Ah Kafnu... Seni ne kadar özlediğimi bir bilsen. Keşke son zamanlarda yaşanan tüm bu kâbuslar sadece kötü bir rüya olsaydı. Keşke o kırılma noktasında zamanı geriye sarabilseydim ve biz hiç küsmeseydik.
Senden sonra esen rüzgarlar bana fısıldadı; arkamdan çok ağlamışsın, beni ortak arkadaşımıza sormuşsun, izimi aramışsın... Bilmeni isterim ki, senden gitmeyi ben asla istemedim. Sadece anlık bir öfkeye, kör bir inadına yenildim. O boşlukta beni sevene, ya da beni sevdiğini sandığım bir gölgeye sığınmayı tercih ettim. Ama insan yanılınca anlıyormuş; gerçek sevginin, gerçek yuvanın sadece sende olduğunu canım yandığında öğrendim. Beni en zor zamanımda, yapayalnız bırakıp gittiklerinde anladım senin değerini.
Şimdi içim kavrularak "keşke" diyorum. Keşke bir şansım daha olsaydı. Keşke o gün gururumu bir kenara bırakıp barışmak için sonuna kadar mücadele edebilseydim. Ama bana öyle bir "git" demiştin ki, kalmak sanki sana saygısızlık, kendime yüzsüzlük gibi gelmişti.
Sahi Kafnu, aşkta yüzsüzlük olur mu? Seven insan, sevdiği için her şeyi göze alamaz mı?
Şimdi sadece hayalinle konuşuyorum. Keşke bu kelimeler doğrudan senin kalbine ulaşsa, keşke gerçekten sesimi duyabilsen. İçimde amansız bir korku var; ya beni terslersen, ya beni sana geldiğime pişman edersen? Bu korku ayaklarımı bağlasa da gözlerim hep sende. Bana tek bir işaret ver, "gel" de yeter.
Yüreğimden dökülen bu sessiz çığlıkları, yazdıklarımı görüyor musun Kafnu?