Cengiz Aytmatov - Elveda Gülsarı
Puan vermedi·260 syf.··
2026 17. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 23:41
Cengiz Aytmatov'un bugüne kadar okuduğum üçüncü kitabı ve bana doğa -insan bütünlüğü , gelenek ve nostaljiyi birebir yansıttı. Baş yapıtlarından biri olan Elveda Gülsarı Sovyetler Birliği döneminde Kırgızistan'da yaşayan Tanabay adında bir yaşlı adam ve çok sevdiği, doğayla bütünleşmiş atı Gülsarı ile hikayesini anlatıyor. İlk okumaya başlarken biraz karışık geliyor ama sonra hikâyeyi çözmekle beraber konuya bağımlı kalmıştım. Aslında Gülsarı sadece bir hayvan değil, aynı zamanda kitabın asıl baş karakteri . Sahibi onu başkalarına bırakmaya çalınca da devamlı pes etmeyen ve mücadele eden biri oldu. Bu anlamda Hüznü de okura yansıtıyor. İnsan ve doğa bütünlüğünü oluşturur hikaye. Gülsarı'nın doğumundan ölümüne kadar yaşadığı zorlukları konu etmektedir ve bazı yerlerde de geçmişe olan özlemi anlatır. Çünkü Gülsarı Tanabay 'a bağlı ve ilk doğduğunda hep o vardı onun yanında , ilgisine alışıp ona duygusal bağ kurar. Ve at yarışlarına dahil eder bu yarışlarda Gülsarı hep galip gelir. Ama hikayenin sonu çok hüzünlü ben okurken çok etkilenmiştim. Gülsarı yolda artık yürüyemez duruma gelir ve Tanabay'a veda eder. Kitap puanım 10/10
Edebiyat & Roman
Elveda GülsarıCengiz Aytmatov · Ketebe Yayınları · 202121,1bin okunma
Puan vermedi·864 syf.··
2026 41. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 04:06
Albastı Gecesi kitap incelemesi. Bu kitap bana bir kez daha gösterdi ki; bizim mitolojimiz doğru anlatıldığında hiçbir yabancı evrene ihtiyaç duymaz. Türk mitolojisinin karanlık yüzünden çıkan Albastı, kamlar, kut anlayışı, Kök Dağ ve gök yeleli kurt gibi unsurlar; hikâyenin içinde son derece doğal bir şekilde yer buluyor. Bu yüzden okurken yalnızca bir korku-fantastik roman okumuyorsunuz. Aynı zamanda Türklerin kadim inanç dünyasına da kısa bir yolculuğa çıkıyorsunuz. Okurken yabancı bir fantastik evrende değil, kendi kültürümüzün hafızasında dolaşıyormuş gibi hissettim. Özellikle Albastı’nın yalnızca bir yaratık değil; bereketi kurutan, doğumu tehdit eden ve umuda musallat olan bir karanlık olarak işlenmesi oldukça etkileyiciydi. Türk mitolojisine ilgi duyuyorsanız Albastı Gecesi’ne kesinlikle göz atabilirsiniz. Türk mitolojisini sevenler ve yerli fantastik eserler okumak isteyenler için güzel bir başlangıç olabilir. Bu kitapla birlikte başlayan “Uğursuz Rivayetler” serisinin diğer eserlerini de merak etmeye başladım.
Uğursuz Rivayetler (10 Kitap Takım)Kolektif · Ötüken Neşriyat · 20262 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·
#okudumbitti @yazar_erd_erd_ien @parlayankitaplar.duyuru Merve @herayokuyanlarkulubu #garipgalip 140 sayfa Evet dostlarım bugün sizlere garip bir yaşantısı olan galip in hikayesi ile geldim. Bir insan bu kadar garip olabilir mi acaba diye düşünmeden edemediğim bir kitaptı. Gelelim kitabımıza, kütüphane ye memur olarak atanan Galip bir misafirhanede kalmaktadır. Bir gün Galip gece uyurken karşı yatağında bir kişinin yattığını farkeder ve sabah tanışırlar.Odaya gelen kişi hatanede çalışan Salim ile bir süre misafirhanede kalmaya devam ederler.Sonra beraber aynı eve çıkarlar. Galip oldukça farklı karakterde ve umursamaz, hijyene dikkat etmeyen bir insandır.Hastaneye atanan Cem de ev arkadaşlığına katılır. Bir süre sonra da Başak katılır. Olaylar Galip ve arkadaşları çevresinde devam eder. Garip bir hikaye okumak, soluk almak istiyorsanız bu kitaba bir şans verebilirsiniz arkadaşlar.Her daim kitapla, sevgiyle kalın... #reklamdeği̇l #keșfetteyiz
Garip GalipErdi Erden · Parlayan Kitap · 20266 okunma
10/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2026 69. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 21:40
