Puan vermedi·556 syf.··
2026 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 12:14
Sonunda bitirdim.. Ve öyle bir ikircime düştüm ki şimdi... Bir tarafım neden bu kadar geç kaldım diyor, diğer tarafım nereden de okudum seni! Ben şimdi nasıl unuturum okuduklarımı ve nasıl devam ederim eskisi gibi. Hem etkili hem tepkili hem de zihin dünyama allak bullak eden bir kitap oldu benim için. "Aklımın içinde adım atacak yer yoktu" Joad ailesinin hikayesi bu... Küçük ama sıcak hayalleri olan, yegane arzusu çalışmak, küçük bir ev ve toprak sahibi olmak olan geniş bir ailenin hikayesi. İnsanın doğduğu, anne babasının doğduğu, çocukluğunun geçtiği topraklardan ayrılmak zorunda kalması oldukça zor değildir midir? Bazen gözler hep arkada kalır, ya eski topraklarında ya eski zamanlarında. En kötüsü her ikisinin de birlikte olması. Hem eski zamanların hem de yaşadığın toprakların bir daha gelmeyecek üzere elinden kayıp gitmesi. İşte Gazap üzümleri, bu kayboluşun hikayesiyle sizleri bekliyor.
1000Kitap
Gazap ÜzümleriJohn Steinbeck · Sel Yayınları · 202045,7bin okunma
Puan vermedi·556 syf.·
2020 648. kitabı
Bugün bir çok okurun överek söz ettiği Gazap Üzümleri'nden bahsedeceğim. Açıkçası kitaba ilk başladığımda bir süre kitabın durağan ilerlemesi beni haliyle sıkmıştı. Yazarın anlatımı oldukça akıcı ve anlaşılır; bir çoğumuz bunu biliyoruz ama hikayenin durağanlığı beni olumsuz etkiliyordu. Fakat sayfalar aktıkça hikaye şekillenmeye başladı ve insanı sarsan bir eser ortaya çıktı. Gazap Üzümleri Amerika'da 1929 yılında başlayan ve büyük buhran olarak adlandırılan dönemde bir ailenin özelinde insanların yaşamış olduğu zorlukları konu ediniyor. Eser, ekmeğini topraktan çıkaran insanların kapitalist düzenin etkisiyle topraklarını kaybetmesi ve bunun üzerine yeni umutlarla oradan oraya göç ederek, hayatta kalma mücadelerini hüzünlü bir şekilde okuyucuya aktarıyor. Bir yanda hayvanlar gibi çalışmasına rağmen karnını bile doyuramayan insanlar mevcutken diğer tarafta zenginleştikçe zenginleşen, bir türlü gözü doymak bilmeyen emek hırsızları söz konusu. Öylesine bir açlık, sefalet ve yoksulluk yaşanıyor ki o insanların tüm acısını okuyucu da iliklerine kadar hissediyor. Böylesi güzel bir eseri tavsiye etmeme gerek yok sanırım, bir çok okurun bu eseri okuduğunu veya okumayı düşündüğünü tahmin edebiliyorum. Biz de en azından okumayı düşünenler için bu güzel eseri tekrar hatırlatmış olalım...
İnceleme
Gazap ÜzümleriJohn Steinbeck · Sel Yayınları · 202045,7bin okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
İnceden inceye politik bir kurgu
10/10
·556 syf.··
2026 2. kitabı
İnsan aç kalınca ahlak tartışması bitiyor. İnsan evinden edilince umut bir duygu değil, hayatta kalma meselesi oluyor. Gazap Üzümleri romanında Joad ailesi yola çıkarken sadece iş aramıyor. İnsanlık da arıyor adeta. Ama sistem onlara şunu söylüyor; Açsan senin suçun. Yoksulsan tembelsin. Çok tanıdık değil mi? Zenginlik çalışmanın ödülü değil, başkalarının çaresizliği üzerine kurulmuş bir düzen. Bu belki size politik bir cümle gibi geliyor olabilir. Ama bu ekmek kadar somut, yaşam kadar gerçek. Ve evet… bu politiktir. Çocuklar aç. Anne süt veremiyor. Tarlada ürün var ama satılmıyor diye yakılıyor. Neden yakılıyor biliyor musunuz? Fiyat düşmesin diye... Steinbeck Gazap Üzümleri'nde şunu anlatmıyor sadece “Yoksullar çok zor durumda.” kesinlikle daha sertini anlatıyor. Yoksulların zor durumda olması gerek bu düzen için. Çünkü sistemin devamı, birilerinin çaresizliğine bağlı. Bu romanı okuyunca geçmişi değil bugünü de okudum sanki.
