Bu alıntı bende olgunlaştıkça farkında olduğum bir şeyin haklılığını destekledi. Aşk diye bir şey var mıdır, varsa ben aşık oldum mu? Şu zamana kadar önceden birkaç kez aşık olduğumu ama belli bir yaştan sonra aşık olmanın zor olduğunu düşünüyordum. Ama aşk zannettiklerim aslında benim zayıflığımmış. İçimdeki bazı zayıflıklar; söz gelimi kendimi yeterince sevmeme, ergenlikten dolayı kendimi beğenmeme, karşı cinsin ilgisinin ilk defa oluşu nedeniyle bendeki etkisini aşk zannetme, bu duyguyu ilk defa tatmam nedeniyle gözümün kör olması; bu aşk mıdır? Bana kalırsa bu aşk değildir. Bu insanın kendi zayıflığına kurban olup bazı zayıflıklarını aşk zannetmesidir. Ayakları yere sağlam basan, kendini yeterince seven bir insanın aşık olması o kadar kolay değildir. Bu kişi aşık olabilir mi onu da bilmiyorum. Ama eğer olabilirse gerçek aşk budur. Alıntıda dediği gibi sevgi “bir şeye kapılmak”, bir şeyin nesnesi olmak değil; “bir şeyin içinde olmak”, öznesi olmaktır. Her geçen gün kendimde bazı zayıflıklarımı tamamladığım, şu an kendimi 18 yaşında olduğumdan daha çok sevdiğim düşünülünce; şu anki ben 18 yaşımdaki yaşanan etkileşimler üzerine aşık olur muydu? Olmazdı bence. O yüzden buna aşk demek mümkün mü bilemiyorum. Ya da insan doğası gereği zayıfız, belki aşk da bunun için vardır. Aşkın da tam olarak tanımı budur. Bilemiyorum. Kafamda deli sorular. Ama Erich Fromm da aynı şeyi düşünmüş olacak ki aşkın benim dediğim gibi özne olmak olduğu, nesne olunan ve bir şeye kapılınan duygunun aşk olmadığını düşünmüş.