“ Hayatın, insanlığın çoğunluğu için, baskılar ve cezalarla ve inanılması gereken yalanlarla yapılmış dar bir alanda, sürekli bir rol yapma hali olduğunu, ilk bu sıralarda sezmeye başlamış olmalıyım.”
Ve aynalı dolabın arkasına uzanıp, oradan şemsiyeyi çıkardım. Daha önce onu oradan neden almadığımı kendime sormadım bile.
“Buraya nasıl düşmüş?”
“Düşmedi aslında. Sen hemen gitme diye dün saklamıştım.”
“ Ne için yaşayacağız? Eğer hiçbir amaç yoksa, eğer yaşam, sırf yaşamış olalım diye bize verilmiş bir şeyse yaşamanın gereği yoktur…
Ama eğer yaşamanın bir amacı varsa, o zaman amaca ulaşıldığında yaşamın sona ermesi gerektiği de ortadadır.”