Puan vermedi·352 syf.·
2026 422. kitabı
Söyle Allah aşkına niye burdasın? Külbe-i ahzan mı? belledin bu barakayı? Kaan Murat Yanık Doğu ile Batı kültürleri arasında köprü kurarak okuru deniz aşırı bir serüvene çıkarıyor, Yanık, heyacan dolu sayfalara Üstün çizim yeteneğine sahip, hayalperest bir genç olan Kalender.Yola Çıkış Hikâyesini okuyoruz..Kalender, hem hayatının aşkını geri kazanmak hem de babasının yarım kalan hayalini gerçekleştirerek bir kâşif olmak amacıyla yollara düşer. Dünyayı hayallerinin peşinden gidenler değiştirirler zaten. S:90 Mekânlar: İstanbul'dan Amerika kıtasına kadar uzanan geniş bir coğrafyada, gemiler üzerinde ve uzak diyarlarda geçen sürükleyici bir yolculuk anlatılır. Unutmak için içmek. İçmek için hatırlamak. Ne amansız bir döngü." S:89 Sular Üstünde Gökler Altında yalnızca keşfetme arzusu değil, aynı zamanda bu sürecin insanda yarattığı değişimler, merak ve dönüşümler şiirsel bir dille işlenir. Belki de hepimiz, dokunaklı bir kitabın içinde yaşıyoruzdur, Kaptan…s:296
Roman-Edebiyat
Sular Üstünde Gökler AltındaKaan Murat Yanık · Ketebe Yayınları · 20233,212 okunma
8/10
·112 syf.··
2026 21. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 07:49
İç dünyanıza sessizce ve inceden dokunan samimi bir kitap. Bazı dizeler siz alıp götürüyor uzun bir yolculuğa çıkarıyor.. Kelimelerin arkasındaki duyguları, o derin hisleri, acı, özlem ve sevgiyi hissediyorsunuz. Duygusal yönü güçlü ve etkileyici bir şiir kitabı. Nurullah Genç farkı her kitabında olduğu gibi bu eserinde de hissediliyor.
Müpteladır Gemiler Benim DenizlerimeNurullah Genç · Timaş Yayınları · 2023343 okunma
Reklam
8/10
·532 syf.··
Beğendi
·
2026 58. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 20:36
Merhaba arkadaşlar. Sonunda sıra geldi bizim çocukluğumuzun efsanesine. Hepimizin bir kere dahi olsa okuduğu, minicik baskılarıyla hafızamıza kazınan o efsanenin tam çevirisine. Başlamadan önce ne hissediyorsam bittikten sonra da aynılarına hatta daha fazlasına sahip olduğum eserlerden biri. Onun bilim kurgu yönü o kadar gelişmiş ki artık, onu tanımadıklarından kesinlikle emin olduğum birkaç kişinin yorumuna da özellikle bakmayı tercih ettim. Kimdi o eskimiş bunlar artık zamanı geçmiş teknolojiler gibi bir yorum vardı. Buna çok güldüm. Sorun şurada, bu kitap yazıldığında denizaltında anlatılan teknoloji aslında hiç yoktu arkadaşlar. Beni güldüren kısım da tam olarak bu. Hiç var olmayan bir şeyden sanki varmış gibi bahseden, daha sonrasında bu icat yapıldığında da benzer özelliklere sahip olması uzun yıllar alan bir teknoloji için ‘Bu eski’ diye eleştiri yapılması. Yani buradan ne anlıyoruz? Herkes bilgi sahibi olmadığı konuda bir yorum sahibi. Yani insanlar konuşur, biz kendi işimize bakalım diyebiliriz. Demeliyiz. Kitaba geldiğimizde -nihayet- Nautilus adında denizlerde yolculuk yapan bir denizaltı ve onun kaptanı Nemo ile kurtarılan 3 kazazedenin yolculuğuna konuk oluyoruz. Öncelikle en başa yani 1866 yılına uzanalım. Ve bu kazazedelere odaklanalım. Öncelikle denizlerde korkunç bir canavarın ortaya çıktığı haberi yayılıyor. Pek çok gemi kazasından sorumlu olan bu canavar için çeşitli teoriler ortaya atılırken denizlerde sigorta yapan şirketlerin hızlıca fiyat arttırmaya gitmelerinin kitabın içine sokuşturulması da gizliden bir kapitalist eleştiri olarak karşımıza çıkıyor. Ama buna şaşırmıyorum. Hatta daha ileri gidip bizim içimizde de böyle alçak insanlar olduğunu, bir yangın çıktığında 50 liralık eldiveni 500’e sattıklarını kim inkar edebilir? Deprem olduğunda (6
