Jan Agir

Jan Agir
@georgesperec
Nevermore...
Ölümün ne olduğunu sormuştu Gece ona. -"Yokluk," demişti Otto. "Düşün ki bir daha hiç gelmeyecek, kokusu yavaş yavaş her yerden silinecek. Sonra kafamızdan, anılarımızdan da çıkacak."
Can Yayınları
Edebiyat
Reklam
Ben yoruldum artık. Yeni bir umudu taşıyamayacak kadar yorgunum."
Can Yayınları
Edebiyat
"Ben hep bıraktım. Bırakıldıkça, bıraktım. Hayal meyal hatırlıyorum: Babam ölüp bizi bıraktığında, uçsuz bucaksız meyve bahçeleri ve pamuk tarlaları arasında yükselen, oymalı ahşap parmaklıklı, cumbalı, sütunlu büyük taş evi; akşam vakitlerinde ağıllarına dönen -ve hepsinin benim olduğu söylenen- sürülerin çıngırak seslerini; beni kucağına alıp hoplatan, sevdiğim yemekleri hazırlayan, bizim toprakları komşu çiftlikten ayıran dereye düştüğüm zaman, azar işitmeyeyim diye, annem görmeden kurutup giydiren dadımı; çocukluğumu bıraktım. Annem yeniden evlendiği zaman annemi -belki de bütün kadınları- bıraktım. Dindardım; dünyaya baktım; insanların bu kadar acı çekmesine izin veren Allahı bıraktım. Delikanlıydım; ölesiye seviyordum. Benim için evini, ailesini bırakmayan sevgilimi ve kemanımı bıraktım. Sosyalist oldum, komünist oldum. Tek tek insanları değil, insanı kurtarmak için, yeni bir dünya kurmak için okulu bıraktım. Evleri, semtleri, kentleri, ülkeleri bıraktım. Yılların yıprattığı, aynlıkların aşındırdığı tüm ilişkileri, karımı bile bıraktım. Bir oğlum oldu benden habersiz. Benden habersiz olduğu için, tanımadığım oğlumu, bir çocuğun hayal edebileceği en güzel, en büyük oyuncak paketini göndererek bıraktım. Sonra, tam da dediğin gibi, beni aldatan inancımı, uğruna bütün hayatımı verdiğim düşünceyi bıraktım. Bıraktığım hiçbir şeye bir daha geri dönmedim."
Can Yayınları
Edebiyat
Televizyonda bir şeyler anlatanlar namussuzmuş; her şeyi kendi istedikleri gibi gösteriyorlarmış; hep yalan söylüyorlarmış; bütün dünyayı kandırıyorlarmış. Çok tehlikeli bir aletmiş bu; bizimkiler bunun karşısında kendilerini güçsüz hissediyorlarmış; elleri kollan bağlıymış.
Can Yayınları
Edebiyat
İnsan denen yaratığa güvenimi bu yüzden kaybettim ben. On yıl, ne on yılı, yirmi yıl birlikte yürüyorsun; her bir boku birlikte yiyorsun; sonra birgün, önde koşarken arkana baktığında arkanda kimseler yok. Neden? Yanıt hazır: "Kendimizle hesaplaşıyoruz, düşüncelerimizi gözden geçiriyoruz, sorguluyoruz..." Bir sorgulama modasıdır gidiyor. Marksizmi sorgulamadan önce biraz da kendi ahlâkımızı sorgulasak!"
Can Yayınları
Edebiyat
Reklam