Kimi güler, kimi ağlar bu şiire
Gavur bizi bizden edeli han oldu.
Keyif ehli olduğumuz o anlar çile
Yüzler güler, ciğer göz göz kan oldu.
Aldılar elimizden kültür sazını,
Vurdular tâ göğsünden sancak atını,
Gavur türaba dikmeden bayrağını,
Türk-İslam denen yer, Frengistan oldu.
Bayramları ziyaret gezerdi Kayı Boyu,
Şimdi deniz, güneş, kum, kıyı boyu...
Tohum, tarla bin yıllık, soy kimin soyu?
Çınar bir kovuk kaldı bak, viran oldu.
Dergâhta sabahlanan geceler bitti,
Oyulan özümüze kurşun döküldü,
Çıban çobanla karıştı, bizi güttü
Ehlisi olmayan dâd, başa irfan oldu.
Şeyh'in aşkındaydı nefsine taarruz,
Gâlib fağri olmayınca doğdu ruz,
Acemlerin mahdumu olsa da aruz,
Gecesi hece, yarını katran oldu.
Herkesler her şey oldu yapay zekâyla,
Kafiyeden nefes almadı mânâ,
Herkes birer Yunus, birer Mevlâna(!)
İki kıta, bir kitap, bak divan oldu (!)