Biyogüvenlik Kanunu'yla GDO'lu tohum ekimi tamamen yasak,çünkü olası risklere karşı önlemci bir yaklaşım benimsedik. İthal tohumlar bile zorunlu analize tabi,tarlamızda GDO lu üretim yok. Mesele GDO var mı,yok mu değil!! Bu tohum kimin elinde,bu pazar kimin kontrolünde ve bu bağımlılık kimin işine yarıyor sorusu..
Sayfa 25·Kitabı okudu
İslam Çevre Ahlakı
...Uzaktan bakıldığında çevre duyarlılığı hep, zengin ülkelerin lüks hassasiyetleri, Batı'nın dünyanın kalanına dayatması gibi görünebilir. Oysa, iklim değişimi nedeniyle göç eden milyonlarca mülteci, organik ürünleri zenginlere giderken kendisi kimyasalları üretilmiş GDO'lu ürünleri yiyen fakir halklar, Tahran, Delhi, Karaçi, Lahor gibi dünyanın en kirli şehirlerinde kent yoksulu olarak en sefil hayatı yaşamaya mecbur bırakılan insanlar, evleri sel altında kalanlar, ormanları yananlar, suyundan mahrum kalanlar esas sorunun iklim adaletsizliğinde olduğunun farkında değiller.
Sayfa 131·Kitabı okudu
Reklam
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Dünya Bankası ve Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) gibi kaynaklardan elde edilen verilerle meydana getirilen Gıda Sürdürülebilirlik Endeksinin (The Economist İnteligence Unit-EIU) 2016 yılındaki göstergeleri küresel gıda üretiminin üçte birinin israf edildiğini ortaya koydu. Bu oran 1,3 milyar ton gıdaya denk gelmekte ve Dünya genelinde yetersiz beslenen 795 milyon insanı doyurmak için gereken gıdanın dört katına denktir. Tablodan anlaşılacağı üzere açlığın asıl sebebi hiçbir vakit GDO üreticilerin göz boyarcasına tekrarladığı gıda yetersizliği olmamıştır. Asıl mesele, israf ve sürdürülebilir tarım politikalarının uygulanmayışıdır. Zaten GDO'nun çeşitli ürünlerle ilgili pazalarda hakimiyetini ilan ettiği zamanları yaşamıyor muyuz ? Hani, 1980'lerden beri dile getirilen "açlık GDO ile son bulacak" iddiası neden hala gerçekleşmiş değil? Değil, çünkü bu iddia kocaman bir balon. Amaç, Dünya tarımının kartellerin eline geçmesi, kontrol edilebilir hale gelmesi ve GDO'lu tarımla birlikte insan popülasyonunun kontolüdür. Unutulmamalıdır ki gıda, doğrudan doğruya üremeyle, nüfus politikalarıyla ilintili kalemdir.
Sayfa 314 - Şira·Kitabı okuyor
GDO'lu duygular, düşünceler, ilişkiler, bakış açıları, hayaller ve vaatler ruh sağlığımızı altüst ediyor.
Sayfa 19·Kitabı okudu
Duygu ve Düşünce
Gıda Güvenliği ve Tarım Manipülasyonu
Gıda, ulusal güvenlik ve toplumsal huzurun temelidir. Gıda piyasalarındaki manipülasyon ve bağımlılık yaratma, zihin kontrolünün en ilkel ve en etkili biçimidir. Tohum Tekelleri: Büyük küresel tohum şirketleri (örn. Monsanto), hibrit ve GDO'lu tohumlarla çiftçileri sürekli tohum satın almaya zorlar. Bu, çiftçinin geleneksel tarım bilgisini ve tohum üzerindeki egemenliğini ortadan kaldırarak, onu teknolojik ve finansal bir döngüye hapseder. Zihinsel Etki: Bir ulusun kendi kendini doyurma yeteneğine olan güveninin sarsılması, kolektif beka kaygısını tetikler ve halkın, dışarıdan gelen teknolojik çözümlere (ve o çözümü sunan güçlere) boyun eğmesini kolaylaştırır.
Sosyoloji
Gıda ve Bağımsızlık
Bizler kendimiz oyalayarak konulara yabancılaşırken şöyle diyordu işgal yönetimi yerli çiftçilere; Ya bizim GDO'lu tohumlarımızı alın ya da ölün! Bu ifadeler yalnızca çiftçiye yönelmiş bir tehdit değil aslında bütün bir ulusa karşı açılmış gıda temelli biyolojik bir savaşın ilanıydı. Bir ülkenin kendi atalık tohumlarını yok edip yerine küresel şirketlere ait patentli GDO'lu tohumları koymak o ülkeyi ebedi bir bağımlılığa mahkum etmek demektir. Çünkü çiftçi artık kendi tohumunu saklayamayacak her yıl yeniden satın almak zorunda kalacaktı. Bu sizce de korkunç bir sonun başlangıcı değil midir? Tohum bankalarını yerle bir ettikten sonra Irak'a 6 çeşit buğday tohumu getirdiler. Bunlardan üçü ekmek diğer üçü ise pasta yapımı içindi ancak Iraklıların pasta yemek gibi bir alışkanlıkları yoktu ve zaten halkın ekserisi o dönemde savaşla ve açlıkla boğuşuyordu. Fransa kraliçesi Maria Antoinette'e atfedilen "Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler." sözü bizzat Irak işgalinde canlandırılıyordu. Bu yaşananlar 21 yüzyılın ekmekle terbiye etme politikasını gözler önüne sermekteydi. Silah zoruyla alınamayan her şey gıda üzerinden alınırdı çünkü insanlar karnı açken özgürlük talep edemezdi. Bugün bizim ülkemizde de özgürlüğü teşhircilik zannedip kendini çok medeni ilan eden aklı evvellerin çözemediği mesele de tam olarak bu. Bana ne Ortadoğu'dan abi ya diye ağız burun yamultanlar bugün özgürlüğü krop giymekte, bağımsızlığı ise saatlerini dokuzu beş geçeye kurmakta sansınlar bakalım.
Sayfa 261·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Reklam