Anadolu’nun kadim geleneklerine göre her acının ilacı yemekti. Ne kadar üzüntülü bir olay yaşarsan yaşa, yemek tedavi ediciydi. Yemek hep “ölmüşlerin ruhu için” yeniyordu. Sanki o ruhlar, besinlerden yararlanacakmış gibi.
Ama bu âdetleri, bugünün materyalist mantığıyla yargılayanlara ve küçümseyenlere kızardım ben. İnsanoğlunun teselli için binlerce yıl içinde geliştirdiği formüllerden birisiydi bu ve bence gerekliydi.
Biraz zaman kazanınca, serbest zamanını artırmak için daha fazla uğraşıyor insan. Canlanıyor. Hayattaki mecburiyetlerden kurtulma duygusu yaşadıkça, dolu dolu yaşama isteği artıyor.