevcuttur. Kitap süresince Bulgar tarihine, kültürüne dair değinmeler ve dipnotlar da bilgi akışında mevcut. Kitapta akıcı ve okunaklı bir anlatım var. Yukarıda bahsedildiği üzere, objektif olmayan tutumu bilerek, "farklı bir perspektiften tarihi okumak" için tercih edebilirsiniz.
Tarih
Abdülhamid İstanbul'unda Bir Kadın SeyyahEvgenia Mars · Kitap Yayınevi · 201934 okunma
Reklam
Reklam