Nasıl bir gün daha uzun yaşarız ve yaşatırız?
7/10
·105 syf.··
2026 15. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 23:10
Evet, günler, aylar, yıllar. Kitap boyunca birkaç defa okuyoruz bu üç kelimeyi. Ve bu tekrarın sırıtmadığını da söyleyebilirim. Öncelikle 103 sayfa olması nedeniyle bir günde bitiririm dediysem de ilk gün 50 sayfa okudum. Bunun kitap ile bir ilgisi olmadığını, uykuya direnemediğimi söyleyebilirim. Ertesi gün ise fırsat olmadı ama bugün kalan 50 sayfayı okumaya çalışırken biraz yorulduğumu fark ettim. Galiba kalan 50 sayfanın biraz daha sorunlarla daha yoğun bir şekilde mücadele etmesi ve her şeyin daha da kötüye gidiyor olmasıydı diyebilirim. Birkaç yorumda insanların bazı spesifik olaylardan tiksindiklerini ifade ettiklerini okusam da benim adıma öyle bir şey olmadı. Kendimce kitap adına şunu kabullendim: Ben bu öyküden aksiyon, heyecan, bir sonuç beklemedim. Aslında en başından itibaren akışı belliydi. Bu nedenle hayal kırıklığına da uğramadım. Konusuna gelecek olursak; Balou Sıradağlarındaki köylerdeki bütün insanlar kuraklık nedeniyle köylerinden göç etmek zorunda kalırlar. Ancak -devamlı yaşını vurgulayan- 72 yaşındaki ihtiyarımız, adını da bilmeyiz kendisinin, uzun yolları ve aslında bence içinden gelmeyişini de bahane ederek köyde kalmaya karar verir. __Kitap yazmasa da neden içinden gelmediğini düşünüyorum, bence kitap boyunca ihtiyarın karakterini okuduğum zaman aslında kendisinden büyük işler bekleyen, kahraman rolüne bürünmeye çalışan bir adamdı o. Eğer güçten bahsedecek olursak, sadece su içebilmek adına günde 20 kilometre yol yapan bir adamdı bu ihtiyar. Nitekim mısır yetiştirdiği zaman, köylüler şehre geri döndüğü zaman onun mısır taneleri ile yeniden hasat yapabileceklerini, kahraman olabileceğini hatta kendisinin heykelinin bile dikilebileceğini düşünüyor. Bir noktada Kör köpekle olan ilişkisini de buna yordum. Köpeğe bu kadar nazik davranmasının
Günler Aylar YıllarYan Lianke · Jaguar Kitap · 20206,9bin okunma
Puan vermedi·160 syf.·
2026 32. kitabı
Oxford'da eğitim gören Barnes, 1960'lı yıllara dair anılarında yolculuğa çıkıyor. Ve okul arkadaşı Stephen ve Jean hatırına geliyor. Tanışmalarına vesile olmuş, birlikteliklerinin mezuniyet sonrası da süreceğini düşünürken ayrılıkları ile hayal kırıklığına uğramış. Ve sonra aradan yıllar geçmiş, Stephen ile tekrar yolları kesişmiş. ikinci kez Jean ile bir araya gelmelerine aracılık eden Barnes o sıralarda kanserle mücadele etmektedir. İkilinin ilişkisinde yaşanan olumsuzluklardan kendisini sorumlu tutmaya başlar. Zira artık hiçbiri yıllar önceki gibi değildir... Aslında toplamda kırk yıllık bir hikayeyi anlatıyor olsa da, gerçek hayattan kesitler sunması, yazarın birinci anlatıcı olması, kitabı roman havasından çıkartıyor. Benim okuduğum ilk Julian Barnes kitabı idi. Hafıza, kayıplar, hastalıklar, bilinç, ayrılıklar gibi konulara değinen bu otobiyografik anlatıda sıklıkla Proust'un, ıhlamura batırılmış madlen keki dahil, kulaklarını kulaklarını çınlatmış Barnes. Alıntıların sebebi ise aynı fikirde olması değil tam tersine onunla aynı fikirde olmadığını göstermek. Yazar bu kitabı için 'son' kitabım demiş ve hastalığından tüm içtenliğiyle bahsetmiş. Barnes sevenlerin muhakkak edinmek isteyeceği bir kitap bu. Ben de kitaplığımdaki diğer üç kitabından birini seçip okuyacağım.
