nina

nina
@geceikidusunceleri
Değersiz Bir Hayat
9/10
·864 syf.·
Beğendi
·
2023 30. kitabı
“Kulübenin parasına kaç kişi kaldı?” Bu çok uzun bir yazı olacak. Kitap okumak benim için her zaman yeni biriyle tanışmak gibi olmuştur. Karakterlerin hikayelerine kendimi kaptırıp giderim çoğu zaman ama derdiyle dertlendiğim karakter sayısı yok denecek kadar azdır. Akışa kapılırım ama akıştan etkilenmem. Bu kitapla bu durumun dışına çıkıp beni hikayenin her anlamıyla içine çekti yazar. Kitap; çok gerçekçi, çok dokunaklı, hayatın çok içinden. “Bu kadarı da olmaz, bir insanın başına bu kadarı da gelmez,” dediğiniz yerde tam da o kadarının olabileceği gerçeği yüzünüze çarpıyor. Hikaye buram buram duygu yüklü, öyle ki Değersiz Bir Hayat okurken ağladığım ikinci roman oldu. Bir gün bir kere daha uzun uzun, sindire sindire okuyacağımdan eminim. Buradan gerisi SPOILER içerikli olacak o yüzden okumayanların okumamalarını tavsiye ederim. Hikaye Jude ismindeki avukatın etrafında olup bitenler ve bu hayatın kargaşasına katılmış yan karakterlerin de öykülerini barındıran uzunca ve etraflıca bir hikaye. Çocukluk anılarını saymazsak Jude’un yaklaşık 30 senesini anlatıyor. Kitabın psikolojik çözümlemesine bayıldım. Karakterlerin zihinlerine öyle giriyor ki “Bunu neden yaptı şimdi?” diyemiyorsunuz. Ayrıca Jude’un depresyonunu işlerken girdiği şematik düşünceleri de psikolojik okumalara ilgi duyan kişileri doyuracak cinsten. İstismara uğramaya başladığında kendini yerden yere vurarak içindeki öfkeyi dışarı vurması ve bu yüzden dayak yemesi, dayak yedikten sonra bayılması ve istismar anlarında zihnen orada olmayışının bu öfke nöbetlerinde kendine zarar vermesini tetiklemesi ve böyle bir döngüye kapılması, Caleb’le olan ilişkisinde nasıl kendisini küçük gördüğü, her kötülüğü hak ettiğini düşünmesi, Harold’un her an onu terk edeceğini düşünmesi hatta öldüğünde bile onu kandırdığı için
Değersiz Bir HayatHanya Yanagihara · Doğan Kitap · 20245,6bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Martin Eden
9/10
·520 syf.·
2022 47. kitabı
Eğer bu kitabı okumadıysanız içinde SPOİLER olacak o yüzden bu yazıyı okumasanız daha iyi. Toplum sınıfları çatışmaları insanlık tarihinin bir gerçeği ve muhtemelen sonsuza kadar da böyle sürecek. Romanda Martin Eden üzerinden işçi sınıfıyla burjuva sınıfının kaynaştığı takdirde ortaya çıkacak kaos anlatılıyor bana göre. Martin başta işçi bir çocuk ancak bir kadına aşık oluyor ve ona yaraşır biri olabilmek için, gözünde tanrılaştırdığı o bilge-burjuva insanlardan biri olmak için okumaya başlıyor. Ardından yazar olmak istediğine karar veriyor ve her türde yazıyor. Öyküler, denemeler, makaleler, şiirler… Diğer yanda aşık olduğu kadın olan Ruth ve onun ailesinin objektifinden, işçi sınıfının burjuvalar arasındaki yeri gösteriliyor. Ailesi Ruth ve Martin’in arkadaşlık ilişkisine başta onay veriyor çünkü Ruth’un içinde yatan kadınlığı Martin’in uyandıracağını düşünüyorlar. İşçi sınıfı ikili ilişkilerde bile çalışan ve bir şeyler beklenen taraf. Martin yazma sürecinde açlık ve sefalet içinde yaşıyor. Kimse ona inanmıyor, herkes bir işe girmesini söylüyor. Ailesi ona sırt çeviriyor, ablasının ve kardeşinin eşleri ona ihanet ediyor, nişanlısı onu terk ediyor. En çok gördüğü kişi rehincisi oluyor. Talihi döndüğünde ve üne kavuştuğundaysa herkes kapısında kuyruk oluyor. Onu açlığında terk edenler, yemek ısmarlamak için sıraya giriyor. Burada beni kitapta en çok etkileyen cümle girdi: O kitaplar yazılmıştı. Kitapları yazdığı anlarda onu terk edenlerin bir bir ona saygı göstermesi Martin’in aklını en çok meşgul eden şey oluyor. Çünkü o değişmemişti, kitapları yazarken olduğu kişiyle aynı kişiydi. Martin burjuva sınıfına dahil olmak isterken o sınıfın ne kadar iğrenç olduğunu fark ediyor. Ancak eski sınıfına da tam anlamıyla dönemiyor. Böylece aitlik arayan çocuk iki sınıfın
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,3bin okunma
Monte Cristo Kontu
10/10
·1552 syf.·
Beğendi
·
2022 45. kitabı
Başına gelen bir olayla her şeyini kaybeden Edmond Dantes'in, kendisine ihanet edenlerden intikamını alma serüveninin işlendiği bir kitap. Şimdiye kadar okuduğum en akıcı romanlardan biriydi ve en çok beğendiğim roman oldu kendisi. Kitabın dili o kadar akıcı ki bir gün elli sayfa okuduğumu sanarken iki yüz sayfa okumuşum. Biraz uzun bir kitap ama konusu ve işleyişi o kadar ince dokunmuş ki asla sıkmıyor. Her şeyin ortada olduğu ama bir o kadar da gizli saklı olduğu bir kitap. Ben okumaktan çok keyif aldım, öyle ki bir süre bu keyfin üzerine çıkabileceğimi sanmıyorum.
