Yeni nesil için her şey daha da zorlaşıyor. Sınavlar, rekabet, iş bulma, hayat pahalılığı, kalabalıklaşan şehirler... Kendilerinden öncekilerin kolayca elde ettiği birçok şey için çok fazla mücadele etmeleri gerekiyor. Daha tembel ya da şımarık değiller. Sistem daha adaletsiz ve talepkâr hale gelirken dönüp yeni nesli suçlamak gerçek sorunu hasıraltı etmek olur.
Sayfa 24·Kitabı okuyor
Orkun, 1962
Ziya Gökalp'tan önceki Türkçüler, Türk Milleti'nin bağlanacağı ülkünün Türkçülük olduğunu anlamışlar ve bunu eserlerinde anlatmaya çalışmışlardı. Fakat bu büyük gerçeği millete maledebilmiş oldukları asla söylenemez. Gökalp ise, Türkiye tarihinin en buhranlı bir devrinde, birkaç arkadaşıyle birlikte giriştikleri mücadele ile, Türk soyunun ülküsü olan Türkçülüğü geniş çevrelere yaymak imkânını bulmuştur. Gökalp, bu fikir mücadelesi sırasında, o vakitler bir vilâyetimiz olan Selanik'te çıkan Genç Kalemler dergi-sinde yayınladığı meşhur Turan manzumesinin son bey-tinde, vatan kavramını şöyle formülleştirmişti: Vatan; ne Türkiye'dir Türklere, ne Türkistan, Vatan; büyük ve müebbet bir ülkedir: Turan!. Türk'ün büyük fikir adamı, hayatı boyunca, hem bu ülkünün yayılması yolunda uğraşmış, hem de Türklük meselelerini hep bu ana fikir etrafında ele almış ve ince-lemiştir. Ona göre Türk, bir milletin adıdır. Bir milletin bir dili ve bir tek ülküsü olur. Bazı Türk şubelerinin Türkiye Tür-lüğünden ayrı bir dil ve kültüre sahip olmaya çalışmaları doğru değildir. Türklerin birleşmeleri lâzımdır. Ancak, bu birleşme, bugün için sadece bir kültür birleşmesi olabilir. Gökalp, Türklük meselesini bu şekilde ortaya koy-duktan sonra, milletimizin bu tek ülküsünün ne olacağını tesbite çalışmıştır. Değerli fikir adamımıza göre, Türk ülküsünü yakın ve uzak ülkü olmak üzere ikiye ayırmak lâzımdır. Yakın ülkümüz, Oğuz veya Türkmen birliğidir. Çünkü, kültürce birleşmeleri en kolay olan Türkler Oğuz Türkleridir. Türkiye Türklerinden başka Azerbaycan, İran ve Harzem ülkelerinin Türkleri de Oğuz boyundan-dır. Bu bakımdan, Türkçülüğün yakın ülküsü bu boydan olan Türklerin birleşmesi, yani Oğuz birliği veya Türk-men birliğidir. Uzak ülkümüz ise Turan'dır. Turan ülküsü, Turanlı kavimlerin
Sayfa 44 - 45·Kitabı okuyor
Reklam
Cahil halk nasıl kışkırtılır;
Damat Ferid'e karşı meşrû gücünü TBMM'ye dayandıran Mustafa Kemal, sert önlemler almaya başladı. Evvelâ, şeyhülislâm Dürrîzâde'nin milli hareketi halifeye karşı isyan olarak niteleyen fetvâsına (11 Nisan 1920) karşı 5 Mayıs'ta Ankara Müftüsü Rıfat (Börekçi), bir fetvâ çıkararak Anadolu Milli Hareketi'ni İslâm adına onayladı. Bu gelişmeler karşısında Damat Ferid Hükûmeti, gerçek gücünü kaybediyordu. Ankara hükümetini açıkça bir isyan biçiminde yorumlayarak, Dürrîzâde'nin fetvâsına göre "hâinlerin devlete karşı ayaklandığı ve katilleri meşru olduğu" ilan ediliyor ve bu fetvâ, İngiliz-Yunan uçakları tarafından Anadolu'da halkın üzerine atılıyor, TBMM hükümetine karşı halk açıkça isyana kışkırtılıyordu.
Alıntı
6 Şubat 1945
“İnsan, mücadele azmini koruduğu müddetçe ümit daima var demektir. Bu gerçek, bir şeyin mahvolduğunu düşünmemize engel olmaktadır. Yok şayet, her şeye rağmen kader tarih boyunca bir defa daha üstün kuvvetlere yenilmemizi emrediyorsa, bu tecelli başlar dik tutularak, milletin şerefi lekelenmeden yerine getirilmelidir.”
Sayfa 18·Kitabı okudu
Alıntı
çokiyi
Travmayla doğrudan yüzleşmek mümkün değildir, onu travma yapan nokta budur - bizi tüketen ve üzerimizdeki etkisinden ayırt edilmesi mümkün olmayan bir şey. Bir travma ne kadar travmatikse, biz de o kadar uyuşuruz genellikle. Uyanmamız gerekiyor - travmayı unutup "rasyonel yollar"dan savunmamızı güçlendirmemiz değil, normal, günlük gerçekliğin çatlaklarında travmanın ve doğurduğu sonuçların izini sürmemiz gerekiyor. Krizlerin "gerçek ve daha derin nedenleri"ne eğilmek için yüzeye ve biçime dikkat etmemiz şart. Yüzey perdesini yırtıp atmak ise olsa olsa savunmaları güçlendiriyor, söz konusu nedenleri düşünmeyi, onlarla mücadele etmeyi ve meşgul olmayı önlüyor aslında.
Sayfa 110
Alıntı
İnsanların üzerinde ışıldayan güneşten başka bir ışık mı var? İnsanoğlu Hakikat'i anlayabilir mi? Khalil cevap verdi: Gerçek ışık insanın içinden doğar ve kalbinin sırlarını ruha açıklar, böylece ruhu mutlu kılar ve hayatla mücadele etme gücü verir. Hakikat yıldızlar gibidir, sadece gecenin karanlığında görülür. Hakikat dünyadaki bütün güzel şeyler gibidir, önce yalanın etkisini hissetmemiş olanlara güzelliğini göstermez. Hakikat derin bir teveccühtür, hepimize günlük hayatımızdan hoşnut olmayı ve mutluluğumuzu diğer insanlarla paylaşmayı öğretir.
Sayfa 23·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam