6/10
·560 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
İran çok köklü kadim bir millet tarihçesi mö.658-mö549 medler ile başlıyor.Ahameniş imp Selevkos imp part imp. Sasaniler emeviler abbasiler tahiriler samaniler gazneliler selçuklular harezmşahlar timurlular safavi devleti ve afşar hanedanlığı ile devam eden iran kitabımızın konusu zend hanedanlığı ve kaçar hanedanı nın sonu ile tarihi oldukça kalabalıktır..Rıza şah Pehlevi Kaçar Hanedanı’nı son şahı Ahmed Kaçar’ı devirerek Pehlevi Hanedanı’nı kurmuş ve hemen bir anayasa çıkararak bundan sonra kaçar hanedanının başa geçmesini engellediğini (Süreyya) adlı kitabı okurken bahsetmiştik. Yorumumu sayfamda bulabilirsiniz .Pehlevi hanedanına yapılan devrim ile 1 nisan 1979 iran resmen islami cumhuriyet oldu.Beni SAdr c.Başkanı oldu Humeyni dini ve siyasi yetkileri elinde tuttu.ve iranda Humeyni devri başladı. şimdi bir önceki hanedana KAÇAR Hanedanına değinelim. 1794-1925 yıllarını kapsar 130 yıl iranı’ı yönetmiştir.İran’da hüküm süren son Türk Hanedanlığıdır.Kaçar Boyunun (koyunlu ) Kovanlı da denir kolu tarafından kurulmuştur. Baba Muhammed Hasan Han Kerim Han zend tarafından Mazandaran da öldürüldü. Nadir şahın yeğeni adil şah Ağa muhammed hanı öldürmeyip hadım ettirdi bundan dolayı kardeşi hüseyin kuli han kovanlıların başına geçti Ağa muhammed han tahranda kerim han zend’ın yanında kaldığı süre boyunca kendisini ilim ve irfana verdi.1789 yılında iran şahı olarak tahta geçti fakat 1796 ya kadar resmi olarak taç giymedi 1794 te zend hanedanından lutf ali hanı öldürmesiyle tahta çıktı 1797 de de suikaste kurban gitti. zalimliği ve cimriliği ile tanınan ağa hizmetkarları tarafından şuşa (karabağ) çadırında öldürülmüştür. Zend Hanedanlığı ile devamlı olarak taht mücadelesi vermiştir. Zend hanedanlığı da Afşar imp. Nadir şah tarafından Doğu iran’a sürülmüş ölümünden
HükümdarJean Gavr · Truva Yayınları · 20156 okunma
10/10
·656 syf.··
Beğendi
·
2026 81. kitabı
Birinci cildinde İslamiyetin Doğuşundan, Anadolu Beylikleri dönemine kadar okuduğumuz İslam Dünyası Tarihi nin ikinci cildiyle gelsim bugün. Bu ciltte de Osmanlı Devletinin Kuruluşundan on dokuzuncu Yüzyıla kadar olab süreci anlatmış ünlü akademisyen, tarihçi Michael Cook . Türklerin İslamiyeti tanıması 751 Talas Savaşı ile oluyor ilk. Osmanlı Devleti ilk kuruluşunda zaten dini olarak İslamiyeti seçmiş. Balkanlarda yaşayan gayrimuslimlerin yanı sıra Müslüman vatandaşımız da çok .Osmanlı Devletinin en önemli yönü fethettiği yerlerde asla zorla din degistirmeye zorlamamışlar. Yükselme Devri sırasında yapılan fetihlerle dünyanın bir çok yerine yayılmış bu din . Gazneliler döneminde Hindistan a kadar yayılmış bu din . Madagaskar ,Somali,Seylan ,Tunus,Cezayir ,Mısır ve Ortadogu dediğimiz ülkelerine yayılan bir İslamiyet olgusu var. Osmanlı, fethettiği bölgelerdeki halka inanç özgürlüğü tanımış, bu durum İslam'ın bölgede barışçıl bir şekilde kabul görmesini kolaylaştırmış.1517'de Yavuz Sultan Selim'in Memlûk Devleti'ni yenmesiyle halifeliğin Osmanlı'ya geçmesi, İslam dünyasındaki etkiyi artırmış ve devletin İslami meşruiyetini pekiştirmiş. İslamiyet, dünyada en çok Asya kıtasında yer alıyor. Dünya Müslüman nüfusunun yaklaşık %62'si Asya'da, özellikle Endonezya, Pakistan, Hindistan ve Bangladeş gibi ülkelerde yaşıyor . Kuzey Afrika ve Orta Dogu ise dinin en cok görüldüğü diğer bölgeler. Arap Yarimadasında dogan ve dağılan dinin Arap kültüründe ki etkilerinden de bahsedilmiş. 1800 lü yıllardan günümüze kadar olan zaman dilimi için üçüncü cilt düşünülüyormuş. O zaman onu da bekliyoruz en yakın zamanda .. Dinin önemi ortada.Şu günlerde bile aslında din savaşları yapılıyor. İsrail in ve Abd nin Iran ı vurmasının nedeni nükleer mi sizce de ? İsrail in dini amaçlarını ele
İslâm Dünyası Tarihi 2Michael Cook · The Kitap · 202521 okunma
Reklam
Barthold: Turkestan v epohu Mongol’skago naşestviya
Puan vermedi
Müelliflerce bugüne değin Orta Asya olarak da bildiğimiz Türkistan coğrafyasına dair pek çok eser kaleme alınmıştır. Bunların bir kısmı belirli bir dönemi tetkik eden monografilerken, bir kısmı ise Türkistan’ın umumi tarihini ele alan giriş kitaplarıdır. Bu iki nevîden eserlerin ilmi kudretini ortaya koyan ise müelliflerinin analiz yetenekleri ile birlikte tetkik edebildikleri kaynakların genişliğidir. Barthold’un birçok müverrihin de teveccühünü kazanmış olan anıtsal eseri Türkistan’nı da membasının genişliği ile ilmi kudreti haiz ve günümüze kadar aşılamamış bir eser olarak karşımızda duruyor. Barthold’un eserini bu derece mümtaz kılan unsurlar, onun nasıl bir ilmî zemin üzerinde vücut bulduğunu bilmeye olan ihtiyacı da artırır. Zira bir metnin kıymeti kadar, o metni ortaya çıkaran şartlar, kullanılan kaynaklar ve müellifin takip ettiği usul de önemlidir. Bu sebeple Türkistan’ın telif sürecine ve eserin ilk şekillenişinden neşrine uzanan tarihçesine kısaca temas etmek yerinde olacaktır. Eser esas olarak, ünlü müsteşrikin magisterlik unvanını almak için hazırladığı tezi olarak ortaya çıkmıştır. Ancak tezi 19 Kasım 1900’de Petersburg Üniversitesi Doğu Dilleri Fakültesi’nde savunduğunda, magisterlik unvanı yerine üniversite senatosunun onayıyla doktor unvanına layık görülmüştür. Barthold’un tez savunma komisyonundaki kendileri de dönemin ünlü müsteşrikleri bulunan üyeler, eserin fevkalade olduğundan kati surette bahsetmişlerdir. Eserin bu başarısında şüphesiz Barthold’un 1893’te çıktığı Orta Asya gezisi ile birincil kaynaklar üzerinde çalışmaya harcadığı uzun mesailerin payı büyüktür. Bunun yanında, eserinin aldığı tüm övgülere karşın yapıtı eksik bulan Barthold, 1900’de çıkan Rusça tercümeye ekler ve düzeltmeler yapmak için Orta Asya’ya ve Batı’ya defaatle seyahatler
Moğol İstilasına Kadar TürkistanWilhelm Barthold · Kronik Kitap · 201795 okunma
Barthold: Turkestan v epohu Mongol’skago naşestviya
Puan vermedi
