3/10
·416 syf.··
2026 60. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 20:30
Helloooo İlk kitapla seriye şahane bir giriş yaptığımız Clifton Forge serisine muazzam bir hayal kırıklığıyla veda ediyorum. Halbuki Çelik Kral ne kadar da güzeldi. Birinci kitabı okurken bu kitabın karakterlerini de çokça merak etmiş, başlarına ne geldi de bir günde evlenmeye karar verdiler diye sorgular olmuştum. Genevieve annesinin öldürülmesi ve kaçırılmasının ardından yeni ailesinin yaşadığı Clifton Forge'da yeni bir hayata başlar. Peşlerinde olan katil, motorcu çetesi ve polisler varken bu biraz zor ama Isaiah ile yaptıkları planla riski düşürmeye çalışıyorlar. Şimdi okuyacaklar için neden evlenmek zorunda kaldıklarını yazmak istemem ama gelmiş geçmiş en fas fakir (evet seveceğim bey'in az biraz parası olsun isterim) Isaiah ile evlenmeye değer miydi? Bence hayır! Isaiah fas fakir olmasının yanında bir de sabıkalı, başka birşey de var ama okuma şevkiniz varsa kırmak istemediğimden onuda yazmak istemiyorum ama o dakikadan itibaren bu ikisi ağzıyla kuş tutsa bana daha kendilerini sevdiremezler. Genevieve'de kızdım. Yani ortalıkta adam mı kalmadı da böyle bir g.vat ile olmaya devam ediyorsun. Yani kusura bakılmasında benim midem amik ovası kadar geniş değil. Kabul edemem! Devam kitabın da kuş beyinli deyip kuşlara hakaret etmek istemem ama Presley için diyecek başka söz bulamıyorum. İlk kitap boyunca herkes aynı şeyi söylüyor ama dinleyen kim? Bu kitabın sonunda da aldı cevabını! Şahsen onun hikayesini de merak etmiyorum. Devney Perry sevdiğim bir yazar ama bu seride saçmalamaya garip bir şekilde üçüncü kitapta da devam etmiş. Artık önümüzdeki diğer kitaplara bakacağız. Bu kitabı tabiki de almayın OKUMAYIN ve OKUTMAYIN KitapRüyasından Sevgilerle
Yaralı ŞövalyeDevney Perry · Ren Kitap · 202611 okunma
8/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2025 213. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Kasım 2025 00:00
Bu kitap… gerçekten ruhumu hırpaladı. “Oyunbaz” zaten insanın aklını yerinden alan bir başlangıçtı ama Düzenbaz ile birlikte artık bu iş sadece bir oyun olmaktan çıktı, tam anlamıyla psikolojik bir işkenceye dönüştü. Daire 13 artık sadece bir mekân değil, karakterlerin iç dünyasının karanlık bir yansıması gibi. Her sayfada nefesimi tuttuğumu, omuzlarımın kasıldığını fark ettim. Ölüm karakteri… aklım almıyor. Zeki mi? Evet. Korkutucu mu? Fazlasıyla. Ama en tehlikelisi şu: Bazen onu anlamaya çok yaklaşıyorsun. Ve bu insanın kendi içinden ürpermesine yetiyor. Afra’nın içindeki yaşam ve ölüm arzusunun çatışması o kadar güzel ama bir o kadar da acı vericiydi ki… Onun yerinde olsam ne yapardım, hayatta kalmak için ne kadar ileri gidebilirdim diye kendimi sorgularken buldum. Ve bu kitapta asıl can yakan şey de bu zaten: Okurken sadece karakterleri değil, kendini de yargılıyorsun. Bu kitapta en çok hoşuma giden şey, artık maskelerin yavaş yavaş düşmesi oldu. Ama düşen her maske, yeni bir yara açıyor. Geçmiş sahneler… Kıyı (Ölüm) ve Afra arasındaki bağ… Hepsi içime bir ağırlık gibi çöktü. Yeni bilgi vermemesi biraz hayal kırıklığı yarattı evet, ama psikolojik gerilim açısından önceki kitaptan bile daha sertti. Bazı sahnelerde kitabı kapatıp “devam etmeyeyim” dedim. Sonra birkaç dakika sonra kendimi tekrar sayfaların arasında buldum. Çünkü işin tuhaf yanı şu: Canını yaksa da bırakamıyorsun. Karakterler arasındaki gerilim, çatışmalar, kırılma anları… Özellikle görev sahneleri okurken elim ayağım titredi. Ölüm’ün verdiği görevler artık sadece fiziksel acı değil, insanın ruhunu lime lime eden şeyler. Ve okuyucu olarak sen de bu çöküşü iliklerine kadar hissediyorsun. Final kısmı… Ben o sonlarda gerçekten kitaba sarılıp “Beni böyle bırakma” demek istedim. Çünkü tam her şeyin en
