spleen

spleen
@genciskelet
Avukat
80 okur puanı
Ağustos 2020 tarihinde katıldı
Dostoyevski’ye eserlerinin içinden bakmak
Puan vermedi·200 syf.·
2023 36. kitabı
Dostoyevski’nin doğumdan ölümüne yaşadığı olaylardan ziyade yazmaya nasıl başladığını ve yazarken ne tür motivasyonları olduğunu merak ediyorsanız okuyabileceğiniz türden bir yapıt. Yazarın edebi yaşamının yanı sıra politik ve sosyal olayların onu ne yönde etkilediği, roman karakterlerine bu olaylara karşı oluşan düşüncelerini nasıl yedirdiği, romanları tarihsel sırayla ele alınarak kalem kalem anlatılmış. Okuma bitince Dostoyevski’nin söylemek istediği hemen hemen her şeyi karakterlerinin ağzından aktardığını, hatta sırf bu yüzden yazma hastalığını bırakamadığını düşünebilirsiniz. Her romanında yazıldığı dönemde içinde kopan fırtınaları dile getiren kimi zaman nihilist kimi zaman mazlum ve hasta hatta kimi zaman katil rollerine bürünen bu karakterler, bize yazarın hem ne kadar katmanlı bir şahsiyete sahip olduğunu hem de bunları birbirinden ayırmakta ne kadar maharetli olduğunu göstermektedir. Hiçbir zaman toplumda gördüğü milli, ahlaki ve siyasi çöküntüleri eleştirmekten kaçınmayan -her ne kadar çağdaşlarının tenkitlerine maruz kalsa da- daima çağını yakalayan hatta en çok da bu yüzden kendini geleceğe atabilen bir yazar olması, Rus halkına onun Peygamberliğe soyunduğunu bile düşündürmüştür. Dostoyevski çok konuşmuştur, Rus milleti ve Ortadokslar adına bu konuşmaların değeri asla paha biçilemeyecektir.
Biyografi
Fyodor DostoyevskiRobert Bird · Runik Kitap · 202120 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
iyi bir yaşama nedeni iyi bir ölme nedenidir de. ya da bunu tersten okumalı.
Puan vermedi·160 syf.·
Beğendi
·
2023 33. kitabı
Camus, kitabın ilk kısmında intiharın sosyolojik tahlillerine bir boyut daha getirerek elcil görünen intiharların dahi temelde bencil intiharlar oldukları iddiasını ortaya atmıştır. Sonuçta insanın toplum içinde var olamama ya da var olma durumuna karşı olumlu bir his beslememesi kısacası toplumun mensubu olmayı absürt bulması, toplum nezdinde onun beceriksizliği ya da tercihidir. Aslında Camus, kitabın genelinde uyumsuz kişinin bu yer bulamama durumunun, onun intihara sevk olmaktan ziyade onu hayatta tutmasına vesile olması gerektiğini zira toplumdan bu sebeplerle çekilmenin aslında bir uyumlu insana yakışacağı yönünde kuvvetli bir duruş sergiliyor. Yine de ben üzerinde durulması gerektiğini düşündüğüm noktaları birkaç başlıkta topluyorum: BİR ARAŞTIRMACI OLARAK CAMUS Camus sıklıkla intiharın çözülmesi gereken tek felsefi sorun olduğunu dile getirir. Ancak bunu yaparken çok dikkat edilmesi gereken bir husus vardır: intihar düşüncesine bağlı kalmak ve uzun süre boyunca nedenlerini analiz etmek, bu süreç içerisinde insanın sağlıklı düşünememesi riskini de yanında getirir. Zira ölüm düşüncesi insanı oldukça yanıltıcı ve hayattan koparıcı noktalara ulaştırabilir ve araştırmacıyı da bir araştırma konusu haline getirebilir. Bir intihar araştırmacısı olarak değerlendirildiğinde Camus, her şeyden önce intihara olan yaklaşımı tenkit eden bir izlenim sunar. Absürtlüğe karşı intiharı asla bir çıkar yol olarak görmez toplumu bu konuda eğitmeye çalışır. Her ne kadar konuyu bencil intiharları öne çıkararak anlatsa da ona göre bencil intiharlara bile büyük oranda toplumsal olayların sebep olduğu açıktır. UYUMSUZ Her şeyden önce uyumsuz kendisini ussallaştırmış kişidir. Neden, diye sorandır o. Dostoyevski bilincin korkunç bir hastalık olduğunu söylerken her şeyi
Ölüm
Sisifos SöyleniAlbert Camus · Can Yayınları · 201511,3bin okunma
bir okur gözüyle
7/10
·118 syf.·
Beğendi
·
2023 31. kitabı
