10/10
·62 syf.··
Beğendi
·
2026 38. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 08:13
Bu kitap görünüşte bir palyaçonun hikâyesi olsa da aslında insanın "neden yaşıyorum?" sorusuna verdiği cevapları sorgulayan felsefi bir masaldır. Henry Miller burada başarıdan çok iç huzurun, alkıştan çok samimi bir gülümsemenin değerini anlatır. Benim en etkileyici bulduğum bölüm şurası: "Kahkaha ve alkış yerine gülümseyişler alacaksın. Hoşnut, ufak gülümseyişler... Hepsi bu. Ama bu her şey demek işte." Çünkü kitabın bütün mesajını tek cümlede topluyor: büyük başarılar ve alkışlardan çok, insanların hayatına sessizce dokunabilmek daha değerlidir. "Gerçek Auguste'u hiç kimse tanımazdı, dostları bile; çünkü ünlenince yalnız kalmıştı." Bu cümle kitabın merkezindeki trajediyi anlatıyor: İnsan bazen o kadar tanınır ki, artık kimse onun gerçek yüzünü göremez. "Bir palyaço ancak başka biri olduğu zaman mutludur. Bense kendimden başka biri olmak istemiyorum." Bu kitabın en vurucu tarafı, şöhret ve alkış yerine insanın kendi benliğini bulmasını ve küçük gülümsemelerin değerini anlatmasıdır.
Edebiyat
Merdivenin Dibindeki GülümseyişHenry Miller · Nisan Yayınları · 2008161 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2026 41. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 07:58
Kitap, 1950'li yılların Türkiye'sinde, yoksul bir mahallede büyüyen ve hayatın acımasızlığıyla çok küçük yaşta tanışan Şaziye'nin, yani sonradan "Lüks Nermin" olarak tanınacak kadının hikâyesini anlatıyor. Evlilik vaadiyle kandırılan, ailesi tarafından dışlanan ve bir randevu evine satılan Şaziye, zamanla bu düzenin sadece tüketilen bir parçası olmak yerine oyunun kurallarını ögrenerek kendi düzenini kurmaya karar veriyor. Lüks Nermin'in yükselişi sadece bir kadının güç kazanma hikâyesi değil. Aynı zamanda dönemin siyasetine, devlet mekanizmasına ve çıkar ilişkilerine de ayna tutuyor. Bakanlardan milletvekillerine, iş insanlarından bürokratlara kadar birçok ismin yolunun Nermin'in evlerinden geçmesi, dönemin görünen yüzü ile perde arkasındaki gerçekler arasındaki büyük çelişkiyi gözler önüne seriyor. Lüks Nermin'in elindeki kırmızı kaplı defter aslında onun gücünün sembolüydü. Ancak insan, sırrını bildiği kişilere güvenerek sonsuza kadar ayakta kalamıyor. Cezaevi süreciyle birlikte Nermin'in kurduğu düzen sarsılıyor ve geriye sadece hayatta kalma mücadelesi kalıyor. Toplum çoğu zaman kadının bedenini ve hayatını kendi çıkarları dogrultusunda şekillendirmeye çalışıyor. Güç sahipleri değişse de bedel ödeyenler genellikle aynı insanlar oluyor. 1950'li yıllarının siyasi ve toplumsal yapısına farklı bir pencereden bakmak, gerçek olaylardan esinlenen çarpıcı bir yaşam hikâyesi okumak isterseniz bu kitaba bir şans verebilirsiniz.
Resmi Aşk Taciri Lüks NerminŞaziye Karlıklı · Doğan Kitap · 202618 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Jönler
8/10
·204 syf.··
2026 40. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 22:39
Kitap 1910 yılında basılmış. Karakterlerin çoğu o dönem yaşamış gerçek kişiler sadece isimleri değişmiş. Kitabın türü roman ama siz bir olay örgüsü beklemeyin. Mısırda bulunan bir grup jön türk'ün kahvede, meyhane ve ya birilerinin evinde toplanıp, istanbul'daki haberlerden, gelişen olaylardan ve o dönemde çıkan gazete haberlerini değerlendirmeleri anlatılıyor kitapta. Mısır'ın sosyolojisi ve coğrafyası kitapta bahsedilen konulardan. O dönemin siyasetini merak edenler için okunabilecek bir kitap.
