5. Büyük Türk Muhacereti ve Selçuk Hakimiyeti (182. sayfa vd)
Orta Asya’dan aşan nüfus akımları devam ediyordu. Selçuk Devleti’nin kuruluşundan birkaç yıl sonra m.1048 (h.438), senesinde “Tibet tarafından sayısız bir Türk Halkı” Karahanlılar hududuna gelmiştir ki bu hareketle Şark Türkleri’nin ve Kıtayların baskısı ile vuku buluyordu. Nitekim XII asır ortalarında, Kara-hitaylılar, Yedi-su bölgesini işgal edecek Karluk ve Yağma Türkleri ile birlikte Maveraünnehre doğru ilerliyordu. Şamani Türk ve Moğol istilalarına karşı, Karahanlılar Türk-İslam Dünyası’nın büyük muhacerete katılarak İslam Ülkesi’ne geliyorlardı. Selçukluların etrafında toplanan Müslüman Oğuzlar önce kendi Şamani Yabguları ile sonra da Karahanlı ve Gazneliler arasında yurt aramakla ve onlarla mücadele etmekle uğraşıyor; muhaceret ceryanı da onları gittikçe İslam ülkelerine doğru itiyordu. Müslüman Oğuz göçlerinin iltihakı ile de bu muhaceret artık bir sel halini alıyor ve onları durmak mümkün olamıyordu. 1040 yılında kurulan Selçuklu İmparatorluğu’nda Büyük Oğuz Kavmi’nin tamamiyle göçmesi sayesinde İslam Dünyası’nda kudret ve hakimiyet kazanmıştı. Esasen bu devletin kuruluşunda Türkmenleri teşvik ediyor ve insan dalgaları ardı kesilmeyen bir akın halini alıyordu.
Sayfa 182 - Ötüken Yayınları, 2008, İstanbul·Kitabı okuyor
Tarih
Devletimiz şu şekilde kurulmuştur: XI. Yüzyılda anayurtta, yâni Türkistan'da Karahanlılar sülâlesi vardı. Anayurt dışında ve Karahanlılarla sınırdaş olarak da yine Türkler tarafından kurulmuş Gazneliler devleti bulunuyordu. Atalarımız olan Türkmenler, yâni Oğuzlarla Karlukların Müslüman çoğunluğu bu iki Türk devleti arasında onların hâkimiyet ihtiraslarına âlet olduktan sonra Gazneliler tarafından kendilerine verilen topraklara girdiler. Fakat askerliklerindeki kuvvet ve şiddet dolayısıyla tabî oldukları devleti ürkütmekte gecikmediler. Gazneliler, Türkmenlerin kudretini kırmak için başkanları Arslan Yabgu'yu yakalayarak hapsettilerse de başlarını kaybetmek onların gücünü kırmak şöyle dursun, aksine hınçlarını arttırdı ve Gaznelilerle yapılan bir sıra çarpışmalardan sonra nihayet 1040'ta kazanılan Dandânakan Meydan Savaşı ile Horasan'da bağımsız bir devlet kuruldu. İşte Horasan'da kurulan bu devlet, îslâm müverrihlerinin Selçuk Devleti dediği bu yeni teşekkül, bizim devletimiz, yâni Türkiye'dir.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Arslan Yabgu Oğlu Kutalmış'ın İsyanı
Kutalmış, babası Arslan Yabgu’nun Gazneliler tarafından esir edilip Hindistan’da ölmesinden sonra ailenin liderliğinin kendisine geçmesi gerektiğini savunuyordu. Tuğrul Bey’in ölümü ve ardından yaşanan karışıklıklardan faydalanarak 50.000 kişilik bir ordu topladı ve Alp Arslan’ın sultanlığını tanımayarak Rey şehri üzerine yürüdü. Tarihçinin Anlatımı: "Kutalmış, kendisinin Arslan Yabgu'nun oğlu ve Selçuklu ailesinin en yaşlısı olması hasebiyle saltanatın kendi hakkı olduğunu iddia ediyordu. O, Tuğrul Bey'in ölümü üzerine