Aşk olması için önce adam olmayı öğrenmeli sonra sadakati nasıl davranılması gerektiğini en son aşk aşk diye ağlamalı...

Okuyan Adam

@Gitsem_uzaklara
·
“Bir erkeğin aşka ihtiyacı vardır. Bir erkek aşk olmazsa ölür. İçinde bir şeyler kurur, göğsü kuru bir kabuğa dönüşür. Çok yalnızım."
Aşk
Oldu
Kimi güler, kimi ağlar bu şiire Gavur bizi bizden edeli han oldu. Keyif ehli olduğumuz o anlar çile Yüzler güler, ciğer göz göz kan oldu. Aldılar elimizden kültür sazını, Vurdular tâ göğsünden sancak atını, Gavur türaba dikmeden bayrağını, Türk-İslam denen yer, Frengistan oldu. Bayramları ziyaret gezerdi Kayı Boyu, Şimdi deniz, güneş, kum, kıyı boyu... Tohum, tarla bin yıllık, soy kimin soyu? Çınar bir kovuk kaldı bak, viran oldu. Dergâhta sabahlanan geceler bitti, Oyulan özümüze kurşun döküldü, Çıban çobanla karıştı, bizi güttü Ehlisi olmayan dâd, başa irfan oldu. Şeyh'in aşkındaydı nefsine taarruz, Gâlib fağri olmayınca doğdu ruz, Acemlerin mahdumu olsa da aruz, Gecesi hece, yarını katran oldu. Herkesler her şey oldu yapay zekâyla, Kafiyeden nefes almadı mânâ, Herkes birer Yunus, birer Mevlâna(!) İki kıta, bir kitap, bak divan oldu (!)
Koşma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Gerçek evim onun yanıydı. Film: Omen İlk Kehanet 🎬
Film Alıntısı
Güneşin gökyüzündeki vakur yürüyüşü, Allah'ın kudretinin her gün yeniden okunan bir ayeti gibidir. O, ne kendisi için doğar ne de karşılık bekler; Rabbinin emrine itaat ederek bütün mahlûkata ışığını ulaştırır. Her sabah doğuşunda, sadakatin, teslimiyetin ve emanet şuurunun sessiz bir dersini verir. Müminin kalbinde taşıdığı iman da böyledir; Allah'a güvenle yoğrulduğunda, ruhun en derin köşelerinde saklı kalan güzellikler birer birer ortaya çıkar ve kul, her şeyde Rabbinin tecellilerini görmeye başlar. Tevekkül, bir müminin kuşanabileceği en güçlü zırhtır. Fakat bu güç, kibirden değil; Allah'ın huzurunda eğilen bir kalbin tevazusundan doğar. Rabbine güvenen gönül, dünyanın fırtınaları karşısında sarsılmaz bir limana dönüşür. İnsanlar sözlerle değil, o gönülden yayılan emniyetle huzur bulurlar. Çünkü bilirler ki bu güven, fanilere dayanmanın kırılganlığından değil; Hayy ve Kayyum olan Allah'a dayanmanın sağlamlığından kaynaklanmaktadır. Allah sevgisiyle aydınlanan bir kalpte aşk, geçici arzuların dar sınırlarını aşar. Yaratılanı Yaratan'dan ötürü sevmeye dönüşür. Bir kuşun kanadında, bir yetimin tebessümünde, bir gülün kokusunda ve bir damla yağmurda Allah'ın rahmetini seyretmeye başlar. İmanın olduğu yerde ümitsizlik tutunamaz; teslimiyetin olduğu yerde korku küçülür; merhametin olduğu yerde ise muhabbet çoğalır. Kalbindeki iman güneşini sabırla büyütenler, başkalarının karanlıklarına da nur taşır ve nice gönüllerin yeniden dirilmesine vesile olurlar. Ömür denilen yolculuk sona erdiğinde geriye kalan, gösterişli sözler ve büyük iddialar değil; Allah için yaşanmış samimi bir kulluktur. Güneş her akşam ufka çekilirken bile Rabbinin emriyle yeniden doğacağını bilir. Mümin de böyledir; sessizdir, vakurdur, gösterişten uzaktır. Fakat kalbinde taşıdığı iman nuru
Duygu ve Düşünce
Hesapsızdı bu sevgi. Ne yarını düşündüm ne de başıma ne gelir diye tarttım. Kalbimde ne varsa, korkmadan koydum önüne. Kendimi saklamadım, eksiltmedim, olduğum gibi geldim. Sevmek buysa, ben seni tam da böyle sevdim. Yanlışlarım oldu belki ama sahte olmadım. Rol yapmadım, yarım sevmedim, kaçmadım. Bazen kelimelerim yetmedi sana. Bazen sustum. Ama bil ki sustuğum her anın içinde bile sen vardın. Sana alışmak kolay oldu; çünkü kalbim seni hiç yabancı saymadı. Ama senden vazgeçmek... işte o, insanın sırtına dünyanın en ağır yükünü alması gibi. Şimdi bu satırları yazarken içimde kocaman bir boşluk var. Ne koysam dolmuyor, ne eklesem yetmiyor. Sesini koysam yetmeyecek, anılarını koysam taşacak bir boşluk bu. insan en çok, en çok alıştığı yoklukla sınanıyormuş. Bunu senden sonra ögrendim. Belki eksik sevdim, belki yanlış zamanda, belki de fazla derin... Ama seni sevmekten hiç pişman olmadım. Gözlerim doluyorsa sebebi pişmanlık değil. Gerçek bir şeye dokunduğumun kanıtı gibi.Zaman geçecek, biliyorum. Günler akacak, hayat benden güçlü olmamı isteyecek. Ben de devam edeceğim. Ama içimde senden kalan bir yer hep eksik kalacak. Bazı şarkılar yarım bitecek, bazı geceler uzun sürecek. Kalabalıkların içinde durup bir anda yalnız hissedeceğim; çünkü insan en çok, sevdiği kişinin yokluğunda yalnız kalıyor. Sana söyleyemediğim cümleler var. Dilimin ucunda kalıp geri dönen, cümleler var. Dilimin ucunda kalıp geri dönen, "şimdi sırası değil" dediğim cümleler... Belki söyleseydim hiçbir şey değişmeyecekti. Belki de her şey. Ama artık ihtimallerin bile can yakmadığı bir noktadayım. Şimdi gidiyorum. Ardımda yarım cümleler, söylenememiş kelimeler, gecelere sığmayan düşünceler bırakıyorum. Belki bir gün adımı duyduğunda kalbinde hafif bir sızı olur, belki hiç olmaz... Ama bil ki sen, benim
Bugün şöyle bir yazıya denk geldim. "Bir insanı ömür boyu sevmek, aynı kişiyi hiç değişmeden sevmek değildir çünkü zaman, yaşanmışlıklar ve hayat insanı sürekli dönüştürür. Kalıcı olan sevgi, karşındaki insanı her değişiminde yeniden tanımayı, yeniden anlamayı ve yeniden sevmeyi seçebilmektir. Belki de uzun yıllar süren ilişkilerin gerçek sırrı tam olarak budur." Bana kalırsa eksiği var. Mesela, insanın hiç olmadığı birine dönüşmesini anlayışla karşılamak düşündürücü. Değişim illaki olacaktır ama insan, özünü kaybettiği bir noktaya gelmemeli diye düşünüyorum.