Müelliflerce bugüne değin Orta Asya olarak da bildiğimiz Türkistan coğrafyasına dair pek çok eser kaleme alınmıştır. Bunların bir kısmı belirli bir dönemi tetkik eden monografilerken, bir kısmı ise Türkistan’ın umumi tarihini ele alan giriş kitaplarıdır. Bu iki nevîden eserlerin ilmi kudretini ortaya koyan ise müelliflerinin analiz yetenekleri ile birlikte tetkik edebildikleri kaynakların genişliğidir. Barthold’un birçok müverrihin de teveccühünü kazanmış olan anıtsal eseri Türkistan’nı da membasının genişliği ile ilmi kudreti haiz ve günümüze kadar aşılamamış bir eser olarak karşımızda duruyor. Barthold’un eserini bu derece mümtaz kılan unsurlar, onun nasıl bir ilmî zemin üzerinde vücut bulduğunu bilmeye olan ihtiyacı da artırır. Zira bir metnin kıymeti kadar, o metni ortaya çıkaran şartlar, kullanılan kaynaklar ve müellifin takip ettiği usul de önemlidir. Bu sebeple Türkistan’ın telif sürecine ve eserin ilk şekillenişinden neşrine uzanan tarihçesine kısaca temas etmek yerinde olacaktır. Eser esas olarak, ünlü müsteşrikin magisterlik unvanını almak için hazırladığı tezi olarak ortaya çıkmıştır. Ancak tezi 19 Kasım 1900’de Petersburg Üniversitesi Doğu Dilleri Fakültesi’nde savunduğunda, magisterlik unvanı yerine üniversite senatosunun onayıyla doktor unvanına layık görülmüştür. Barthold’un tez savunma komisyonundaki kendileri de dönemin ünlü müsteşrikleri bulunan üyeler, eserin fevkalade olduğundan kati surette bahsetmişlerdir. Eserin bu başarısında şüphesiz Barthold’un 1893’te çıktığı Orta Asya gezisi ile birincil kaynaklar üzerinde çalışmaya harcadığı uzun mesailerin payı büyüktür. Bunun yanında, eserinin aldığı tüm övgülere karşın yapıtı eksik bulan Barthold, 1900’de çıkan Rusça tercümeye ekler ve düzeltmeler yapmak için Orta Asya’ya ve Batı’ya defaatle seyahatler
Moğol İstilâsı Devrinde TürkistanWilhelm Barthold · Türk Tarih Kurumu Yayınları · 202095 okunma
8/10
·156 syf.··
2025 47. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Kasım 2025 18:38
II. Göktürk Devleti’nin üç temel yazıtı Bilge Kağan, Kültigin ve Tonyukuk adına dikilmiştir. Devletin kurucusu İlteriş (Kutluk) Kağan, 682–692 yılları arasında 10 yıl kağanlık yapmış, onun ölümünden sonra amcası Kapgan Kağan 692–716 arasında 24 yıl boyunca devleti yönetmiş ve sınırları askerî olarak en geniş hâline getirmiştir. Bilge Kağan, 716 yılında tahta çıkmış ve 734 yılına kadar 18 yıl kağanlık yapmıştır. Kardeşi Kültigin, hiçbir zaman kağan olmamış; 716–731 yılları arasında başkomutan olarak ordunun fiilî lideri olmuştur. Tonyukuk ise kağan değildir; 682–724 yılları arasında İlteriş, Kapgan ve Bilge Kağan olmak üzere üç kağanın da başdanışmanı ve stratejisti olarak görev yapmıştır. Bilge Kağan ve Kültigin yazıtları Moğolistan’daki Orhun (Orkhon) Nehri Vadisi’nde, Tonyukuk Yazıtı ise Tola (Tuul) Irmağı çevresinde bulunmaktadır. Tola Irmağı ile Orhun Vadisi arasındaki mesafe yaklaşık 80 km’dir. Bu