belki de bu sayede hayat devam ediyordu. kimse, neye neden olduğunu önceden bilmediği için... çünkü her davranışının zaman içindeki bütün sonuçlarına önceden tanıklık eden kişinin ilk tepkisi, büyük ihtimalle, durmak olurdu. durmak ve durdurmak. dehşet içinde. hareket etme korkusundan kalbi durana kadar
"ne yaptın oğlum bunca yıl?" diye sormuştu kadın. o da "Hiç." demişti "Durdum öyle."
"Peki şimdi ne yapacaksın?"
"Yoruldum durmaktan, bir şeyler yapacağım ışte."
"İyi de ne?"
"Daha yeni geldim be ana, pişman etme adamı !"
yasin hiçbir şey yapmayacak ve durmaya devam edecekti. ölene kadar. sonra biraz da orda duracaktı. toprağın altında. sonra da yok olup gidecekti. hiç gelmemiş gibi. dünya üzerindeki bütün insanlardan farklı olarak. çünkü bütün insanlar bir şeyler yapmış, yapıyor ve yapacaktı. hatta öldükten sonra bile. bazıları cennete gidecek bazıları doğaya karışacak bazıları da yeniden doğacaktı. kimse yasin kadar yok olup gitmeyi göze alamıyordu. kimse, bir iz bırakmadan kaybolmaya cesaret edemiyordu. dünyadan gelip geçtiklerine birilerinin tanıklık etmesi şarttı. varlıklarını süslemek için. ...öyle ya da böyle herkesin bi ölümsüzlük planı vardı. ama yasin fazla ölü görmüştü ...dünya üzerinde hayatta kalan son insan kadar ölü görmüştü. belki de bu yüzden yok olup gitmekten korkmuyordu. var olmaktan yeterince korktuğu için...