Geçmiş bir aşkın boş kabuğuna tutunmanın, bir daha geri dönmeyecek bir kalbi tekrar fethetmenin ya da pişmanlıklarınızın içinizi kemirmesine izin vermenizin bir anlamı yok...
Öyle günlerde kitap okuyorum. Çünkü başkasına karşı duyulan sarsılmaz duyguların üstünde durmaktan daha büyük bir işkence yok. Bu sadece anlamsız duygusal tükenmişlik döngüleriyle sonuçlanır, hem kendim hem de beni dinleyen her kimse onun için. Fakat kitaplar farklı. Genelde ilaç gibi gelecek olan, durumuma ve düşüncelerime uyan kitaplar arar ve sayfaları yıpranana kadar onları tekrar tekrar okurum, her şeyin altını çizerim ve buna rağmen kitap, bana kazandıracak bir şeyler barındırmaya devam eder. Kitaplar benden hiçbir zaman bıkmaz. Zaman içinde, tamamen iyileşmemi sessizce bekleyerek bana bir çözüm sunarlar. Kitapların en güzel özelliklerinden biridir bu.
Gelişen bir devletin önce iç savaşa sonrada yıkıma nasıl sürüklendiğini gören kişi,başka bir devletin yıkımını gördüğünde orada da benzer bir savaşın ve benzer süreçlerin yaşandığını tahmin edecektir.İhtiyat geçmiş zamanın deneyiminden çıkarılan geleceğe dair bir varsayım olduğu gibi,geçmişe dair varsayımlarda(gelecek değil,geçmişteki)diğer şeylerden çıkarılır.
(Defalarca aynı şeyler yaşanıyorsa,aynı yöntemler kullanılıyorsa o zaman yöntemlerde ve liderlerde sorunlar vardır.)
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hayat, birbirinden ayırdıklarını , kısa bir müddet için tekrar yaklaştırır gibi olsa bile , uzun zaman yan yana bırakmıyordu . Geçen günleri bir daha geri getirmek mümkün değildi ve sadece hatıralar, iki insanı birbirine bağlayacak kadar kuvvetli değildi .
1623'ten beri devletin en büyük sorunu, Şah Abbas'ın Revan (Erivan) ve Bagdad işgalleriydi. Revan, İran ipek kervanlarının Bagdad-Hind ticâret yolu üzerinde, Osmanlı ekonomisinin can damarları idi. Pâdişah seferine tüm yeniçeri ordusunun katılması kanûndu, fakat birçok yeniçeri oturak ve korucu adıyla İstanbul'da kalırdı. Sultan Murad, buna izin vermedi, bir ihtiyar yeniçeri oturak kalmak istedi, sultan boynunu vurdurdu. Sefer yolunda zorba olarak bilinen kimseleri bulup acımaksızın katlediyordu. Konya'ya uğrayıp Mevlânâ türbesini ziyaret etti, kurbanlar kestirdi; bölgede Hıristiyan zimmîlerin cizyesini türbeye vakfetti. IV. Murad, özellikle, Celâlîler döneminde (1596-1607) “hâlî ve harâbe" (ahâliden yoksun, harâbe) haline gelen Anadolu'yu kalkındırmak için önlemler aldı: Çoğu İstanbul'a kaçıp sığınmış olanların eski vatanlarına sürülmesini emretti. Revan seferinde Sultan Murad çok sert davrandı. Herkes Sultan Murad'ın acımasız idamlarından dehşet içindeydi. Kimseye güler yüz göstermez, armağan vermezdi. Sefere katılanlardan Sivas beylerbeyi Ali Paşa ve başka paşaların başları kesilerek idam olundu. Vakanüvis'e göre bu seferde birçok beyin başı gitmiş, eşyaları hazinece zabt olunmuştur. Sultan Murad sipahi zorbalarından da kimi bulduysa idam etti. Kaleleri almak için 25 büyük top denizden Trabzon'a getirilmişti. Revan Kalesi önüne varış dört ay sürdü. Gürcüler pâdişahın ordusuna harac ve zahire yardımı gönderdiler. Revan kuşatması kalenin teslim alınmasıyla noktalandı (8 Ağustos 1635). Kaleyi, 12.000 İranlı tüfekli asker savunuyormuş (İranlılar yivli tüfek kullanan Kazaklardan yardımcı ücretli asker kullanıyorlardı); kaleye 12.000 asker konularak dönüşe geçildi. Revan fethinden sonra Sultan Murad, Tebriz'e kadar bölgeyi yağma ve tâlan ettirdi. Padişahın alayla girdiği
Sayfa 222 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu