Kadınlardan özür dileyerek bugün denk geldiğim bir olayı anlatayım. Belki 14, 15 yaşlarında kızlar karnelerini almış benim çalıştığım yere gezmeye, alışverişe falan geldiler. Allah affetsin şimdi bakıyorum belki vücutlarında olandan, hormonlarının nasıl geliştiğinden haberdardırlar veyahut değildirler. O yaştaki kız neredeyse kafası ve bacakları hariç vücudunun yarısı kadar dekolte giyinmiş. Şimdi yorumlamak bana düşmez ama ailesine desen "çağdaşlık" der. Gelgelelim namazlı, niyazlı olup bunları eleştirenlerin bir kısmı da kapalı giyimle de dekolte verirler. "Çağdaşlık" diyen ona "yobazlık" derler, "yobazlık" yapan ona "şuursuz" der. Nasıl bir dünyadayız Allah affetsin...
Geçmişin yara izlerine baktım, geleceği gördüm orada, Kırılmıştı ruhu ama bir yuva olabilecek kadar sağlamdı, Bazen bir yaraya dokunmak, bir romanın ilk cümlesine dokunmaktır. Bir kadın, bir adam, Yaralarını saklamak için gelmediler hayata, Birbirlerine yuva olmak için geldiler, Dünya onları eksik buluyordu ama onlar birbirleri için tamdılar. Bu şiiri gelecekte bir zaman için yazdım. Evren sen beni biliyorsun. 🤘🏻
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kimlik için kullandığımız dil arkeolojidir. Kazmak. Ortaya çıkarmak. Bulmak. Sanki benlik, zaten tamamlanmış, toprağın altında kalmış bir esermiş gibi, üzerindeki toprağı temizleyip ışığa tutmanızı bekliyor. Kendinizi bulmazsınız. Kim olduğunuza siz karar verirsiniz. Bu ayrım, size güç, baştan çıkarma, başkalarının aklından çıkmayan biri olma hakkında anlatabileceğim neredeyse her şeyden daha önemlidir. Çünkü "bulma" çerçevesi pasiftir. Sizi bekletir. Sizi kendi hayatınızda bir turist yapar, deneyimler arasında dolaşır ve sonunda içlerinden birinin size baştan beri kim olduğunuzu söylemesini umarsınız. Bize anlatılan hikaye şöyle: İçinizde bir yerlerde gerçek bir benlik var. Tercihleri, tutkuları ve net bir yön duygusu var. Sizin göreviniz yeterince dikkatlice dinlemek, yeterince uzun süre beklemek, yeterince şey denemek ve sonunda kendini gösterecektir. Bir fosil gibi. Bir sır gibi. Bu hikaye cazip çünkü sizi sorumluluktan kurtarıyor. Henüz "kendinizi bulamadıysanız", bu cesaret eksikliği değil. Sadece kötü şans veya kötü zamanlama. Hala arıyorsunuz. Hala açıksınız. Arama işini yapıyorsunuz. Ama bu hikayenin aslında ne ürettiğine bakın: yıllarca belirsizlik içinde yaşayan insanlar. Kimliklerini ceket gibi deneyip geri verenler. Kendi hayatlarını bir deneme kabini gibi görenler. Bir şeyleri düzeltmek yerine, bir şeyin doğru hissettirmesini bekleyenler. Kim olduğunuza karar vermek, bir şeyi kesip atmak demektir. Kelimenin anlamı da budur: de-cidere , kesip atmak. Karar verdiğinizde, diğer olasılıkları öldürürsünüz. Şöyle dersiniz: bu versiyon, o değil. Bu yön, diğerleri değil. Ben buyum ve artık alternatifler için müsait değilim. Bu korkunç. Zaten öyle de olmalı. Çoğu insan bunu asla yapmaz çünkü o kapının ardında ne olduğunu hissedebilirler: kesinlik. Geri
Substack
​"Sana bir çiçek gönderip bir not yazmak isterim gönül baharım"kendini güzel sanan bu çiçekler, asıl çiçeği görmeye geldiler.
#alıntı
Sana bir çiçek gönderip bir not yazmak isterim; Kendini güzel sanan bu çiçekler asıl çiçeği görmeye geldiler
“Kendini güzel sanan bu çiçekler Asıl Çiçeği görmeye geldiler”