Gazap ÜzümleriJohn Steinbeck · Sel Yayınları · 202045,7bin okunma
Riske girmeyen, temiz bir final kitabı.
7/10
·432 syf.··
2026 261. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 03:02
Asalet ve İhtişam, Haberci serisinin final kitabı olarak genel anlamda başarılı bir kapanış oldu. Mükemmel değildi ama hikâyeyi büyük mantık hatalarına düşmeden, zarif ve tatmin edici bir şekilde sonlandırmayı başardı. Serinin bu kitabında da yeni sorunlar ve yeni çatışmalarla karşılaşıyoruz. Ana gizem tamamen ortadan kalkmıyor; aksine arka plandaki büyük olay örgüsü son ana kadar merak unsurunu korumayı başarıyor. Kitapla ilgili en büyük eleştirim ise yazarın serinin devam kitaplarında sık sık geçmiş olayları, karakterleri ve ırkları yeniden açıklama ihtiyacı hissetmesi oldu. Uzun aralarla okuyan biri için faydalı olabilir ancak ben kitapları arka arkaya okuduğum için bu bölümler zaman zaman ansiklopedi maddesi okuyormuşum gibi hissettirdi. Neyse ki bu kısımlar kitabın büyük bölümünü oluşturmuyor ve genel akıcılığı tamamen baltalamıyor. Duygusal tarafta ise yazar yine oldukça başarılıydı. Karakterlerin yaşadığı duygular bana kolayca geçti ve hikâyenin duygusal ritmine adapte olmakta hiç zorlanmadım. Bunun ne kadarının yazarın güçlü duygu aktarımından, ne kadarının benim onun anlatım tarzıyla kurduğum uyumdan kaynaklandığını bilmiyorum ama sonuç olarak duygusal sahneler benim için anlamlıydı. Tempo konusunda ise bazı sorunlar yaşadım. Özellikle bazı bölümlerde sıkıldım ve bazı diyalogların gereğinden uzun tutulduğunu düşündüm. Bu durum en çok savaş sahnelerinde dikkatimi çekti. Aksiyonun yükselmesi gereken anlarda uzun konuşmaların araya girmesi ritmi zaman zaman düşürdü. Final kitabı olduğu için olayların ve aksiyonun biraz daha ön planda olmasını beklerdim. Buna rağmen kitap final kısmında dağılan birçok serinin aksine oldukça kontrollü ilerliyor. Hikâyenin düğümleri çözülüyor, karakterlerin yolculukları anlamlı bir noktaya ulaşıyor ve kapanış genel olarak tatmin
Asalet ve İhtişamJennifer L. Armentrout · DEX Yayınları · 202538 okunma
Enki Bilal'den Ekolojik bir uyarı
8/10
·93 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
Havanın Rengi ile Gazap Fırtınası üçlemesinin sonuna geldim. Bu seri Mahluk, Julia ve Roem, Havanın Rengi olarak üç albümden oluşuyor. Enki Bilal çizgiroman dünyasının devlerinden biridir. İşlerini çizerliğin ötesinde bir ressam gibi yapar. Zaten kendisinin Fransa ve Amerika'da açtığı serigiler de var. Akrilik boya, soft pastel, guaj boya, çini mürekkebi gibi malzemelerle karışık teknik uygular. Çizgiroman panellerini klasik yöntemle bir sayfa üzerinde çizmez. Her bir kareyi ayrı ayrı büyük boylarda çalışır. Bu yüzden onun sahneleri sergi resimlerini andırır. Bana göre en iyi portre