Bilim kurgu türünün göz bebeği kadın yazar Ursula Le Guin (2018) tarafından 1974 yılında yayımlanmış bir eser Mülksüzler. Kendisini feminist-anarşist diye tanımlamak çok basit kalır zannımca. Birçok eseri Türkçe'ye çevrilmiş ve bu türe ilgi duyuyorsanız zaten kitaplarından birini mutlaka edinmişsinizdir. Ben halihazırda 'Karanlığın Sol Eli' kitabını okuyorum ve mutlaka onu da okumanızı öneririm. Mülksüzler'e dönersek;
Diyalektik Ütopya: İdeal toplum tasarımını, değişimin ve gelişimin itici gücü olan diyalektik yöntemle ele alır, yani toplumsal çelişkileri (tez-antitez) çözümleyerek daha ileri ve ideal toplumsal aşamaya ulaşmayı hedefler. Ursula da bu kitapta iki farklı düzene sahip gezegenin artı eksilerini sunarak her ikisini de eleştirerek ideal bir dünya nasıl olmalıdır ya da nasıl olmamalıdırı arıyor.
*Spoiler içerir*
İki gezegen: Anarres (Anarşist) ve Urras (kapitalist-emperyalist)
Urras'tan 200 yıl önce pasif bir başkaldırı ile Odo önderliğinde Anarres'e göç eden bir halk. Odoculuk felsefesini sürdürüyorlar. Karşılıklı yardımlaşmaya, eşitliğe, ortak mülkiyete dayalı bir toplum düzeni hakim Anarres'te. Zor iklim şartları, kıtlık, kuraklık ile baş etmeye çalışıyorlar. Hiçbir şeye sahip değilsiniz burada. Eviniz, lambanız, arabanız, aileniz, çocuğunuza bile. Serbestlik ve mülkiyetsizlik hakim.
Roman boyunca özgürlük, paylaşım, mülksüzlük, sahipsizlik, tüketim, dönüşüm gibi söylemler sorgulanmakta.
1960'ların devrimci ruhunu yansıtıyor roman. Gezegen isimleri bile USA-SSCB'ye göndermede bulunuyor. Kapitalist düzen eleştiriliyor. Kitabın türüne bilim kurgu desek de hem politik hem distopik hem ütopik edebiyatı kucaklıyor.
Ana kahramanımız fizikçi Shevek karakterini Oppenheimer'den esinlenmiş yazar. Kitapta sembolik çok şey var, mesela duvar. Berlin Duvarı