İnsan ömrünün büyük kısmını aynalara bakarak geçirir. Ama çoğu zaman gördüğü şey kendisi değildir. Başkalarının onun hakkında ne düşündüğü, onu nasıl gördüğü, onu yeterli bulup bulmadığıdır. Belki bu yüzden yıllarca kendimizi değil, başkalarının gözündeki hâlimizi düzeltmeye çalışıyoruz. Daha başarılı olursam… Daha güzel olursam… Daha güçlü olursam… Daha çok sevilirsem… Oysa gerçek dönüşüm, kendini başkalarının gözünden izlemeyi bıraktığında başlar. 🌿 Çünkü insanın en uzun yolculuğu, başkalarına nasıl göründüğünü öğrenmek değil, gerçekte kim olduğunu hatırlamaktır. Günaydın hayırlı sabahlar
Duygu ve Düşünce
Bir aslan avını avlayıp onun iç organlarını yediğinde ona kötü demeyiz; "Doğası bu ve bunu yaptı." deriz. Bugün evrim, artık herkesin kabul ettiği, bilimsel kanıtlarla desteklenmiş bir gerçek. Kısacası hayvandık ve şu an düşünebilen bir hayvanız. Ama düşünebiliyor olmamız, iyilik ve kötülük kavramını kendi kalıplarımıza sığdırabileceğimiz anlamına veya mutlak doğru olduğu anlamına gelmiyor. Gelişmiş ve bizden çok daha zeki uzaylı bir medeniyet için iyilik ve kötülük çoktan aşılmış, apt*lca bir konu olabilir. Onlar için belki de sadece nedenler ve sonuçlar vardır. İyilik ve kötülükse hiç bilmedikleri, anlam veremedikleri bir şey bile olabilir. İyiliği ve kötülüğü var eden şey dinler değildir veya toplumun ahlak kuralları da değildir. İyilik ve kötülüğü var eden şey insan vicdanıdır. Ne gariptir ki vicdan da bir duygudur ve bu duygu yalnızca insana aittir. Eğer vicdan yalnızca bir duyguysa ve insana aitse, o hâlde iyilik ve kötülük kavramı evrensel midir? Hayır, değildir; çünkü yalnızca insana ait olan bir kavramın nesnel bir geçerliliği yoktur.
Alıntı

Mehmet Çağımnı

@Mehmetcagimni
·
“Vicdan azabı, yakalandıktan sonra hissedilen o geç kalmış pişmanlıktır. Eğer kimse görmeseydi, o ‘korkunç’ dediğiniz şeyi tekrar yapmaktan bir an bile tereddüt etmezdiniz. Sizi ahlaklı tutan şey vicdanınız değil, toplumun o yargılayan gözleridir. Benimse vicdan umurumda değilken, yargılayan gözlerin ne olduğuna dair hiçbir fikrim olmayacak kadar veyahut fark edemeyeceğim kadar var olmayan küçücük hayalet bir kavramdan ibaret.” Şu an olsa ne yaptıysam, yaptıklarımın aynısını tekrar yapardım. Ben buyum; ya ahlak kurallarını kabullendiğiniz gibi de beni de böyle kabulleneceksiniz ya da ahlaki pusulayı başka hiçbir yerde geçerliliği olmayan, insan uydurması olarak gören birini, kabullendiğiniz ahlaki pusulanın içine sokmayacaksınız. Ben sizin kalıplarınızla doğmadım, kalıplarınızla yaşamayacak, kalıplarınızla da ölmeyeceğim. Bu kalıplar konulurken bana sorulmadı. Uymak zorunda da değilim. İsteyen başkaldırı anlasın, isteyen anarşistlik olarak görsün; ne tuhaftır ki bu konuda da ne düşündüğünüz zerre umurumda değil. 😂🤷🏻‍♂️ Siz benim için endişelenmeyin. Ben kurnaz ve zeki bir insanım. Sisteme kabullenmiş gibi görünürüm ama sistem her sırtını döndüğünde sırtına bir pençe daha atarım. (Mehmet Çağımnı)
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Beklenmeyen bir lütfa mahzar olunca, yıllarca ve halihazırda peşinden hırsla koşulan şeye bakınca gelen: "meğer bu vasat şeye ne çok mânâ yüklemişim" hayreti. Gerçek lütuf tam da bu hayreti verir işte.
Hayata Dair
Bana yeni gözler bahşetsin, diye beklediğim'dir.
"Görmeyi öğreniyorum. " Rainer Maria Rilke "Gerçek keşif yeni diyarlar bulmak değil, yeni gözlerle bakmaktır. " Marcel Proust
Hayata Dair
Sensizlik madem bana en gerçek, şu hayat o zaman hep seninle geçecek ¿
Peki hangimiz gerçek şair?
Sen yağan karın romantikliğinden, ben ise üşüyen çocuğun ayaklarından bahsederim. İkimizde şair oluruz. Ali Şeriati