ne bir çocuğun kahkahasında gölgelenir benliğim,
ne de bir yetişkin karamsarlığında.
arada kalmışlardanım,
arkasını yaslayabileceği bir temsili yoktur ben gibilerin.
Ondört asır evvel, yine bir böyle geceydi,
Kumdan, ayın ondördü, bir öksüz çıkıverdi!
Lâkin o ne hüsrandı ki: Hissetmedi gözler;
Kaç bin senedir, halbuki, bekleşmedelerdi!
Nerden görecekler? Göremezlerdi tabî'î:
Bir kere, zuhûr ettiği çöl en sapa yerdi;
Bir kere de, ma'mure-i dünyâ, o zamanlar,
Buhranlar içindeydi, bugünden de beterdi.
"O kurtuldu, ben de özgürüm," dedi.
Sonra, gizleyemediği acı, suçlayıcı bir sesle, "Kendimi iyi hissetmem gerek, ama bu savaşta beni ölümle öyle uzun zaman yalnız bıraktınız ki, artık yalnızca ölümü hissediyorum, yalnızca ölümü görüyorum; kendim de ölmüş gibiyim," dedi.