Hz. Muhammed, Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Ey Allah'ın kulları; bu dünyada kendinizi bir garip veya yolcu gibi görün ve kendinizi ölülerden sayın" demişti. Resulullah doğru söylemiş.
Garip, anlatılması zor bir hâldeyiz. Durmadan kanayan bir bellek gibiyiz. Ne tam unutabiliyoruz kim olduğumuzu ne tam hatırlayabiliyoruz. Çünkü biz göründüğümüzün aksine bir bütün değiliz, parça parçayız. İçimizde kendimize bile belli etmemeye çalıştığımız parçalanmalarla yaşıyoruz. Derinlerimizde kederler, öfkeler, küskünlükler ve hayal kırıklıklarıyla, yani birbirini takip eden farklı ölçekli infilaklarla yaşıyoruz.
Aslında babalarımız bizi severdi, babam konusunda bundan eminim, sadece bunu nasıl göstereceklerini bilmiyorlardı. Onlara da hiç kimse bunu nasıl yapacağını göstermemişti. O garip zırhı ancak torunları aşabiliyordu. Çocukken beni hiç öptüğünü hatırlamıyorum. O da babasının kendisini öptüğünü hatırlamazdı. Çocuklar ancak uyurken öpülür, yoksa şımarırlar, oralarda böyle denirdi. Ataerkil Balkan saçmalığı. Ama dedem, onun babası, kaçırılanların telafisi olarak bize sarılırdı, bizimle oynardı.
Yıllar yılı beni ben yapanla bizi biz yapanın aynı şey olması işime gelmişti. Artık gelmiyor. Benle bizin aynı trenin konpartımanında bulunduğu varsayımı hoşuma gitmişti. Artık gitmiyor. Cümle âlemin benimle, ben-biz birliği kanaatini paylaşıyor oluşu rahatlık veriyordu. Artık vermiyor. Çok bekledim, yetmiş yaşıma dayandım; ama hiç kimse şu garip gönlüm için kanun icad etmedi.
Düşündüm her şeyi. Kaybettiklerimi... Bir gece, çok sarhoşken değer verdiğim nadir insanlara nasıl hakaretler yağdırıp gittiğimi düşündüm. "Bitiyorum" dedim kendime. Belki de bittim. "Peşimi bırakmayan sıtmadan önce ben kendimi öldüreceğim" dedim. Asla bir kurşunla değil. Asla bedenime zarar vermeden. Bir "squat" haline gelmiş zihnimdeki düşüncelerle öldüreceğim kendimi. Bir gün o kadar yükseleceğim ki, bir gün o kadar isteyeceğim ki beynim duracak. Dünya duracak! Bir resimli roman kahramanı gibi, bir karikatür gibi hayaller içinde yaşayan adamın ölümü de hayalî olacak. Ancak bedenim bu dünyada kalacak. Sürüklenecek her yere. Ama beynim öldükten sonra hiçbir önemi yok. Kabul etmeliyim ki bir insanın ideal adına seçtiği böylesine garip bir amaç hayli anlamsız gelebilir. Ama şu an için seçtiğim tek yol bu.
Bedenimden önce ölmek!