Bu eser, Müslüman’ın hem zâhirî (dış davranışlar) hem de bâtınî (kalp, niyet ve ahlâk) yönlerini terbiye eden bir edep rehberidir.
Abdullah Fârûkî el-Müceddidî [k.s], bir mü’minin Allah’a, Peygamber’e, insanlara ve nefsine karşı nasıl edepli olması gerektiğini anlatır.
Zâhirî edeb; temizlik, ibadet adabı, konuşma, giyim, yeme-içme, insanlarla ilişki gibi dış davranışlarda sünnete uygunluk demektir.
Bâtınî edeb ise niyetin temizliği, ihlâs, tevazu, sabır, şükür, rıza, Allah’a teslimiyet ve kalp huzuru gibi iç hâllerin olgunlaştırılmasıdır.
Eserde şu mesajlar öne çıkar:
Edep, imanın süsüdür; zahir ve batın bir arada olmalıdır.
Dış görünüşte sünnete uymak kadar, kalpte kibir, riya ve gösterişten uzak durmak da gerekir.
Her işte Allah’a dayanmak, O’nun rızasını gözetmek esastır.
Mürşide, anne-babaya, topluma ve mahlûkata karşı hürmet, tevazu ve güzel ahlâk edebin gereğidir.
Gerçek tasavvuf, sadece zikrî hâller değil; davranış, söz ve kalpte edeple yaşamaktır.
---
Kısacası kitap, “Müslümanın dışı sünnete, içi ihlâsa uygun olmalıdır” prensibini işler.
Zâhir ve bâtın birleşmedikçe kemal (olgunluk) tamam olmaz.