“Gitti ammâ ki neylesin bî-çâre Âteş-i dille cân ü dil pâre” Şeyh Galib’in henüz 26 yaşındayken, “Nâbî’nin Hayrâbâd’ından daha iyisi yazılamaz” iddiasına meydan okuyarak 6 ay gibi kısa bir sürede kaleme aldığı Hüsn ü Aşk, Türk edebiyatının sadece en parlak mesnevilerinden biri değil, aynı zamanda tasavvufi ve alegorik bir şaheser Kitap, aynı kabilede doğan, birbirlerine aşık olan Hüsn (Güzellik) ile Aşk’ın hikayesini anlatır. Ancak bu sıradan bir kavuşma hikayesi değildir. Kabile büyükleri, Aşk’ın Hüsn’e kavuşabilmesi için onu Kalp Diyarı’na (Diyâr-ı Kalb) gönderir ve oradan Kimya’yı getirmesini şart koşar. Aşk’ın çıktığı bu yolculuk, aslında insanın kendi içine, nefsine ve hakikate yaptığı yolculuğun (seyr-i sülûk) ta kendisidir. Yol boyunca karşılaştığı engeller, devler ve cadılar insanın dünyevi hırslarını ve nefsin oyunlarını temsil ederken; ona rehberlik eden Suhan (Söz/Akıl) ise mürşid-i kâmili simgeliyor. Aşk o kadar acı çekip, o kadar yol yürüdükten sonra anlıyor ki: Aradığı Hüsn, aslında kendisinden başkası değilmiş. Yol da kendisiymiş, yolcu da, o uğruna canını dişine taktığı sevgili de... Bizim de hayatta peşinden koştuğumuz, “O olmadan asla mutlu olamam” dediğimiz şeyler (başarılar, sevgiler, unvanlar) aslında günün sonunda dönüp dolaşıp kendi içimizde tamamlamamız gereken eksiklikler değil mi? Aşk’ın geçtiği o zorlu yollar, aslında bizim kendi nefsimizle, egomuzla verdiğimiz mücadeleymiş meğer. Hikayenin sonunda Aşk’ın anladığı o büyük sır, edebiyat tarihinin en ters köşe ve en sarsıcı finallerinden biridir: Aşk, aslında Hüsn’ün ta kendisidir. Yol da yolcu da aranan da aslında tek bir kaynaktan ibaret Hüsn ü Aşk, aceleyle okunup bitirilecek bir kitap değil; her beytin üzerine dakikalarca düşünülecek bir tefekkür yolculuğu. Klasik edebiyatımızın bu
Hüsn ü AşkŞeyh Galip · İş Bankası Kültür Yayınları · 20191,680 okunma
Puan vermedi
Bazen bir hikaye sadece bir efsaneyi anlatmaz. İnsanların yıllardır korkuyla anlattığı bir varlığın ardında bıraktığı acıları,nesiller boyunca devam eden korkuları ve geçmişin hiçbir zaman tamamen geride kalmadığını anlatır. Albastı Gecesi – Hasan Erimez Kitap daha ilk sayfalarda okuyucuyu oldukça sert bir olayla karşılıyor.Hamile bir kadının korkunç ölümüyle başlayan hikaye yıllardır sadece bir efsane olarak anlatılan Albastı'nın yeniden hatırlanmasına neden oluyor.O andan itibaren obanın üzerine çöken korku hiç eksilmiyor. Aradan yıllar geçmesine rağmen yaşananların etkisi kaybolmuyor.İnsanlar hayatlarına devam etmeye çalışırken geçmişte yaşanan olaylar yeniden gün yüzüne çıkmaya başlıyor.Özellikle yeni bir doğumun yaklaşmasıyla birlikte eski korkular tekrar ortaya çıkıyor ve herkes yıllardır unutulduğunu düşündüğü olaylarla yeniden yüzleşmek zorunda kalıyor. Hikaye ilerledikçe yalnızca Albastı'nın peşinde bıraktığı korkuyu değil insanların kayıplarla nasıl yaşadığını, sevdiklerini korumak için neleri göze alabildiğini ve geçmişten kaçmanın her zaman mümkün olmadığını da görüyoruz.Ortaya çıkan her yeni gerçek yaşananların sanıldığından çok daha büyük olduğunu gösteriyor. Daha önce yazarımızın Destanlar serisini okuduğum için kitaba başlarken beklentim yüksekti.Açıkçası bu kitapta da Türk mitolojisini hikayenin içine başarılı bir şekilde yerleştirdiğini düşünüyorum.Albastı efsanesi,Umay Ana,kamlar,kut inancı ve eski Türk inanışları hikayeye farklı bir atmosfer katmış.Gerilim unsurlarıyla birleşince ortaya sürükleyici bir hikaye çıkmış. Hazırsanız... Bir ölümle başlayan,yıllar boyunca unutulmayan korkuların ve geçmişten gelen karanlığın hikayesine yaklaşabiliriz... Çünkü bazen insanı en çok korkutan şey bir efsane değildir...Onun gerçekten var olabileceği
Uğursuz Rivayetler (10 Kitap Takım)Kolektif · Ötüken Neşriyat · 20262 okunma
6/10
·184 syf.··
2026 17. kitabı
Hikâye, on yedi yaşındaki James ve Amelia'nın ilk buluşmalarında kanoyla bir göle açılmalarıyla başlıyor. Gençler, etrafı keşfederken ağaçların ardına saklanmış, haritalarda yer almayan gizli ve el değmemiş ikinci bir göl bulurlar. Ancak asıl gizem suyun yüzeyinde değil, derinliklerindedir: Bu berrak suların metrelerce altında, çatısı, kapıları, pencereleri ve içindeki eşyalarıyla tamamen kusursuz duran bir ev yatmaktadır. İnsanoğlunun bilinmeyene duyduğu o karşı konulmaz merakı işliyor. James ve Amelia’nın bu gizemli eve duydukları takıntı, içlerindeki korkuya galip gelir ve sualtına dalışlar başlar.
Gölün Dibindeki EvJosh Malerman · İthaki Yayınları · 20173,310 okunma