Denizler Altında Yirmi Bin FersahJules Verne · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201916,3bin okunma
10/10
·80 syf.··
2026 4064. kitabı
Mustafa Orakçı'nın kaleminden çıkan Dokuz Canlı Kedi, ilk bakışta çocuklar için yazılmış eğlenceli bir macera kitabı gibi görünse de satır aralarında oldukça anlamlı mesajlar taşıyan bir eser. Kitabın merkezinde ise gerçekten yaşamış bir kedi var: II. Dünya Savaşı sırasında üç farklı gemi batmasına rağmen hayatta kalmayı başaran ve tarihe "Batmaz Sam" olarak geçen ünlü kedi. Hikâyenin başında limanda yaşayan sevimli kahramanımızın en büyük hayali, babası gibi bir savaş kedisi olmak. Ancak savaşın ne olduğunu uzaktan hayranlıkla izleyen bu küçük kedinin yolculuğu ilerledikçe işler değişiyor. Bindiği gemiler birer birer sulara gömülürken o her defasında mucizevi şekilde kurtuluyor. Bu yönüyle kitap hem heyecanlı hem de merak duygusunu sürekli canlı tutan bir maceraya dönüşüyor. Kitapta en çok hoşuma giden şeylerden biri, savaşın kahramanlık yönünden çok insanların ve canlıların yaşadığı acılar üzerinden anlatılması oldu. Yazar, çocukları korkutmadan savaşın ne kadar anlamsız ve yıkıcı olduğunu göstermeyi başarıyor. Bunun yanında dostluk, cesaret, sadakat ve umudun önemi de hikâyenin içine doğal bir şekilde yerleştirilmiş. Mustafa Orakçı'nın anlatımı oldukça akıcı. Bölümler kısa, dili sade ve sürükleyici olduğu için kitap kendini kolayca okutuyor. Özellikle hayvan kahramanların yer aldığı hikâyeleri seven çocukların büyük keyif alacağını düşünüyorum. Ayrıca gerçek bir olaydan esinlenilmiş olması da kitabı benim gözümde daha özel bir yere taşıdı. Hem eğlenceli bir macera okumak hem de savaşın insanlara ve hayvanlara verdiği zararlar üzerine düşünmek isteyenler için güzel bir kitap. Ben okurken Batmaz Sam'in başına gelecekleri merak ederek sayfaları çevirdim ve kitabın verdiği barış mesajını da çok değerli buldum. Çocuklar kadar yetişkinlerin de keyifle okuyabileceği,
Dokuz Canlı KediMustafa Orakçı · Timaş Çocuk Yayınları · 202621 okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2026 86. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 10:52
Hazirandır , birinde girdiğim o yol bitmiştir , artık ikidir , elimde #AyşegülÇelik’in “#KağıtGemiler”i, dilimde #OrhanVeli’min “Elifbamın yapraklarında gemilerim, yelkenli gemilerim” , kulağımda #MüşfikKenter’in sesi. 80 sayfada emanetiz birbirimize,içimize , en içimize. Masallardan gerçek yontmak da boynumuzun borcu. “Okuyup yazmak sırrı şeyhlere aitken kaleme el sürdüğüm için suçluyum.” diye selamlayıp yasak bölgeye girenin masalı var burada … İçine düşen kurtlar gövdeni sarsın diye. “Parmaklarındaki eğrilik bir kalemi olmayışındandı.” diyene inat yazılanla birlikte …Masaldır diye geçtiğim bu