DüzenbazIşıl Limae · Martı Yayınları · 2025596 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
spoi vardır
6/10
·314 syf.··
2026 29. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 16:56
Rapunzel uyarlaması ve ben bunu Rapunzel’den daha çok beğendim. Küçükken Rapunzel’i izlediğimde kıza çok kızardım. “Sen bir kraliyet üyesinin tek prensesiymissin, nasıl serseri, ne olduğu belli olmayan Flynn ile olursun?” diye düşünürdüm. Burada Allah’tan kraliyet olayı yoktu. Çünkü benim bu düşüncem apayrı bir şerefsizlik. Aslında 8 puan verecektim, aklımdaki puan oydu. Bazı yerlerde sıkıp uzatılsa da sonuçta bir uyarlama kitabı olduğu için çok sorgulamadım. Bizim oğlanın dinlemeden etmeden gitmesine de çok kızamadım Ren’e. Çünkü hepsi izlediğim şeyle aynıydı; tek fark modern bir dünyada geçmesi ve ufak değişikliklerdi. 2 puan kırıp 6 puan vermemin nedenlerinden biri, açıkçası Gloria ile Ren arasında bir yüzleşme beklememdi. Bir de Gloria’nın dilinden dinleseydik olayın iç yüzü bize daha etkili yansırdı. Ortada kulağa şaka gibi gelen ama aslında aşırı iğrenç ve korkunç bir olay var. Böyle bir şey yaşadığımı düşünmek bile beni dehşete düşürüyor. Anne babasının üvey olmasını geçtim, isimlerinin bile farklı olması ve Ren’in bunu bir anda, çok kötü bir şekilde öğrenmesi… Sonrasında gelişen olaylar aşırı korkunç. Kızın hayatı zaten her şeyden uzak geçmiş; dünyaya karşı sıfır bilgi birikimi var. Annesi ve babası olarak bildiği insanlardan başka kimseyi tanımıyor. Tanıdığı çok az insan da ailesiyle birlikte merkeze gittiğinde uğradıkları dükkân sahipleri. Hayatında hiç telefon görmediği, herhangi bir teknolojik aletle temas etmediği için Ren’in dünyası minnacık. Ama o küçük dünyasından inanılmaz keyif alıyor. Ve bence çoğumuz o dünyada yaşayamazdık. Teknoloji bağımlısıyız; ne kadar inkâr etsek de artık yapay zekâsız bile yapamamaya başladık. Her şeyin elimizin altında olmasından aşırı zevk alıyoruz. Bu yüzden Ren’in o küçük dünyası aslında inanılmaz bir şey. Gloria ve
1000Kitap
Seninle Karmakarışık - Bir Kaderinde Varsa RomanıChristina Lauren · Beta Byou · 2024174 okunma
7/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 17:56
Tess Gerritsen yine alışılmışın dışına çıkmayı başarmış. Polisiye ve gerilim unsurlarını müzik, tarih ve duygusal bir hikâyeyle öyle güzel harmanlamış ki kitap boyunca merak duygusu hiç azalmıyor. Özellikle geçmiş ve günümüz arasında kurulan bağ oldukça etkileyiciydi. Kitap sadece gizem çözmeye odaklanmıyor; savaşın, nefretin ve insanlık tarihinin bıraktığı derin yaraları da hissettiriyor. Müziğin bir hafıza taşıyıcısı gibi kullanılması hikâyeye farklı bir atmosfer katmış. Sayfalar ilerledikçe hem gerilim yükseliyor hem de karakterlerin yaşadığı acıları daha yakından hissediyorsunuz. Sonu bana göre oldukça tatmin ediciydi. Sürükleyici anlatımı sayesinde kısa sürede biten, okuduktan sonra da uzun süre etkisinden çıkamadığım bir roman oldu. Tess Gerritsen'in klasik polisiye romanlarından biraz farklı olsa da, duygusal yönü daha güçlü ve bence en özel eserlerinden biri. Gerilim, gizem ve tarihi olaylarla harmanlanmış etkileyici hikâyeler sevenlere gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.