Ölüm hissiyle yaşamak Hayatta olma sebebinin ‘‘başkalarına fayda sağlamak’’ olduğu fikrinin sık sık vurgulanmasıyla bizlerce özgeci bir izlenim edinen Tahir, aynı zamanda bu özgeci eylemlerin kendisine vurulmuş bir pranga olduğunu sezdiren bir müntehir adayıdır. Kendisine pranga olmaktan öteye gitmeyen bu insanî bağları, kafasında kesip atmak yeterli olmamış olacak ki somut olarak koparmak üzere evinden dışarı çıkar. Anlaşılan o ki Tahir’in kendisi ile yüzleşmesi eyleme geçmek adına yeterli gelmemekte, verdiği kararın dayanağını ya da bu kararı vermekteki haklılığını dışarıda aramaktadır. O günün akşamı intihar etmeyi kafasına koymuş birinin, iş yerine gidip istifa etmesine ne hacettir ki? Kendi takdirince yaşama imkânının kalmamış olması ya da yaşama işini kendine layık bulamamasını, son kez dışarı adım atarak ispatlamak istemektedir. Fakat ölüm ona artık hiç olmadığı kadar yakınken kendince yarattığı muhtelif ‘‘temellendirmeler’’ çok güçlü bir biçimde sarsılacaktır. Zira Tahir yaşadığı çevrede hem başkalarınca gerekli hem de ilk fırsatta tanışacağı insanların ilgisini cezbedebilecek biridir. Öte yandan Tahir, hiç kimse için gerekli görülen biri olmasa bile kendi adına yazmak gibi yıllardır bastırdığı bir zevke sahiptir. Gelgelelim Tahir’in içindeki ölme hissi, artık onu tek hakiki hissin ölüme dair olduğu yanılgısına çoktan ikna etmiştir. Şahit olduğu olayları, bu hissin gözüne çektiği perdenin arkasından izlemektedir. Halbuki Tahir bir günlük küçük gezintisinde dahi dünyanın içindeki bu hisle yaşanılabilecek bir yer olduğunu, her ne kadar kabullenmese de idrak etmiştir. Böylelikle Tahir’in elinde, intiharının yalnızca hislerinden doğan ya da öylece peyda olan basit bir tercih olduğu düşüncesinden başka sav kalmamış ve onun adına bununla yüzleşme vakti
Ölüm
EşikMuhammed Furkan Arabacı · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20239 okunma
Puan vermedi·167 syf.·
2021 8. kitabı
Doğrusu bir özlü söz ile yahut kıssa ile aktarılabilecek fikrilerin, etraflarına kısır bir de olay örülerek yazın haline getirilmesi edebiyat mefhumu adına pek tutulası bir davranış değildir. Otururken yahut yemek yerken insanın, şahsiyetini veya kalabalıktan kendine kadar olan çevrede edindiği yeri sorgularken, aklına gelebilecek pek temel birkaç düşüncenin okuyucuyu bu denli şaşırtmasını beklemek fazla cüretkar. Amacının okuyucu ile konuşmak olduğunu sanmamak ile birlikte yerli yersiz kurulan diyalogların sınırlı bir bağlamda kalması kitaba devamlılık göstermek açısından kırılma noktaları yaratmış. Yine de düşünce yaşamınızda belli bir noktaya geldiğinizi düşünüyorsanız, sırf yapıta -olumsuz-eleştirel bir bakış açısıyla açıklama getirmek böylece kitabın yazılma amacına uygun davranmış okurlar arasına katılmak adına okunabilecek bir kitap. Tıpkı benim başında bu amacı gütmesem de şimdi yapmış bulunduğum gibi. Kitabı teşvik edilerek okudum ki bu benim adıma pek alışılmış bir davranış değildir. Ancak müşevviğin gayesini okumaya başladığım ilk satırlardan itibaren anladım yahut anladığımı sanıyorum. Daha açık söyleyebilir miyim bilemiyorum, kısaca bu amacın ''bir kitap yazmak, bir metin oluşturmak için tek bir özün dahi yetebileceği hususunda fikir vermek ve beni bu yönde cesaretlendirmek'' olduğunu düşünüyorum. Teşekkürler.
Biri Hiçbiri BinlercesiLuigi Pirandello · Aylak Adam Yayınları · 20135,7bin okunma
Kendisi hürdür hürriyetin
Puan vermedi·376 syf.·
2000 112. kitabı
Ne içimizde sahibiz hürriyete ne dışımızda ne de hürriyet var esaret altına düşmeden evvel. Hür olan yalnız hürriyetin kendisidir, bize özgür hissettirense onun peşine düşmek.
Ölüler Evinden AnılarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202518,6bin okunma