derhal faaliyete geçerek Türkmenleri etrafına topladı ve başkent Rey'i kuşattı." Dâmgan Muharebesi ve Kutalmış’ın Trajik Sonu (Kasım 1063) Alp Arslan, Kutalmış'ın Rey kuşatmasını kaldırmak için süratle üzerine yürüdü. İki ordu Dâmgan yakınlarında karşılaştı. Kutalmış, stratejik bir hata yaparak bulunduğu mevziyi terk etti ve ovaya indi. Alp Arslan'ın disiplinli ordusu karşısında bozguna uğrayan Kutalmış, geri çekilirken atından düşerek öldü (veya bazı kaynaklara göre kahrından öldü). Tarihçinin Anlatımı: "İki ordu Dâmgan civarında karşı karşıya geldi. Kutalmış, askerlerine çok güveniyordu; ancak Alp Arslan'ın ordusundaki disiplin ve taktik üstünlük karşısında tutunamadı. Ric'at (geri çekilme) sırasında sığındığı sarp kayalıklarda atından düşerek hayatını kaybetti. Alp Arslan, amcasının oğlunun cenazesinde ağlayarak onun için büyük bir matem töreni düzenletti." İsyanın Ardından Selçuklu Teşkilatında Değişim ve Kutalmışoğulları Tarihçinin Anlatımı: "Kutalmış'ın mağlubiyeti ve ölümü, Selçuklu imparatorluk otoritesinin Alp Arslan'ın şahsında birleşmesini sağladı. Ancak bu olay, ileride Anadolu'da kurulacak olan yeni bir Selçuklu devletinin de tohumlarını atmış oldu. Nitekim Kutalmış'ın oğulları, babalarının bu mücadelesini Anadolu topraklarında devam
Alıntı
Selçukluların Devlet Olma Süreci
​1. Serahs Zaferi ve Selçuklu Devleti'nin İlk Temelleri (Mayıs 1038) Serahs zaferinin ardından üçlü şeflik sistemi (Tuğrul, Çağrı ve Musa Yabgu) devam etse de Tuğrul Bey "Sultan" olarak öne çıkmış ve Nişabur'a girerek Sultan Mesud’un tahtına oturmuştur. Selçuklular burada halkı korumuş ve yağmacılığı yasaklayarak meşru bir devlet gibi davranmaya başlamışlardır. Tarihçinin Anlatımı: "Selçuklular, kazandıkları bu ikinci zaferden sonra, hemen bir kurultay toplayıp Tuğrul’u başlarına hükümdar seçtiler. ... Nişabur, Horasan’ın merkezi ve aynı zamanda en mühim bir şehriydi. Bundan dolayı Selçuklular, kurdukları devlete payitaht olarak Nişabur’u seçmişlerdi." 2. Karşılıklı Aldatmaca: Mütareke ve Diplomatik Savaşlar (1039) İki taraf da aslında barış istemiyordu. Sultan Mesud çölde savaşacak teçhizat (at, deve, altın) toplamak için zaman kazanmaya çalışırken; Selçuklular da mütarekeyi hiçe sayarak çevre bölgeleri (Cürçan, Belh çevresi) istila etmeye ve yeni müttefikler (Börü Tekin gibi) bulmaya devam ettiler. "Gazneliler düştükleri çıkmazdan kurtulmak için Selçuklularla mütareke akdine mecbur olmuşlardı. ... Selçuklu şeflerinin de anlamış olmalarıdır. Selçuklu şefleri bu karşılıklı aldatmaca oyununda Gaznelilerden hiç de aşağı kalmamışlardır." 3. Dandanakan'a Giden Yol: Açlık, Susuzluk ve Nihai Bozgun (1040) Sultan Mesud, Tuğrul Bey’i yakalamak için Nişabur’dan Bâverd’e, oradan Nesâ’ya sürekli hareket etti. Ancak Selçuklular "vur-kaç" yaparak Gazneli ordusunu çöle çekti ve su kuyularını tahrip etti. 23 Mayıs 1040’ta Gazne ordusu Dandanakan Kalesi'ne ulaştığında susuzluktan ve iç rekabetten (komutanlar arası çekişme) dolayı savaşamaz haldeydi Tarihçinin Anlatımı: "23 Mayıs'ta Gazne ordusu savaşa savaşa Dandanakan Kalesi'ne ulaştı ve burada durdu. ... Selçuklular dört
