Dışarıdan yara alındığında bir arada kalmak kolaydı; plan yapılır ve gard sağlamlaştırılırdı. Fakat yarayı içeriden almak en tehlikelisiydi. İnsanı yanlız ve ne yapacağını bilmez hale bırakır.
Sayfa 310·Kitabı okudu
Alıntı
Bu işler böyledir, kendisiyle dalga geçen insanlara bakın, hep hassas insanlardır aslında. Gard bu, başkası canımı acıtmasın diye en korkunç kelimeleri kendime ben söylerim.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Kafasından geçenlere bir şekil vermeden: 'Ne güzel insan,' diye düşündü. Bu kadar genç, bu kadar canlı bir insanın, içinde bulunduğu bir ana böylesine kendini verebilmesi ne güzel şeydi. Davranışı da ne kadar tabii! Kendisine baktığımı bilmiyor, bunu düşünmüyor bile. Kontrol edildiğini aklına bile getirmiyor. Kendisine bakıldığını bilmeyen bir insanı kişiliğini en gizli taraflarıyla yakalamak ne hoş olurdu! Kalabalık içinde kendilerini çevreleyen her şeyi unutabilen insanlar var mıdır gerçekten? Konuşuyor, söyledikleri kadar doğal kendisi de. Ben hiçbir zaman tabii olamam. Bütün bakışlardan uzak kapalı bir oda dışında, ben hiçbir zaman bu kadar tabii olamam. Dahası var!' Bir an düşündü: 'Daniel çevresindeki şeylere pek aldırış eden bir insan değil. Onun için bu görünüşler beni çektiği kadar çekmiyor onu; o kendisinin aynı olarak kalabiliyor. Sonra aklından şunu geçirdi: 'Beni dış dünya yutuyor,' diye bir sonuca vardı ayağa kalkarak." *Beni dış dünya yutuyor.*
"Jacques insanları bir bir gözden geçirmekteydi. Yalnız bakıyor muydu, yoksa onlar hakkında kafasında bir şeyler mi yaratıyordu? Bir süre baktıklarına derhal bir alay karmaşık duygu malediyordu. Görüyorum sandığı şeyi çözümlemeye yanaşmıyordu. Sezgilerini kelimelerle anlatabilmesi olanaksızdı. Bu görünüşe kendisini öylesine kaptırmıştı ki, ne olursa olsun başka bir bakımdan ele alması mümkün değildi. Ama böylece başkalarıyla ilişki kurmuş olmak hayali ya da gerçek, anlatılmaz bir şehvet duygusu uyandırıyordu onda." The art of observing, quiet but in a state of awe for the humanity.
"Bununla birlikte ne kadar da yalnız hissediyorum kendimi.' Bir kere daha gitmek isteğini duydu içinde. Bir çırpıda her şeyi bırakmak: En iyisi bu. Bırakılan odalar, gidişlerin harikuladeliği..."
Bu yüzyıl Devrimle başlayıp, Dreyfus Davası ile kapanan dikkate değer bir yüzyıldır! Ama belki de çöplüğe atılacak bir yüzyıl olarak anılacaktır. ROGER MARTIN DU GARD