Ateşin ŞarkısıTess Gerritsen · Martı Yayınları · 20163,920 okunma
Puan vermedi·309 syf.··
2026 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 14:44
Miras'ı okurken en çok hissettiğim şey rahatsızlık oldu. Kötü anlamda değil, insanın içini kurcalayan, susturulmuş şeyleri ortaya çıkaran bir rahatsızlık bu. Yazar öyle bir anlatım kurmuş ki olaylardan çok karakterin zihninde dolaşıyorsun. Norveç edebiyatına ait bu eserde maalesef babası tarafından istismara uğraşmış bir kız çocuğunun miras yolu üzerinden geçmişi ve kardeşleri ile hesaplaşmasını anlatıyor. Sanırım yazarın başından da böyle bir trajedi geçmiş ve kendi hayat hikayesi olduğu söyleniyor. Sık sık tekrara düşse de bu eseri sevdiğimi söyleyebilirim.
MirasVigdis Hjorth · Siren Yayınları · 20216,6bin okunma
Unutmak Kurtuluşsa, Hatırlamak Neden Hâlâ İnsan Kalmanın Bedeli?
Puan vermedi·274 syf.··
2026 133. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 11:13
I—BAŞLANGIÇ: Şimal Yıldızı: Unutmanın Kurtuluş, Hatırlamanın Yangın Olduğu Bir Dünya Bazı kitaplar vardır; kapağını kapatırsınız ama içindeki karanlık bir süre daha odada kalır. Şimal Yıldızı benim için tam olarak böyle bir kitap oldu. Oğuz Yılmaz, bu eserinde sadece yıkılmış bir dünyanın hikâyesini anlatmıyor; yıkılmış insanın, kırılmış hafızanın, susmuş vicdanın ve hâlâ bir yerlerde titrek de olsa yanmaya çalışan umudun hikâyesini anlatıyor. Kitabı okurken şunu çok net hissettim: Burada asıl mesele dünyanın sonu değil; insanın, dünyanın sonundan sonra bile insan kalıp kalamayacağı. II—İNCELEME: Romanın atmosferi karanlık. Hatta yer yer insanın içine işleyen, boğucu, sisli ve soğuk bir karanlık bu. Ama bu karanlık sıradan bir dekor değil. Yazar, distopik bir evren kurarken aslında bugünün insanına da ayna tutuyor. Çünkü kitapta gördüğümüz o yıkım, sadece dışarıdaki şehirlerde, sistemlerde, düzenlerde yaşanmıyor; insanın içinde de yaşanıyor. Hafıza, unutmak, geçmiş, korku, kibir, inanç, yara, direniş ve insan kalma meselesi romanın damarlarında dolaşıyor. Hele bazı cümleler var ki, insan onları okuyup geçemiyor. Bir yerde durmak, nefes almak, hatta kendi içindeki eski defterlere bakmak zorunda kalıyor. Bu kitabın en güçlü tarafı bence tam da burada: Oğuz Yılmaz, büyük büyük olaylar anlatırken bile insanın en küçük iç sızısını unutmuyor. Distopya yazıyor ama kalbi ihmal etmiyor. Karanlık bir dünya kuruyor ama o dünyanın ortasına insanın iç yangınını yerleştiriyor. Kitapta unutmak bir nimet mi, yoksa insanın kendinden vazgeçmesi mi? Hatırlamak bir lanet mi, yoksa insan kalmanın son şartı mı? Geçmiş gerçekten geride bırakılabilir mi, yoksa insan nereye giderse gitsin kendi kuyusunu da yanında mı taşır? İşte
Şimal YıldızıOğuz Yılmaz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202650 okunma