“Bazen Selma’ya karşı içimde uyanan müthiş kinin, beni ondan uzaklaştıran kinin aşk olduğunu biliyorum. Son tahlilinde sevgim onu kendimde veya kendimi onda yok etmek özleyişleriyle karışıyor. Aşkın, büyük zıtlıkları birbirleriyle hallü hamur eden temel duyguları bunlardır.”
"Ölümün bütün kusurları temizleyen banyosuna teyze şimdi giriyordu. Cimriliği ve hainliği azalmaya başlamıştı. Şimdi asmaya bakan pencerenin önünde ud çalıyordu. Gözlerinde kararan yeşillerin gölgesi ve mahzunluğu vardı. Sevilmemişti hiç. Necmiye teyze; evlenmemişti; onu hiç kimse anlamamıştı. Belki bütün hainler gibi o da bunun için haindi."
“Felsefe’de bir gün hoca, Fransa’dan İstanbul’a gelip üniversitede bir konferans veren Georges Dumas’ın mekanist telakkiyi müdafaa için, gözlerin, manalarını kendi kendilerinden değil, onları çeviren cildin kımıldanışlarından aldığını izah eden sözlerini anlatmıştı. Fransız alimi, buna inanmak için bir kağıda gözlerin hizasına tam gelebilecek iki delik açılmasını ve bu kağıdın bir maske gibi gözlerin üstüne konmasını tavsiye etmiş: Kağıdın deliklerinden görünen gözlerin kendilerinde hiçbir mana olmadığı o zaman anlaşılırmış.”
“Müdürlüğün önünde otobüs bekleyen üç kişinin zaman zaman aynı istikamete doğru çevrilen bakışlarından omuzlarının veya kollarının bir silkinişine kadar vuran sabırsızlığı kıskandı. İnsanın acele bir işi olmasındaki büyük saadetin kadrini bilselerdi, böyle somurtmazlardı. Ferit gibi kendi muhayyilesinden bir varlık sebebi dilenmek zorunda kalmadıkça, hiçbir insan, peşinden koştuğu ve hırpalandığı işin zahmetlerini küçük, büyük bir baş belası telakki etmek hatasından kurtulamayacaktı.”