Açılın kapılar! Osman'dır gelen
Adı Osman, kendi aslandır gelen
Gayretin boşuna ey tarih senin
Sayfalar sığmaz, destandır gelen!...
Vur Osman'ım Alperenler aşkına
Vur!... Cennette gül derenler aşkına
Malazgirt'te, Çaldıran'da, Mohaç'ta
Niğbolu'da can verenler aşkına...
«Hiç bir savunma aracına sahip olmasak bile, dişimiz ve tırnağımızla, zayıf ve dermansız kolumuzla mücadele ederek şeref ve haysiyetimizi, namusumuzu müdafaa etmeyi zorunlu görüyorum. Tarih bize vatan uğrunda canını, malını esirgemeyen milletlerin asla ölmediklerini, hâlâ yaşadıklarını göstermektedir. Ben hayatımı hiç bir zaman milletimizden üstün görmedim ve görmeyeceğim. Her an memleket için cerefimle ölmeye hazırım.»
Bu kitabın asli yazarı Sadreddin Konevî, İbnü'l Arabî'nin en önemli eseri olan Fusûsü'l-hikem'in bir şerhini yazmış ancak çeviriyle, dipnotlarıyla ve açıklamalarıyla elimize
Bursa Mebusu Mustafa Fehmi Efendi İstanbul'dan ulaştırma aracı bulamadığından yaya olarak kaçıp dağ yollarında 15 gün kadar çarıkla yürüdüğü için sağ ayağının tırnakları düşmüştür...
Özellikle Mütercim Âsım Efendi (ünlü Kamus-ı Okyanus tercümesinde) ve Şems'in sözlerini içeren Makâlât'ı Türkçeye kazandıran Mehmet Nuri Gençosman, Şems’in Konya’da öldürülmeyip oradan
Şems’in Tebriz’de vefat ettiğini ve Geçil Mezarlığı’na defnedildiğini söylerler. Mütercim Âsım Efendi ve Maḳālât mütercimi Mehmet Nuri Gençosman da bu görüştedir.