Puan vermedi·24 syf.··
Beğendi
·
2026 44. kitabı
Merhabalar bugün size kızımla okuduğum #bengandi kitabının yorumu ile geldim. Hindistan'ın Porbandar kasabasında doğan Gandi annesinden hoşgörülü olmayı ve canlıları seven biri olmayı ,babasından da haksızlıklara karşı mücadele etmeyi ve dürüstlüğü öğrenen ve bu şekilde büyüyen bir çocuk olmuştur. Ailesi Gandi'nin avukat olmasını çok istiyordu ve bunun içinde Londra'ya hukuk öğrenimi görmek için gitti, mezun olduğunda tekrar ülkesine geri döndü. sonrasında bir Hindistan firmasında çalışmaya başladı ve bu ülkede yapılan haksızlıkları da görünce oradaki vatandaşların hakları için mücadeleci bir adam olma yolunda ilerledi. Gandi sonrasında evlendi dört tane çocuğu oldu ve çocuklarına da her daim adaletli olmasını öğretti. Hayatını her daim insanlara yardım etmeye adayan ve onların hak ve özgürlükleri için mücadele eden,hep savaşan vazgeçmeyen bir adam oldu. Kötülüğe karşı aktif ama şiddet unsuru içermeyen direniş demek olan "satyagraha" felsefesinin de öncüsüydü. Her daim haksızlıklara mücadele ile bakış açısı geliştiren Gandi, barışçıl direnişini en güzel örnek olarak tuz yürüyüşü ile de tarihe geçmişti. Bu yürüyüşte binlerce kişi Gandi'ye eşlik etti hayatı boyunca her zaman aklını kullanan, kararlı ,mücadele ruhu yüksek,cesur, istikrarlı bir adam oldu.Doğduğun gün 2 Ekim günü ülkesinde milli bayram olarak kutlanıyordu.Ömrü boyunca vicdanı her zaman rahat biri olmuştu,çünkü haksızlıklara asla boyun eğmemişti. Gandi'nin hayatı ,hayalleri, hedefleri, hayata karşı bakışı ,mücadele ruhunu okumak gerçekten çok keyifliydi.Küçücük bir çocukken kararlı adımlarla ilerlemesi ve sonrasında da bu adımlarının eşliğinde yürümesi çocuklar için de gerçekten çok güzel örnek teşkil edebilecek bir kitap biz kızımla okuduk çok sevdik Gandi'nin hayatının mücadelesi bizi derinden
Ben GandiSuat Turgut · Güneşyolu Yayınları · 201811 okunma
10/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
Kültürümüze sahip çıkmak tarihimize dair belleği korumak her anlamda önemli... Ve öteki kültürlerden haberdar olmak da. Çünkü öteki keşiftir,keşif zenginliktir ve insanın kendi bilincinin ötesine geçmesidir. "Cesaret,korkuya rağmen adım atabilmek, riski göze alabilmektir." "İnsan beşer,kuldur şaşar ." İyi akşamlar arkadaşlar sizlere yine kalemini çok sevdiğim yazar @semasoykan hanımın #ötekişeylerintarihi isimli kitabıyla geldim. Açıkçası kitabı elime alır almaz ilk olarak kapağı hoşuma gitti ve bende kahve tadında bir kitap okuyacağım izlenimini verdi. Ve okumaya başlayınca yanılmadığımı anladım ama bu kadar dolu dolu bir kitap beklememiştim. Sema hanımın da belirttiği gibi yıllarca süren bir araştırmanın sonucunda bu harika kitap ortaya çıkmış. Bu kitap tarih, kültür, etimoloji, atasözleri, deyimler ve daha bir çok konuda harika bilgiler sunulmuş bizlere. İlk olarak kahvenin tarihçesi,bize nasıl geldiğinden bahsedilmiş bu kısmı kahve seçer birisi olarak