nedenle yazıtların tümüne genel olarak “Orhun Yazıtları” denir; “Orhun” bir kişi adı değil, bulundukları coğrafyanın adıdır. Bilge Kağan Yazıtı devlet yönetimi, töre, halk–iktidar ilişkisi ve bağımsızlık üzerine öğütler içerir. Kültigin Yazıtı askerî başarıları ve kahramanlıkları anlatır. Tonyukuk Yazıtı ise doğrudan strateji, savaş planları ve devletin nasıl ayakta tutulduğu üzerine kuruludur. Bilge Kağan’ın 734’te ölümünden sonra devlet hızla zayıflamış, II. Göktürk Devleti 744 yılında yıkılmıştır. Yazıtlar, Türk tarihinin ilk yazılı devlet belgeleri olarak kabul edilir. Türk Tarihi – Çok Kısa Devletler Kronolojisi Asya Hun Devleti: MÖ 220 – MS 216 Avrupa Hun Devleti: 375 – 469 Avar Kağanlığı: 558 – 805 Bulgar Devleti: 630 – 681 I. Göktürk Devleti: 552 – 581 II. Göktürk Devleti: 682 – 744 Uygur Kağanlığı: 744 – 840 Karahanlılar: 840 – 1212 İslamiyet’i kabul eden
Kül Tigin YazıtıAli Akar · Ötüken Neşriyat · 202235 okunma
Türk Yurdu Dergisi Sayı 459 (Kasım 2025)
10/10
·136 syf.··
2025 81. kitabı
Giriş Türk Yurdu dergisinin, köklü yayın hayatının 114. yılında okuyucuyla buluşan Kasım 2025 tarihli 459. sayısı, Türkiye'nin ve Türk dünyasının güncel meselelerinden tarihî derinliklerine, stratejik analizlerden felsefi sorgulamalara uzanan zengin bir entelektüel içerik sunmaktadır. Derginin bu sayısı, Türkiye'nin beka mücadelesinden ulus-devlet modelinin geleceğine, bilim ve teknoloji politikalarından Millî Mücadele'nin enformasyon stratejilerine kadar bir dizi kritik konuyu masaya yatırarak, okurlarına çok katmanlı bir düşünce yolculuğu vaat etmektedir. 1. Mehmet Öz - "Beka ve Süreç" Türk Ocakları Genel Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öz, Beka ve Süreç başlıklı yazısında, Türkiye'nin içinde bulunduğu çok boyutlu beka sorunlarını, "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırılan "süreç" kavramı ekseninde bütüncül bir bakış açısıyla ele almaktadır. Yazar, bu sorunları birbirinden kopuk alanlar olarak değil, aile, gençlik, terör ve ekonomi gibi birbirini etkileyen dinamiklerin bir bütünü olarak değerlendirerek, köklü ve stratejik çözümlerin gerekliliğine işaret etmekte ve Cumhuriyet'in kurucu ilkelerine yönelik tehditlerin altını çizmektedir. Öz, Türkiye'nin karşılaştığı temel sorunları ve bu sorunlara yönelik tespitlerini şu başlıklar altında yoğunlaştırmaktadır: * Aile ve Nüfus Sorunu: Yazar, nüfusun alarm verdiğine dikkat çekerek 2025 yılının "Aile Yılı" ilan edilmesini memnuniyet verici bir adım olarak görmektedir. Ancak sorunun tavsiyelerle çözülemeyeceğini, nüfusu en azından kendini yeniden üretecek seviyeye çıkarmak için ciddi sosyal ve ekonomik tedbirlerin alınması gerektiğini vurgulamaktadır. * Gençliğin Meseleleri: Gençlerin eğitim, adalet, liyakat ve istihdam gibi temel alanlarda yaşadığı sorunların, **onları ülke
Tarih
Türk Yurdu - Sayı 459 (Kasım 2025)Türk Yurdu Dergisi · Türk Yurdu Yayınları · 20251 okunma
Reklam
Reklam