Livaneli
Huzursuzluk kitabını okudum, adının etkisini yaşatan bir kitaptı. Bir nefeste okudum kitabı, tam anlamıyla sürükleyici bir kitaptı. “Ben bir insandım” cümlesi geçiyor kitabın başında bir sayfada anlam veremedim başta daha sonrasında bu cümlenin ağırlığıyla sarsıldım. Kitabı okurken ırkçılığı, insanları dil, din, ırk olarak ayrıştırmanın nelere yol açabileceğini tekrar tekrar düşündüm. Kitabı okurken Meleknaz, Zilan, Nergis gibi baktım birde hayata. Acımak, merhamet etmek gibi değil, içselleştirdim onları. En çok empati yaptığımız Ramazan aylarında bile tam olarak aç kalan insanları anlayamıyoruz. Kitabı okurken bir mültecinin, dinine saygı duyulmayan, hor görülen, gerçek anlamda açlıkla imtihan olan, ailesi gözünün önünde öldürülen, tecavüze uğrayan bir insanın gözüyle dünyaya bakıyorsunuz. Ve bu kadar vahşet varken rahat uyuduğunuz yatağınızdan, memnun olmadığınız hayatınızdan, yardıma ihtiyacı olan insanlara el uzatmadığınız için kendinizden ve insanlıktan utanıyorsunuz. Kitap tek kelimeyle mükemmeldi. Kalbimde bir huzursuzlukla bitirdim kitabı, mutlu sonları severim ama gerçekler hüznün bile ötesinde...