JönlerBekir Fahri · Kopernik Kitap · 061 okunma
Olay örgüsü anlamayanlar için Spoiler İçerir
10/10
·304 syf.··
2026 10. kitabı
Spoiler içerir Kitabı çoğu kişi anlamaz ya da anlamadığını da anlamaz bunun sebebi yazarın okuyucuyu dolaylı olarak manipule etmesi. 2 olay var yazar sanki 2 olay aynı zaman diliminde olmuş gibi anlatıyor. 1.Olay Nesilden nesile geçen istismar ve sadizm üzerine kurulu bir kötülük var. 1940'larda çocuk manipule edilir kötü biri olur sonra buyur sonra 3 gun boyunca bir çocuğu kaçırır istismar eder o çocukta buyur 13 yaşında kızı kaçırır 15 yıl tutsak eder istismar eder, kız kaçar ve otobanda bulunur. Bulundugunda katotonik olur. Doktoru Bayan Green. 2.Olay ilk sonrasının hemen ardında başlar 13.yasinda kaçırılan kız 15 yıl sonra bulunur bulunduğu günler de Mila kaçırılır. Gizli bir yerde hafıza ve bilinç bozucu İlaç verilerek onun sanki 13 yaşında olan kızmış gibi düşünmesi sağlanır. Mila kendine geldiğinde hafızası doğru şeyleri hatırladığında tekrar ilaç verilir Tam 1 yıl boyunca buna maruz kalır. Sonunda hafızası tekrar yerine geldiğinde tekrar ilaç verilecekken tutsakliktan kaçar. Doktoru Bay Green. Yazar iki farklı zaman diliminde olan olayları aynı zamanda yaşanmış gibi yapıyor son 30 sayfada bu anlaşılıyor. Yazarın bu tuzağını anlamanın en net yolu, biz okur olarak Gekonun Lidoyu ziyareti esnasında Mila'nın günlerdir ortada görünmediğini fark etmek. Anlamayan olursa yorum atsın tartışalım. Suflör doğrudan dahil olmuyor gibi oluyorsa biri aydınlatırsa sevinirim. Açıkçası yazarın bu davranışını sığ buldum, fakat buna cesaret etmesi, kitabın başım yılında deep webin popüler olmasını eklemesi hele korku unsurunu kilisede ki hademenin videosunu bularak vermesi şahane olmuş, tam olarak korkunç bir tasfirdi. Yazar çok güçlü ya da kitaplar bir ekip tarafından yazılıyor gibi duruyor . Ya da yazar aşırı ozguvenli. Tipik polisiyeler gibi değil bu seri, psikoloji
Labirentteki AdamDonato Carrisi · Pegasus Yayınları · 202539 okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2026 4115. kitabı
Kitap benim için bir roman okumaktan çok, geçmişe açılan samimi bir kapıdan içeri girmek gibi oldu. Mehmet Culum, farklı dönemlerde yaşanmış olayları ve anıları öyle doğal bir dille anlatıyor ki, okurken karşınızda oturmuş size hikâyelerini anlatan birini dinliyormuş hissine kapılıyorsunuz. Kitabın en çok hoşuma giden yanı, insanların dil, din ve milliyet ayrımlarını henüz öğrenmediği çocukluk yıllarındaki o saf dostluğu anlatan bölümler oldu. Türk ve Rum iki çocuğun oyuncak değişimiyle başlayan arkadaşlığı, aslında insanların birbirinden ne kadar kolay uzaklaştırıldığını ve çocukların dünyasında bunun hiç yerinin olmadığını hatırlatıyor. İlerleyen bölümlerde ise 68 kuşağının hareketli günlerinden Amerika maceralarına, oradan da Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında yaşanan olaylara uzanan çok farklı hikâyelerle karşılaşıyoruz. Bazıları gülümsetirken bazıları düşündürüyor, bazıları ise insanın içini burkuyor. Özellikle gerçek yaşanmışlıklara dayanması anlatılanları daha etkileyici kılmış. Edebi açıdan çok iddialı bir eser olmasa da samimiyeti, içtenliği ve anlattığı döneme dair tanıklıklarıyla değerli bulduğum bir kitap oldu. Yakın tarihe, insan hikâyelerine ve anı türüne ilgi duyanların keyifle okuyabileceğini düşünüyorum. Kitabı bitirdiğimde aklımda en çok kalan şey ise dostluğun, insanlığın ve iyi niyetin her dönemde var olabildiği gerçeği oldu.
Yengeç DişiMehmet Culum · Sokak Kitapları Yayınları · 20189 okunma
Doğrudan şaşmayan Pyotr Andreyeviç.
8/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 03:00
Rus edebiyatından severek okuduğum bu eserle ilgili tek pişmanlığım, keşke anlatılan döneme daha yakından vakıf olabilseydim. Gerçek tarihi olaylardan yararlanılarak kaleme alınan romanda, Puşkin özellikle Pyotr Andreyeviç'in torunlarından birinin kendisine sunduğu el yazmalarından faydalanmış; bazı isimleri değiştirerek hikayeyi okura aktarmıştır. Roman, emekli bir askerin oğlunu vatanına hizmet etmesi amacıyla orduya göndermesiyle başlar. Askerlik görevi için uzak bir kaleye gönderilen Pyotr Andreyeviç'in, kale komutanının kızı Maşa'ya aşık olmasıyla hikaye farklı bir boyut kazanır. Eserde, kahramanın bir yandan vatanını korumak için verdiği mücadele, diğer yandan sevdiği kadın uğruna verdiği savaş etkileyici bir şekilde anlatılır.
1000Kitap
Yüzbaşının KızıAleksandr Puşkin · Kızıl Panda Yayınları · 036,9bin okunma