Niyazi Aksoy, X hesabından "Okul disiplinin ilk düğmesi okul üniformasıdır. Sınıf disiplininin ilk düğmesi ise derse zamanında girmektir." paylaşımını yapmış.
Yukarıdaki paylaşım dikkatimi çekti. Cümleyi okudum. Bir kez daha okudum. İkna oldum. Öğrencilerin okul kıyafeti olmalı. Bu kıyafet, aidiyet hissinin yanı sıra kişiye öğrenci olduğunu sürekli hatırlatır. Kıyafet, öğrencinin okul ve sınıftaki rolünü ortaya koyar. Öğrenci, öğrenim gören kişidir. Yani öğrenen kişidir. Öğretmen de ders veren kişidir. Yani öğreten kişidir.
Ben disiplinden yanayım. Sertlikten bahsetmiyorum. Kuralların her zaman uygulamasından yanayım. Ders saatinin başlama ve saatleri kuraldır. Buna uymak da disiplinle ilgilidir. Öğretmenin görevi derse zamanında girmek ve ders saati süresince en verimli şekilde ders işlemektir. Bence en önemli şey öğretmenin mesleğini severek yapması ve bunu öğrencilerine yansıtmasıdır. Bir öğretmenin sınıf içi performansını öğrenciler dışında hiç kimse bilemez. Devletin sınavlar yaparak atadığı öğretmeni sorgulamak da hoş olmaz. Ancak öğretmenlik dinamik bir meslektir. Öğretmenin teknolojiye ayak uydurması, yeni öğretim yöntemler geliştirmesi ve projeler üretmesi şarttır. Dersler ile ders dışı etkinlikleri bütünleştirerek okullarımızı sosyal yaşam merkezleri haline getirmeliyiz.
Son söz: Hayat, parçaları birbirine bağlı olan bir bütündür. Öğrenciyi eleştirirsek öğretmen eksik kalır. Öğretmeni de eleştirirsek veliler eksik kalır. Velileri de eleştirirsek sistem eksik kalır. Sistemi de eleştirsek hükûmet eksik kalır. Hükûmeti de eleştirirsek devlet eksik kalır. Herkes, bir şeyleri düzeltmek için katkı sunmalıdır. Yaşadığımız dünyayı birlikte güzelleştirelim. Bunu başarabiliriz. Okul saldırısından sonra bir soru sormuştum. "Hiç kimse değişmeyecek mi? Aynı insan mı