Ziya Gökalp'tan önceki Türkçüler, Türk Milleti'nin bağlanacağı ülkünün Türkçülük olduğunu anlamışlar ve bunu eserlerinde anlatmaya çalışmışlardı. Fakat bu büyük gerçeği millete maledebilmiş oldukları asla söylenemez. Gökalp ise, Türkiye tarihinin en buhranlı bir devrinde, birkaç arkadaşıyle birlikte giriştikleri mücadele ile, Türk soyunun ülküsü olan Türkçülüğü geniş çevrelere yaymak imkânını bulmuştur.
Gökalp, bu fikir mücadelesi sırasında, o vakitler bir vilâyetimiz olan Selanik'te çıkan Genç Kalemler dergi-sinde yayınladığı meşhur Turan manzumesinin son bey-tinde, vatan kavramını şöyle formülleştirmişti:
Vatan; ne Türkiye'dir Türklere, ne Türkistan, Vatan; büyük ve müebbet bir ülkedir: Turan!.
Türk'ün büyük fikir adamı, hayatı boyunca, hem bu ülkünün yayılması yolunda uğraşmış, hem de Türklük meselelerini hep bu ana fikir etrafında ele almış ve ince-lemiştir.
Ona göre Türk, bir milletin adıdır. Bir milletin bir dili ve bir tek ülküsü olur. Bazı Türk şubelerinin Türkiye Tür-lüğünden ayrı bir dil ve kültüre sahip olmaya çalışmaları doğru değildir. Türklerin birleşmeleri lâzımdır. Ancak, bu birleşme, bugün için sadece bir kültür birleşmesi olabilir.
Gökalp, Türklük meselesini bu şekilde ortaya koy-duktan sonra, milletimizin bu tek ülküsünün ne olacağını tesbite çalışmıştır. Değerli fikir adamımıza göre, Türk ülküsünü yakın ve uzak ülkü olmak üzere ikiye ayırmak lâzımdır. Yakın ülkümüz, Oğuz veya Türkmen birliğidir. Çünkü, kültürce birleşmeleri en kolay olan Türkler Oğuz Türkleridir. Türkiye Türklerinden başka Azerbaycan, İran ve Harzem ülkelerinin Türkleri de Oğuz boyundan-dır. Bu bakımdan, Türkçülüğün yakın ülküsü bu boydan olan Türklerin birleşmesi, yani Oğuz birliği veya Türk-men birliğidir.
Uzak ülkümüz ise Turan'dır. Turan ülküsü, Turanlı kavimlerin