labirentte koşup düşerken karşılaştıklarım hep gerçek ….Gerçekleri masala çevirmek değil inan mesele , masalın içindeki gerçeği göstermek. “Gerçek bizim nemize yetmiyor?” diyenler var ama ben masal dinlemek istiyorum. “Lisan tamirciliği” yapan bir adam var mesela bu kitapta…Dağın arkasında, kayalıkların arasına kurduğu küçük kulübede yaşayan bu adamın yaptığı iş ne demir dövmek ne ayakkabı dikmek ne de saat onarmak. O, kırılan kelimeleri tamir ediyor. Aşınan anlamları düzeltiyor. Irmağın sesini anlatacak sözcükler buluyor, bulutların rengini taşıyacak kelimeler icat ediyor. Sonra onları kuşların boynuna asıp insanların arasına salıyor… Sonra … Sonrasını sen oku… Okursan dağılıp kaybolmamaları için kelimeleri kağıda dikmeye başlayan kadına da selam söyle… “Hayatım zannettiğim şey, koskoca bir yalandan ibaretti aslında. Bana ait değildi. Kazıkları alelacele çakılmış bir çadır gibi getirip tepeme kuruvermişlerdi onu ve şimdi artık yıkılmak üzereydi. Bu işi yapanlar, kurdukları kötürüm hikâyenin orasında burasında beliren kamburları hiç umursamadılar.” diyen var burada , bu kitapta … Evet hayat diye önümüze konulan hikâyenin kamburları var.Kötürüm tarafları
Kâğıt GemilerAyşegül Çelik · Yapı Kredi Yayınları · 2011283 okunma
10/10
·316 syf.··
Beğendi
·
2026 52. kitabı
Merhaba kitapsever dostlarım Kitabın Adı- Adsız Roman Kitabın Yazarı- Sema Soykan Kitabın Sayfa Sayısı- 319 Bugün kitaplarını hayranlıkla okuduğum canım @semasoykan’ın Adsız Roman kitabı ile sizlerleyim. Yazarımız bu kitabında bizleri Çerkes Sürgünü ve Soykırımı’na 1864 yıllarına götürüyor. Her zaman olduğu gibi geçmiş ve günümüzü harmanlayıp, yine bilgi dolu bir eser sunmuş bizlere. Aynı zamanda kitabımı Semra tavsiyesi ile okudum. Kitabımız Neri’nin ailesinden yadigar bir küpü antikacıya götürmesi ile başlıyor. Neri dedesinin kan davası yüzünden anne ve babasını kaybetmiş yıllarca İsviçre’de yaşamıştır. Artık dedesine bir dur demek için İstanbul’a gelmiştir. Antikacının oğlu Aras ile küpün içinden çıkan mektupları incelemeye başlar. Aslında bu mektuplar bir romanın parçasıdır. Romanın içeriği 1864 yıllarında yaşanan Çerkes Sürgününü çarpıcı ve etkileyici bir dille anlatıyordur. Yaşanan yıkımlar, yurtlarından edilen Çerkes halkı, kurtuluş için Osmanlıya gelmek istemeleri, Karadeniz’de yapılan gemi yolculukları, mücadele, açlık, hastalıklar, batan gemiler ve savaşın iç yüzünü gösteren olaylar… Bu olaylar silsilesi içerisinde bir de Janset’in duygu yüklü aşkı… Bir yandan aşık olduğu Jankat, bir yanda vefa ve vicdan borcu olduğu Elbruz… Geçmiş ve günümüzün harmanlandığı kitapları çok seviyorum. Sizler de tarihi kurgu seviyorsanız yazarın kalemine kesinlikle bir şans vermelisiniz okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar diliyorum Kitaptan Alıntılar ”Bazı acılar bitmiyor… Sadece nesilden nesile aktarılıyor.” ”Yaşadığın coğrafya kaderindir. Kimisine hayat kimisine ölüm hazırlayan.” ”Hayatla kavgası bitmeyen insanın dilinde ‘iyi ki’ler’ olmaz ‘keşke’ler olur.” . . . . @semasoykan Semra Alfa Kitap . . #engelsizokurlaokuyoruz #adsızroman
Adsız RomanSema Soykan · Alfa Yayıncılık · 2024908 okunma
Reklam
Reklam