Hazirandır , birinde girdiğim o yol bitmiştir , artık ikidir , elimde #AyşegülÇelik’in “#KağıtGemiler”i, dilimde #OrhanVeli’min “Elifbamın yapraklarında gemilerim, yelkenli gemilerim” , kulağımda #MüşfikKenter’in sesi. 80 sayfada emanetiz birbirimize,içimize , en içimize. Masallardan gerçek yontmak da boynumuzun borcu.
“Okuyup yazmak sırrı şeyhlere aitken kaleme el sürdüğüm için suçluyum.” diye selamlayıp yasak bölgeye girenin masalı var burada … İçine düşen kurtlar gövdeni sarsın diye.
“Parmaklarındaki eğrilik bir kalemi olmayışındandı.” diyene inat yazılanla birlikte …Masaldır diye geçtiğim bu labirentte koşup düşerken karşılaştıklarım hep gerçek ….Gerçekleri masala çevirmek değil inan mesele , masalın içindeki gerçeği göstermek.
“Gerçek bizim nemize yetmiyor?” diyenler var ama ben masal dinlemek istiyorum.
“Lisan tamirciliği” yapan bir adam var mesela bu kitapta…Dağın arkasında, kayalıkların arasına kurduğu küçük kulübede yaşayan bu adamın yaptığı iş ne demir dövmek ne ayakkabı dikmek ne de saat onarmak. O, kırılan kelimeleri tamir ediyor. Aşınan anlamları düzeltiyor. Irmağın sesini anlatacak sözcükler buluyor, bulutların rengini taşıyacak kelimeler icat ediyor. Sonra onları kuşların boynuna asıp insanların arasına salıyor… Sonra … Sonrasını sen oku… Okursan dağılıp kaybolmamaları için kelimeleri kağıda dikmeye başlayan kadına da selam söyle…
“Hayatım zannettiğim şey, koskoca bir yalandan ibaretti aslında. Bana ait değildi. Kazıkları alelacele çakılmış bir çadır gibi getirip tepeme kuruvermişlerdi onu ve şimdi artık yıkılmak üzereydi. Bu işi yapanlar, kurdukları kötürüm hikâyenin orasında burasında beliren kamburları hiç umursamadılar.” diyen var burada , bu kitapta …
Evet hayat diye önümüze konulan hikâyenin kamburları var.Kötürüm tarafları