sanatçılarından biridir. Karakterlerin hüzünlü, düşünceli yüz ifadelerini ustaca resmeder. Oluşturduğu fantastik kaotik atmosferlerle sizi başka bir dünyaya çeker. Bilal'i ilk defa bizde 90'lı yıllarda yayınlanan Av Partisi çizgiromanı ile tanımıştım. Pierre Christin'in yazdığı bu kitapta sanatçının çizgilerine hayran kalmış, sayfalarını uzun uzun incelemiştim. Daha sonra 2000'lerde, kendisinin yazıp resimlediği, meşhur Nikopol serisi ve Canavar serisi yayınlandı. Bu albümlerde tekniğini iyice geliştirmiş ve çizgiroman sanatının en güçlü görsel ürünlerini vermişti. Ancak her ne kadar ressamlığına hayran olsam da Enki Bilal'in yazarlığını pek sevmem. Hatta iyi bir yazar olmadığını düşünürüm. Kurgusu dağınıktır. cümleleri akmaz. Sık sık edebiyat ve felsefe alıntısı ile anlatıyı derinleştirmek ister ama bu tutum hikayenin doğallığını bozar. Bunun en büyük sebebi de sanırım Bilal'in çizgiroman çalışma tarzı... Hikayelerin karelerini çizdikten sonra diyalogları ve metin kutularını yazıyor. Bu da doğaçlama bir yazım demek. Doğal olarak hikayeleri bu spontane yöntem ile karmaşıklaşmaya başlıyor. Sahnelerde tiyatral bir hava oluşuyor. Bilal'de varoluşçu ve nihilist eğilimleri hemen fark
Çizgi Roman
Havanın RengiEnki Bilal · Marmara Çizgi · 20177 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 44. kitabı
Horace McCoy'un 1935 tarihli kült romanı "Atları da Vururlar" büyük buhran döneminde film yıldızı olarak yırtmaya çalışan gençlerin hikayesini anlatır. Eserin 1969 yılında Sydney Pollack tarafından filmi de çekilmiş. Türkçedeki adı "Son Gerçek". 1930'ların Büyük Buhran (Great Depression) yıllarında Amerika'da geçen hikaye, Hollywood'da hayallerini gerçekleştiremeyen Gloria ve Robert adlı iki çaresiz gencin katıldığı acımasız bir "dans maratonunu" anlatır. İnsanların günlerce uyumadan,çok az dinlenerek ,çok az yiyerek sadece para ödülü için birbirlerinin sınırlarını zorladığı bu yarışma, kapitalizmin ve sistemin insanı nasıl birer birer tükettiğini gözler önüne serer. Tıpkı arenadaki savaşçılar gibidirler. Gloria yaşadığı hayattan, acılardan ve yarışmadan o kadar tükenmiştir ki tıpkı bacağı kırılan yarış atlarının acılarının son bulması için vurulması gibi, Robert'tan kendisini öldürmesini ister. Yine çok hüzünlü , çok sert bir novella. Yaşananların tümü gerçek. Büyük buhran dönemi ile ilgili okuma yapmak isteyenlere John Steinbeck'in Gazap Üzümleri'ni kesinlikle tavsiye ederim. O romanda da sistemin ezilenleri nasıl dışarı fırlattığını tıpkı Atları da Vururlar romanında olduğu gibi çok etkileyici bir biçimde anlatır. Yarım günde okuyup bitirdiğim kitabı(zira okulda öğrenci yok:))) mutlaka okuyun. Filmi de çok güzel. Onu da tavsiye ederim.
Atları da VururlarHorace McCoy · Dedalus Kitap · 202655 okunma