'' Eskiden Allah düşünürmüş, şimdi... şimdi kul kendi düşünmeliydi kendini''
Orhan Kemal' in kalemiyle tanışmadan önce roman okumayı öykü okumaya tercih ederdim. Ancak Orhan Kemal öykü okumayı bana sevdirdi ve yine bir öykü kitabını daha bitirdim. İçim buruk... Ahh Ayten...!
İlk öykü olan "Küçücük" dışında diğer öyküler en fazla dört beş sayfaydı. Her öyküsü ayrı güzel. Daha uzun olsun isterdim. O kadar öykünün içindeydim ki, okurken sayfa sayısına, olaylara müdahale etme isteği duydum sık sık.
Toplumun "fukara" kısmının yaşadığı ekonomik sıkıntıları, hayatlarını çok güzel kaleme almış yazarımız. Okurken karakterle birlikte yoksulluğu yaşadım içimde bir şeyler koptu. Açlığı, soğuğu hissettim. Her öyküden sonra Ayten'e döndüm. Ne yazsa okurum diyeceğim yazarlardan. Bitirdikten sonra boşluğa daldığım bir kitap oldu.
'' Hep kötü şeyler yaptı şimdiye kadar ama hiçbirini bilerek, kötülük olsun diye yapmadı. ''
Hayatımızda çoğu kez istemeden kalp kırmış ya da farkında olmadan kalbimizi kırmıştır birisi. Bu hep böyle olmak zorunda mıdır? Hayatın yazılı olmayan bir kanunu. Birine güvenince hemen gardımızı indirir, tamamen olduğumuz kişi oluruz. En zirve andır bu an. Ve sırada en güvendiğimiz insandan bazen yıkıcı bazen de sarsıcı bir darbe alırız. Karşımıza çıkan bir sonraki kişide daha temkinli oluruz. Ve bu bir kısır döngü haline gelir. Her seferinde daha az güven daha fazla önyargı. Kitapta herkes iki kişinin beraber seyahat etmesine şaşırıyordu. Bir art niyet olduğunu düşünüyordu insanlar. Çünkü bu kısır döngüyü belki de defalarca kez yaşadılar, tanık oldular. Ve şuan burdayız. Olabildiğince bireyselleşmiş bir dünya içinde. Kitabın tabii ki ana konusu bu değil, çok fazla noktaya parmak basmış yazarımız. Bu konu da onlardan bir tanesi.
"Belki de bu kahrolası dünyada herkes birbirinden korkmaya başladı."
Bir diğeri ise insanı hayatta tutan, zorluklara göğüs germesini sağlayan UMUT. Kişinin ancak bir AMACI olursa umut eder ve kaderine boyun eğer, kabullenir. Son zamanların popüler kelimesi "Amerikan Rüyası".
Yazarımızsa anladığım kadarıyla fareye benzetmiş insan iştahını. Gerçekleşmesini tüm benliğimizle istiyoruz ama gerçekleşmesi için gerekli olanı yapmıyoruz ve tekrar tekrar en başa dönüyoruz. Ya da gerçekleşiyor bu sefer de biz tatmin olmuyor dahasını istiyoruz. Sanki, çok olup olmamasını umursamıyoruz. İstemek belki de bizi diri tuttuğu için istiyoruz. Ancak insanın bir AMACI olursa günü tekrar tekrar yaşamak isteyecek. Ne gariptir ki hayatlarımız kısır döngüden ibaret ve yine gariptir ki ALIŞMIŞIZ. İnsan olmanın en iyi iki yanı ALIŞMAK, UNUTMAK.
Bu kitabı okuduktan sonra