Ah İnce Memed!
10/10
·459 syf.··
2025 8. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 19 Mart 2025 21:52
"Umut ettikleri hiçbir şey yoktu. Umut edememenin boşluğundaydılar." Zalimin zulmü biter mi, yaptıklarına pişman olur mu dersin? Bir tarafın içi kan ağlarken, bir yanda güneş açar mı dersin? "İnsan olmak başka iş, insanlık başka iş." Belki dünya var oldukça kötülük bitmeyecek. İnce Memed'in de dediği gibi "Abdi gidecek, yerine nice Hamza gelecek." Ama yine de bu kötülüğe karşı koymalı mı dersin? "Gamlanma, hangi günü gördün akşam olmamış?... Kaç geceyi gördün sabaha varmamış?" İnsanız ya tutunacak bir dal arıyoruz illaki. Hayatımız boyunca da devam edeceğiz iyiye tutunmaya. "Yusuf'u kuyudan çıkaran Mevla, bir gün olur bize bakmaz mı dersin! Bir gün olup bizim üstümüze de bir gün doğmaz mı dersin?"
İnce Memed 2Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202039,1bin okunma
10/10
·222 syf.··
2025 15. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2025 22:48
Akıcı, sıcacık, sürükleyici.. Üç aşk, üç efsane, sayısız his.. Yaşar Kemal’e hayranlığım büyüyerek okudum her satırı. Yatağında akan serin bir su gibiydi üç efsanenin her biri. Efsane olmayı hakeden üç aşık.. Onların sevdalarıyla yüreğim coştu, Karacaoğlan ile diyar diyar dolaştım Anadolu’yu.. Yaşar Kemal ile gönül bağı kurmuş her okura tavsiye ederim. Yaşar Kemal’in anadolu sevdasına şahitlik edeceğiniz harika bir eser. Naçar Karacaoğlan naçar Pençe vurup göğsün açar Kara gündür gelir geçer Gamlanma gönül gamlanma..
Duygu ve Düşünce
Üç Anadolu EfsanesiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202514,1bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
8/10
·144 syf.·
2025 17. kitabı
…Âsi ruhlar… Yine dopdolu bir duygu şölenine sahip 4 melankolik hikayeden oluşan bir kitap okuttu Halil Cibran. İlk olarak kitap hakkında konuşacak olursam aslında bazı ülkelerde yasaklandığını söyleyebilirim. Evet Cibran ağabey bazı fikirleri bayağı derinden fütursuzca ortaya dökmüşe benziyor. Yürü be ağabeyim! Meyve veren ağaç ne zaman taşlanmadı ki pehh! Kiliseyle ilgili olan özelliğinden dolayı muhafazakâr çevrelerde tepkiye yol açtığı ve hoyratça göründüğü sebebiyle yayımlandığı tarihte Mısır ve Sûriye’ de yasaklanması söz konusu olmuştur. Bir başka açıdan yani edebi açıdan değerlendirildiğindeyse, Arap dilinde yazılmış romantizm akımının ilk örneklerindendir. Ben yalnızca bir iki hikâyesinden bahsetmekle yetinmek istiyorum en en etkilileriyle. Bir de en sonlara doğru birkaç başlık adı altında minik yazıları bulunmaktadır. “Verde’l Hânî” ve “Gelin Yatağı” kadınlar için bir hapishaneye dönüşen evlilik kurumunu ve namus mefhumunu sorgularken, “İmansız Halil’ de de yozlaşmış iktidara çanak tutan kiliseyi eleştirmektedir ama nasıl bir başkaldırdır o:), tabi ki sonrasında bir selâmete ermeyi başarmıştır. Kitabın ana temaları da bildiğimiz üzere, bireyin özgürlüğü toplumsal baskılara karşı duruşu ve insan ruhunun derinliklerindeki anlam arayışı gibi alışıla gelen spontane meseleler. Zamanın toplumsal yapılarıyla birlikte beraberinde getirdiği insanı çatışmaları da işlemektedir. Eserde ilk bölümden başlayarak insanın manevî yolculuğunu, aşk, güzellik ve toplumun katı kurallarını işlerken bir başkaldırı niteliğindeki soruları da yönetmekten geri durmamaktadır. Bütün eserlerinde olduğu gibi bu eserinde de insanın hem kendisiyle hem de çevresiyle olan çatışmasını yüksek volümlü olarak ele almıştır. Cibran ağabeyi de en çok bu yüzden seviyorum, insanı bütünüyle çıplak bir
Asi RuhlarHalil Cibran · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20243,468 okunma
Puan vermedi·416 syf.··
2020 67. kitabı
