Kalb kal'asının sahibi odur;
kalb diyarında pâdişahlar pâdişahı odur.
Syf 263
Şeyh Galib'in sözlerini pek severim. Özellikle:
Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen
Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen
sözüne bayılıyorum. Kitabın yarısından Türkçe çevirisi başlıyor. Bu şekilde bir kitap hâlini alması da çok güzel olmuş. İlk sayfalarda Allah'a ve peygambere övüş anlatımından sonra hikaye başlıyor. Spoiler fazla vermeyeyim ama güzel anlamlı bir aşk hikayesiydi. Hem mesnevi hem de içinde roman olması esere ayrı güzellik katmış.
Galib, aşkı tatlı cümlelerle anlatan pek lezzetli bir hikaye kurmuş. Okuyucu okurken mest oluyor âdeta. Mesela şu alıntıdaki gibi:
Apaydın güneş karanlıkta doğsaydı, yüzüne, yüzündeki tüylere benzerdi.
Syf 177
O kadar ince ve zarif cümleler yazmış ki, aşkı ve sevgiyi hissettirmiş. "Baharı Anlatış" bölümü de beni mest etti, bu tür tarif edişler ruhumu okşuyor:
Gül bahçesinde biten her gonce, yeryüzünden göklere sırlar açtı. Ceylanın boynuzu gül dalına döndü; gönüller alan selvi, gül nafeleri yetiştirdi. Gül bahçesi cennet haberini getirdi; dıvara sarılan dikenler bile Tılba'ya nazire oldu. Güzelim rüzgar, İsrafil kesildi de yeryüzü ölülerini diriltti. Gonce, bülbül gibi neşelendi de güle karşı söz söylemiye, çileyip şakımıya başladı. Hercayi menekşe coştu da hem kalem sustu, hem kitap. Syf 184
Bu güzel kitabı mutlaka okuyun.⚘️