Monte Cristo Kontu (2 Cilt Takım)Alexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202537,3bin okunma
Kayıp Tanrılar Ülkesi
9/10
·504 syf.·
2022 43. kitabı
Almanya’da bir Türk ressam, bir gün kendi evinde kalbini elinde tutar halde Zeus’a kurban edilmiş olarak bulunur. Kitabı geçen eylül ayında ev arkadaşımdan ödünç almıştım ancak kalınlığından gözüm korktuğu ve genellikle İstanbul’da olmadığım için bir türlü başlamamıştım. Gerçekten büyük bir hata yapmışım çünkü iki günde elimde adeta eridi kitap. Ahmet Ümit’in kitaplarında işlediği konulara göre derin araştırmalar yaptığını okurken hissedebiliyorum ve bu da bir okur olarak bana kendimi iyi hissettiriyor. Bu romanında da Yunan mitolojisiyle ilgili yaptığı araştırmaları konuyla harmanlamasını okumak gerçekten çok keyifliydi. Yer yer ırkçılık konusuna da değinmesi kitaba farklı bir boyut kazandırıyordu. İşlenen cinayetin bir mitoloji bir ırkçılık çizgisinde araştırılması ve araştırmanın her iki koldan da ilerlemesi tansiyonu yüksek tutmasını sağlamıştı bana göre. Yıldız karakterinin maruz kaldığı kötü ithamlara rağmen güçlü bir kadın profili olarak resmedilmesi okumayı daha da kolaylaştırdı benim için. Genel olarak hikaye sonunu gerçekten merak ettiğiniz bir suç hikayesi. Polisiye türünü okumaktan çok keyif alırım, mitolojiye de biraz ilgim vardır, bu yüzden favori kitaplarım arasına girmiş bulunuyor. Kesinlikle ayırdığım zamanı hak eden ve okuduğum için pişman olmadığım bir eser.
Kayıp Tanrılar ÜlkesiAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202328,2bin okunma
Ardından
Puan vermedi·312 syf.·
2022 19. kitabı
Çalışmaktan hoşlanmayan, babasının parasıyla ve yengesinden aldığı borçlarla geçinmeye çalışan Daisuke'nin hayatından bir kesit okuyoruz eserde. Her kitabın okunması için uygun bir vakti olduğunu düşünürüm ve sanırım Ardından'ı okurken bu zamanı ayarlayamadım. Elime aldığımda akıp gidiyor ama elime alamadım bile birkaç gün, günlük işlerim alıkoydu beni kitaptan. Kitap çok fazla aşk romanı okumak istediğim bir dönemde elime geçti ancak istediğim aşk türü bu değildi. Daisuke arkadaşının karısı olan Miçiyo'ya aşık, Miçiyo da ona karşı boş değil. İçindeki sevginin toplum tarafından dışlanacağının farkında, kitap boyunca bunun iç muhakemesini yapıyor. Daisuke kendisinden beklemeyeceğim şekilde kaderci bir adam, Miçiyo'ya olan aşkının kaderi olduğunu söylüyor ve kaderini yaşayıp yaşamamak konusunda çok bocalıyor. Sonunda vardığı nokta sanırım beni tatmin etti. En sevdiğim Japon eserleri arasına girebildi diyemem ama okuduğum için pişman da olmadım. Daisuke için Oblomovvari bir karakter deniliyor, bu söylem Oblomov'u okuma konusunda beni teşvik etti. Sanırım bir sonraki alışverişimde de onu da sepete ekleyeceğim.
ArdındanNatsume Soseki · İthaki Yayınları · 20211,396 okunma