Ne garip bir ülkede yaşıyorduk ,her evin bir sırrı,bir hikayesi vardı... ZÜLFÜ LİVANELİ~SERENAD
Alıntı
Şu anda görev icabı Yeşilburun adasındayım, belli bir müddet sonra da Venezuela’ya geçeceğiz inşâAllah. Burada bulunacağımı tahmin bile edemezdim. Garip bir tecrübe oluyor, muhtemelen bu süreçte aktif olamayacağım. Bunları buraya niye yazdığımı da bilmiyorum ama en azından hatıra kalsın kafası. Vesselam.
Duygu ve Düşünce
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Birtakım şeylerin hiçbir skim ifade etmediğini kavrayınca, her şey çok garip ve saydam gelmeye başlıyor.
Hepimiz biraz garipiz ve hayat biraz garip, garipliği bizimkilerle uyumlu birini bulduğumuzda. Onunla birleşiyoruz ve karşılıklı bir garipliğe düşüyoruz, buna Aşk diyoruz....
♡Aşk♡
Yarım Akıllılara İthafen
Yüzünün sadece yarısını kadraja sığdırıp güya gizemli bir hava katmaya çalışan eski anonim hesaplar, hakikaten neyin peşindeler acaba; pazar yerinde hileli mal satan esnaf gibi bir de utanmadan yüz görümlüğü mü bekliyorlar? İnsan anatomisinden de mi habersizsiniz; yüz zaten simetrik bir yapıya sahip olduğu için ortalama bir insan zihni, o boşluğu aynalama yöntemiyle zihninde zahmetsizce tamamlıyor zaten; ne oldu şimdi, yarım yüz kardeşimiz bu basit zihniyet oyununu tahmin dahi edemeyecek kadar akıl fukarası mıydı, yoksa biz o eksik resmi tamamlayınca üstün bir başarı ödülü mü kazanmış olduk? Amaç nedir, neyi gizlediğinizi sanıyorsunuz ey yarım yamalak yüzlüler? Yine dijital lağım kapaklarının açılmasıyla önümüze düşen garip bir furya, yine fıtrattan uzak, ucuz ve rüküş hareketler: Beni fark edin ama fark ederken de çok şaapmayın! Şaapmak nedir? İşte tam da bu ciddiyetsizliğin, bu ne idüğü belirsiz arafta kalışların kendisidir! Son zamanlarda bu vıcık vıcık samimiyetsizlikleri gördükçe her secdede aynı niyaza duruyorum: Zihnen, fikren ve ruhen aklı git-gel içinde olmayan, şahsiyet sahibi müstakim insanlara denk getir beni ya Rabbim! Hayatta bir şeyi yarım yapmak, yarım sevmek, bir meseleyi yarım bırakmak benim fıtratımda asla kabul görmeyen, tahammül sınırımı aşan en büyük hastalıktır; işte bu yüzden yarım yüzleri ve arkasındaki kof ruhları hiçbir zaman sevemeyeceğim. Hayatımda yarım bırakılmış hiçbir işe, hileli hiçbir niyet kırıntısına tahammülüm olmadığı gibi, bu estetik korkaklığı sergileyenleri de gördüğüm an hiç acımadan engelliyorum; ne de olsa bu ara elimiz tam manasıyla alıştı o temizlik butonuna. Anket yapacağım, yüzümün yarısını gösterebilirim bunun için mesajlarınızı bekliyorum. Şayet yüzümün yarısını görmek istiyorsanız 3416'ya SMS atın yada
1000Kitap
Ölüm Bir Kayıp Değil, Bir Emanetin İadesidir ​Ölen birisi için "hayatını kaybetti" denmesi bana oldukça tuhaf geliyor. ​Haklısınız, kulağa gerçekten garip geliyor. Hayat, dalgınlıkla bir yerlerde unutulup sonra aranınca bulunabilecek bir eşya değil ki "kaybedilsin". "Hayatını kaybetti" ifadesi, sanki kişi onu bir yere düşürmüş de bulamıyormuş gibi, geçici ve irade dışı bir kopuşa işaret ediyor. Oysa ölüm, bir düşürme değil; bir teslim olma, yani bir emaneti sahibine iade etme halidir. ​Giden kişi aslında hayatını kaybetmedi; sadece dünya hayatına veda etti. Fani olan ömrünü tamamladı ve Bâki olan âleme göçtü. ​Bu yüzden "vefat etti", "rahmetli oldu" veya "Hakk'a yürüdü" ifadeleri çok daha isabetli ve zariftir. Çünkü bu tanımlamalar, giden kişinin bir şeyi eksilttiğini değil; başka bir boyutta, başka bir hayata dahil olduğunu ve nihayetinde varış noktasına ulaştığını ifade eder. ___ /Güven Taşdemir