sevdim. Ayrıca hemen hemen her sayfada altı çizilecek ve notlar alınacak bir kitap demek istiyorum. Mesela İndira gandi yapmak ne demek bize gelişi. Cenaze de neden siyah giymek tercih edilir. Mangal yürekli ne demek tarihçesi nedir.? Kitapda daha bir çok atasözünün gerçek anlamı bizlere nasıl geldiği. Dilimize persenk olmuş kelimelerin aslında ne oldukları ve daha neler neler var bu harika kitapda. Ne kadar anlatmaya çalışsam da bu yolların emeği kitaba yetersiz kalır. Ayrıca bir şey belirtmek istiyorum,kitabın sonlarında konuların kaynakları yazılmış,böyle güzel bir kitabı bence herkes okumalı. @semasoykan Alfa Kitap #terskargaylaokuyoruz #vuslatınkitapkurtları #semasoykan #tavsiyekitap
Öteki Şeylerin TarihiSema Soykan · Alfa Yayınları · 0576 okunma
Reklam
10/10
·624 syf.··
2026 2. kitabı
"Tarihi öğrenmeyenler, onu tekrar yaşamak zorunda kalırlar." (George Santayana) Adının hakkını fazlasıyla veren bir kitap, çok geniş bir yelpaze içinde okuyucuya derin bilgiler sunuyor. Kendinizi antik çağdan başlayıp modern çağa kadar uzanan bir macera yolculuğuna çıkıyor gibi hissedeceksiniz. Peki nerelere gideceksiniz Roma İmparatorluğu'ndan, Mısır'a, Yunan tarihinden, Bizans'a oradan Avrupa ülkelerine, yeni dünya Amerika'ya ve Asya bozkırlarına ulaşmış olacaksınız. Kimlerle karşılaşacaksınız, Romalı Sezar, Makedonyalı İskender, Mısırlı Kleopatra, Moğolistanlı Cengiz Han, Alman Hitler, Rus Stalin, Çinli Mao, Hindistanlı Gandi ve diğerleri. Ayrıca din, sanat, bilim, ticaret, nüfus, salgın hastalıklar ve iklim konularınıda kapsayan zengin bilgiler edineceksiniz. Tarih severlerin mutlaka okumasını tavsiye ederim.
Büyük Dünya TarihiAndrew Marr · Yakamoz Yayıncılık · 2018432 okunma
Puan vermedi·191 syf.·
2026 1. kitabı
Frederic Gros Yürümenin Felsefesi kitabına “yürümek bir spor değildir.”diye başlıyor. Daha sonra hızlı, yavaş, sessiz, yalnız yürüyüşlerden bize bahsediyor. Yürümenin sadece fiziksel bir aktivite olmadığını, yürümenin farklı anlamlar içerdiğini aynı zamanda insanları düşünmeye, özgürleşme sevk eden bir amaç olduğunu bize aktarıyor. Kitapta benim en çok dikkatimi çeken bölüm filozofların, şairlerin hayatlarına ilham kaynağı olan yürüyüşlerden bahsedilen bölümlerdi. Bu bölümlerde filozofların,şairlerin, siyasetçilerin(Gandi) yürüme eylemleri ile felsefeleri arasında çok ciddi bağlantılar kurmuş. Mesela Nietzsche’nin en verimli eserlerini (İyinin ve Kötünün Ötesinde, böyle Buyurdu Zerdüşt, Deccal…) yazdığı yıllarda Avrupa’yı sürekli yürüdüğünde bahsetmiş. Bir başka deyişle Nietzche’nin felsefesi için yürüdüğünü,Rousseau’nun kalabalıktan, sahtekarlardan kaçmak için yürüdüğünü, Gandi’nin Hindistan halkını kurtarmak için yürüdüğünü, Nerval‘in kaybolmak için yürüdüğünü, Kant‘ın düzenini devam ettirmek için yürüdüğünü, Thoreau’un ise doğayla içiçe olabilmek için yürüdüğünü anlatıyor. Güzel okuması keyifli, içerisinde çok değerli bilgiler bulunan bir kitaptı. Okumanızı tavsiye ederim .