Saydıklarımız der ki; “Sabır ile dut yaprağı atlastan kumaşa döner.” Ne kadar da doğru söylerler. Keza bu Babil’de ölüm İstanbul’da aşk’ta da öyle bir şeydir. Peki doğru olan neydi. Dağ başında fütursuz bir meyve iken kazanlarda kaynayıp, ateşler de yanıp kağıt olmak mı? Yoksa üzerine kıymetli, kerametli sözler yazılan bir eser olmak mı? Hangisi uyardı bize kalp mi yoksa akıl mı? Dünyaya gelişi fuzuli olmayan bir kişinin gönlünden dökülen beyitlere, sözlere dem vuran ve her nefeste bize bunu yaşatan İskender Pala’ya ne kadar teşekkür etsek azdır elbet. Bir divan aşığı olarak bu çağın adamı asla değilim, biliyorum. Lakin böyle eserlerde divanda edebiyatında nirvanaya ulaşmış Fuzuli’yi görmek ve şu an ki yetişen nesillere aktarmak tabi ki de taktir edilecek bir durumdur. Velhasıl tasavvuf aşığı değil iseniz bu kitap size göre değildir. Çünkü bu kitap da “Mana’dan Madde’ye”, “Gönül’den Akıl’a”, “Soyut’tan Somut’a”, “Değer’den Değersiz’e” bir yol vardır ve akar gider. Biz mana düşkünlerine ilaçtır cümleler, severek isteyerek okuyup gideriz. Kitaba değinecek olursak eğer; düşün ki elinizde bir kitap var ve kanlı canlı sizin her düşüncenizi her tavrınızı ve duygunuzu anlayabiliyor. Sizi sizden iyi yorumluyor. İnsani hiçbir duyguya düşmeden saf bir gerçek yorum ile karşı karşıya kalıyorsunuz. O an aklınızdan geçenler, ruh durumuzu ve içinizden geçirdiğiniz her şey ayan beyan ortadır. Şahsen böyle bir kitap ile ben karşılaşmak istemezdim. Şuan ben kendisini inceliyorum, onunda ben gibi bu şekilde inceleyip burada sizlere ifşa etmesini istemezdim. Belki de düşüncelerimden hareketlerimden o anki anlık düşüncelerimden utanır elime kitap dahi almaz idim. Yazarın konusu da işte budur. Hazine değerindeki bir kitabın elden ele dolaşarak 450 sene, içerisindeki şifreler ile manacı
Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşkİskender Pala · Kapı Yayınları · 200423,5bin okunma
8/10
·79 syf.··
Beğendi
·
2017 26. kitabı
Kitabı elime alıp ilk sayfaları okurken hemen bir telaş aldı beni, "buda mı Neredesin Arkadaşım- çocuklar da İnsandır gibi Ticari amaçla Allahın Askerleri kitabından kes yapıştır yöntemiyle piyasaya sürülmüş?" diye iç geçirdim. Değilmiş. T.C Anayasası diyor ki: Md.5 : Devleti Temel Amaç Ve Görevleri .....Toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak, kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır. T.C Anayasası Diyor ki: Md. 60 : Herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir. T.C Anayasası Diyor ki: Md. 61 : Devlet korunmaya muhtaç çocukların topluma kazandırılması için her türlü tedbiri alır.... Burada Anayasa dan söz ederken, amacımın Anayasa dersi vermek veya başka bir yön belirlemek olmadığın açıklamak isterim. Yaşar Kemal, bu eserinde, toplumsal yaralarımızdan biri olan korunmaya muhtaç çocukları ele alıp onlarla röportaj için İstanbul'u mesken tuttuğunda. Bu çocukların Anayasanın teminatı altında olsalar dahi, kangren olmuş, açık ve net bir şekilde ortalıkta duran bu yarayı bize ayna tutarak göstermiş. Bende Anayasanın yaşam gerçeklerimize çoğu zaman merhem olmadığını izah etmek istedim. Bu sayfasal olarak küçücük ama dibi çok derinlere varan romanın ana konusu Kuşçu Çocuklar... Onlar ki; Koca dünyayı küçük yüreklerine sığdırıp, acıyı bal eğleyenler, hayatın acımasızlığına "gamlanma gönül" diye ti ye alanlar, çoğu henüz basmadan on beşi ne "adam" sıfatına sayılan, ya da gelin olan, Yaşamadan çocukluklarını, büyüyen çocuklar bizim çocuklarımız. Onlar, mülteci değil bizim çocuklarımız. Sokak Ananın koynunda tohumları toprağa serpilip, toprağın karasında
Hukuk
Kuşlar da GittiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202218bin okunma