Alıntı
Selçukluların Horasandaki Faliyetleri
​1. Selçukluların Horasan’a Girmeleri ve Gazneli Makamlarına Müracaatları ​Kısa Açıklama: Selçuklular, Ceyhun’u geçip Horasan’a ayak bastıklarında hemen savaş yolunu seçmediler. Aksine, Gazneli Sultan Mesud’un Horasan Valisi Suri’ye ve Hacib Begdoğdu’ya mektup yazarak, meşru bir şekilde yerleşme izni istediler. Kendilerini perişan bir halde, sığınacak yurt arayan sadık bir kitle olarak tanıttılar. ​Tarihçinin Anlatımı: "Selçuklu beyleri, Gazneli Horasan valisi Suri’ye gönderdikleri mektupta; Şah Melik ve Karahanlı Ali Tegin’in zulmünden kaçtıklarını, perişan bir halde olduklarını bildirdiler. Kendilerine Nesa ve Baverd taraflarında otlak verilmesini, karşılığında Gazneli devletine hizmet edeceklerini ve asayişi sağlayacaklarını vaat ettiler. Bu müracaat, aslında bir varlık mücadelesinin diplomatik kılıfıydı." 2. Gaznelilerin Karşı Hazırlıkları ​Kısa Açıklama: Sultan Mesud, Selçukluların bu "masum" görünüşlü mektubuna inanmadı. Onların Horasan’daki diğer Türkmenlerle birleşip büyük bir tehlike yaratacağını biliyordu. Bu yüzden diplomasi yerine doğrudan askeri imha kararı aldı ve büyük bir ordu hazırlattı. ​Tarihçinin Anlatımı: "Sultan Mesud, Selçukluların müracaatını samimi bulmamış; bilakis onları Horasan’dan söküp atmak için süratle hazırlıklara başlanmasını emretmiştir. Hacib Begdoğdu kumandasında, içinde fillerin de bulunduğu devasa bir orduyu Selçukluların üzerine sevk etmiştir. Gazneli makamları, Selçukluları basit bir asi grup olarak görüp hafife alma hatasına düşmüşlerdir." ​3. Nesa Savaşı (1035) ​Kısa Açıklama: Selçuklu ve Gazneli ordularının Horasan hâkimiyeti için yaptığı ilk büyük meydan savaşıdır. Selçuklular sayıca az olmalarına rağmen, hayat memat meselesi olarak gördükleri bu savaşta büyük bir taktiksel zafer kazanmışlardır. ​Tarihçinin
Sayfa 48·Kitabı okuyor
Alıntı
Selçuklular Horasan’a Gidişi
hayatta kalma mücadelesi için gittiler. İki büyük ateş arasında kalmışlardı: Doğuda Karahanlılar, güneyde ise Gazneliler. Cend bölgesinde Şah Melik’in ani baskınıyla ağır bir darbe almaları, onları savunmasız ve yurtsuz bıraktı. Selçuklular Gelmeden Önce Horasan’daki Türkmenlerin Durumu ​ Arslan Yabgu Hindistan’da esirken, ona bağlı olan kalabalık Türkmen kitleleri (Yabgulular) Horasan’a yığılmışlardı. Ancak başlarında güçlü bir lider olmadığı için hem halkla çatışıyorlar hem de Gazneli ordusu tarafından ağır baskı görüyorlardı. ​Tarihçinin Anlatımı: "Gazneli Sultan Mesud, Horasan’daki Türkmen meselesini kökten çözmek için bir hileye başvurdu. Türkmen reislerinden yaklaşık 50 kişiyi ziyafete çağırıp orada kılıçtan geçirtti. Bu olay, Türkmenleri teskin etmek yerine daha da azgınlaştırdı ve Gazneli devletine karşı büyük bir nefretin doğmasına yol açtı."
Sayfa 43·Kitabı okuyor
Alıntı