Yürümenin FelsefesiFrédéric Gros · Kolektif Kitap · 20209,1bin okunma
Puan vermedi·191 syf.··
2026 1. kitabı
Frederic Gros & Yürümenin Felsefesi Başlığa bakarak bunun bir felsefe kitabı olduğunu düşünmeyin. Lakin şöyle bir ayrımı da söylemekte yarar var, fikir yahut deneme kitapları birazcık felsefe barındırır içinde. Yazar, yürümenin detaylarını, biçimlerini, hissettirdiklerini, anlamını ve kapsamını ele alırken edebi bir üslup kullanmakla beraber fikirlerini de önplana çıkardığı için bu kitap hem fikir hem felsefe hem edebiyat hem de tarihi bilgiler barındırıyor. Kitap, bahsedilen yazarların hayatlarından kesitler sunarken bilhassa onların yürüyüş deneyimlerinden söz ediyor. Nietzsche, Rimbaud, Rousseau, Thoreau, Nerval, Kant ve Gandi. Hepsinin yürümeye dair farklı deneyimleri var. Yazar bunları cok güzel derlemiş ve okuyucuyu bunaltmadan tatlı tatlı aktarmış. Okurken dalıp gidiyorsunuz. Kendinizi kimi zaman kalabalıklar içinde, kimi zaman dağ başında, kimi zaman gizemli bir vadide, kimi zaman ormanın derinliklerinde buluyorsunuz. Yürümeyi seviyorsanız bu kitabıda seveceğinize eminim, tavsiye ederim Yürümeye dair şuraya Cahit Zarifoğlu'ndan bir cümle (çok sevdiğim) ekleyeyim: "Arkadaşlarımı bilmiyorum ama yürüyüşler çok verimli benim için. Hem dışarıda görünüyorsun hem içeriye kaybolabiliyorsun." * Alıntılar * * "Yürümek öncelikle erteleme özgürlüğü sunar. Şöyle bir dolaşmaya çkmak bile endişelerin ağırlığını hafifletmeyi, işleri bir süreliğine unutmayı sağlar." * "Bu erteleme özgürlüğünün sevinciyle yola çıkmaktan dolayı mutlusunuzdur, diğer taraftan geri dönmekde mutlu eder sizi. Parantez içine alınmıs bir mutluluktur bu, bir iki günlük kaçamak ỵapma özgürlüğüdür. Geri döndüğünüzde hemen her şey bıraktığınız gibidir. Eski alışkanlıklar kaldıkları yerden devam eder: hız, kendini ve başkalarını ihmal etme, telaş ye yorgunluk. Sadeliğin büyüsü bir yürüyüş
Yürümenin FelsefesiFrédéric Gros · Kolektif Kitap · 20209,1bin okunma
Bu Ülke kitap tahlili
10/10
·339 syf.··
Beğendi
·
2025 35. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 30 Kasım 2025 08:13
Kitap beş bölümden oluşur. İlk bölümün başlığı “Sihâm-ı Kazâ (Kaza Okları)”dır. Tevrat’ta Babil’in anlatıldığı kısımdan alıntıyla başlayan bu bölümde ve “Biz ve Onlar” başlıklı ikinci bölümdeki yazılar ağırlıklı olarak Batı’ya ve Batılılaşmaya ilişkin eleştirilerden oluşur. Söz gelimi siyasetteki “sağ” ve “sol” eğilimlerin Batı’daki çıkış noktası anlatılarak Türkiye’deki yansımalarına değinilir. Sağ, Avrupa’da kötülenirken ve yakın tarihin “günah tekesi” haline getirilirken, Türkiye’de ise mukaddesatçılığın bayrağı haline getirilir. Türkiye’den başka da elinden tutanı kalmamıştır. Hâlbuki Hristiyan Avrupa’nın bu habis kelimelerinden kurtulmak gerekir. Kendi gerçeği kendi kelimeleriyle anlayıp anlatmak, her namuslu yazarın vicdan borcudur. Cemil Meriç ilk bölümdeki yazılarında dil meselesini öne çıkarır. Çünkü kelâm bütünüyle haysiyettir. Kamûs (sözlük), bir milletin hafızasıdır. Türk yazarı dil sürekli değiştiği için talihsizdir. Bu dile eklenen “izm”ler de Türk milletinin idrakine giydirilen Avrupalı deli gömlekleridir. İdeolojiler siyaset dünyasının haritalardır. Ancak tehlikeli bir yolculukta pusulaya da ihtiyaç vardır ve bu pusula da şuurdur. Tarih, millet, kişilik şuuru. İdeolojinin peşine takılanlar ise pusulasızdır. Türkiye’nin kaderini aydınlığa taşımak için tüm ideolojilere kapıyı açmak hepsini tanımak ve tartışmak gerekiyor. Bu sebeple de düşünceye sonsuz bir hürriyet verilmelidir. Bugün Türk aydınının sıkça tekrarladığı şikâyet; bu ülkede yaşanmayacağıdır. Çünkü Türkiye’nin insanından şikâyetçiler, yani kendilerinden. Türk aydını Kitâb-ı Mukaddes’in Serseri Yahudisi. Kaçanlar ne Türk ne de aydındır. Çünkü mazisindeki ihtişamdan utanmaya başlamış, utandıkça da unutur olmuştur. Bu sebeple “Ben Avrupalı’yım”, “Asya bir cüzamlılar diyarıdır.” demeye
Edebiyat
Bu ÜlkeCemil Meriç · İletişim Yayınları · 202425,3bin okunma
Reklam
Reklam