Maine eyaletindeki küçük bir kasaba olan Haven, yazar Bobbi Anderson’ın ormanda garip bir metal yapıya rastlamasıyla altüst olur. Bu yapı aslında devasa bir uzay gemisidir. Gemi toprağın altındadır ve açığa çıkarıldıkça kasabanın insanları fiziksel ve zihinsel olarak değişmeye başlar. Zihin kontrolü, telepati ve “akıl almaz icatlar” ortaya çıkarken, kasaba yavaşça bir tür kolektif bilinçaltının etkisine girer.
Ama Bobbi’nin eski sevgilisi Jim Gardener, bu değişime direnen nadir insanlardandır. Ve asıl savaşı onun zihninde başlatması gerekecektir.
Bu olay, Haven’da çok şeyin değişmeye başlamasına neden olur.
Bobbi, yazar kimliğiyle yalnız yaşayan güçlü ama içine dönük bir kadındır.
Gemiyi kazmaya başladıkça fiziksel olarak zayıflamaya başlar, ama zihinsel olarak inanılmaz icatlar üretmeye başlar. (örneğin: sürekli kendi kendini temizleyen makineler, görünmezlik cihazları…)
Ancak bu icatlar mantıklı değil, doğa kanunlarına aykırı. Sanki başka bir boyuttan bilgi indiriliyor gibidir.
> Not: Stephen King burada “yaratıcılığın bedeli” konusunu işler. Bobbi artık üretkendir ama bedel olarak hem sağlığı hem ruhunu kaybetmek.
Bobbi'nin eski sevgilisi olan Jim Gardener, bir üniversite profesörüdür ama alkole bağımlı ve duygusal olarak kırılgan biridir.
Bobbi, telepati yoluyla Gard’ı arar. Yardıma ihtiyacı olduğunu söyler.
Gard kasabaya gelir. Ve hemen bir tuhaflık olduğunu hisseder.
İnsanlar çok sessizdir.
Herkesin dişleri dökülmektedir.
Kasaba halkı aynı anda düşünmektedir.
Bazıları garip cihazlar yapmaya başlamıştır ama neden işe yaradığını bile bilmemektedirler.
Ortaya çıkar ki:
Bobbi’nin kazdığı şey, binlerce yıl önce dünyaya çakılmış bir uzay gemisidir.
Gemideki enerji yayıldıkça, kasaba halkı bu enerjiye bağlanır, hatta “evrilir”.
Fiziksel olarak zayıflıyorlar,