Ayrılış(lar)Julian Barnes · Ayrıntı Yayınları · 20265 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
7/10
·1606 syf.··
2026 23. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 15:16
Roman, esas olarak hayatı boyunca suçlu damgası yiyen ve yoksullukla mücadele eden Jean Valjean'ın hikâyesini anlatır. Adaletsiz bir yargılama sonucu mahkûm edilen ve ağır koşullar altında yıllarını kürek mahkûmu olarak geçiren Valjean, özgürlüğüne kavuştuktan sonra kendisine yeni bir hayat kurmaya çalışır. Ancak geçmişi ve taşıdığı suçlu kimliği peşini hiç bırakmaz. Bir somun ekmek çaldığı için hapse mahkûm edilen Jean Valjean'ın, daha sonra Cosette'i sahiplenmesiyle birlikte hayatı yeni bir yön alır. Valjean'ın kaçak yaşamı ekseninde ilerleyen roman; dönemin Fransa'sını, Paris sokaklarını, yoksulluğu, toplumsal adaletsizlikleri ve ayaklanmaları anlatan gerçek bir klasiktir. Victor Hugo, yalnızca bir insanın kurtuluş hikâyesini değil; merhamet ile adalet, vicdan ile yasa arasındaki çatışmayı da etkileyici bir şekilde gözler önüne serer. Bu yönüyle Sefiller, aradan geçen yıllara rağmen güncelliğini koruyan en güçlü klasiklerden biridir.
Sefiller (2 Cilt Takım)Victor Hugo · Iletişim Yayınları · 2023105,2bin okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2026 59. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 08:12
ℬ𝒾𝓏𝒾𝓂 𝓏𝒶𝓂𝒶𝓃𝒾𝓂𝒾𝓏 Bazı kitaplar olaylarıyla değil, bıraktığı hisle hatırlanıyor. Bizim Zamanımız benim için tam da böyle bir kitap oldu. Sayfalar ilerledikçe kendimi geçmişe özlem duymaktan çok, kaybettiğimiz bazı duyguları düşünürken buldum. İnsanların birbirini gerçekten dinlediği, hayatların birbirine değdiği zamanları hatırlattı bana. Mihrap’ın hikayesi ilk bakışta tek bir kadının yaşamı gibi görünse de aslında birçok insanın içinde sakladığı kırgınlıklara dokunuyor. Onun sessizliği, bekleyişleri ve hayata karşı verdiği mücadele oldukça gerçek hissettirdi. Bu yüzden karakterle arama bir mesafe koyamadım; sanki tanıdığım birinin hayatını dinliyormuş gibiydim. Kitabın en sevdiğim yanı abartıya kaçmadan duyguyu okuyucuya geçirebilmesi oldu. Neşeyle hüznün yan yana yürüdüğü, bazen gülümseten bazen de düşündüren bir atmosferi var. Özellikle mahalle yaşamının anlatıldığı bölümlerde sıcaklık hissi çok güçlüydü. Kitabı bitirdiğimde aklımda olaylardan çok insanlar kaldı. Sesleri, hikayeleri ve yarım kalan hayalleri... Bu yönüyle Bizim Zamanımız, yalnızca okunup geçilecek bir roman değil; okurunda iz bırakan, zaman zaman dönüp hatırlanacak kitaplardan biri olarak yerini aldı Sizlerde doksanlara konuk olmak bu sıcaklığı hissetmek isterseniz kesin okuyun derim ben çok ama çok beğendim. Okuyunca sizler de o samimiyete hayran kalacaksınız
Bizim ZamanımızSinem Sal · Karakarga Yayınları · 20211,848 okunma
Kendimi Victoria'nın içindeki dördüncü yolcu gibi hissettim.
10/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
Jules Verne'in Balonla Beş Hafta adlı romanı ilk bakışta Afrika üzerinde yapılan heyecanlı bir keşif yolculuğunu anlatan bir macera kitabı gibi görünür. Ancak roman ilerledikçe bunun yalnızca bir macera hikâyesi olmadığı anlaşılır. Eser aynı zamanda 19. yüzyıl insanının bilime, keşfe, doğaya ve dünyanın bilinmeyen bölgelerine bakışını yansıtan önemli bir dönem belgesidir. Romanın merkezinde Doktor Samuel Fergusson'un Afrika'yı balonla geçme fikri bulunur. Dönemin pek çok insanı bu fikri çılgınlık olarak görürken Fergusson, bilime ve insan aklına duyduğu güvenle yola çıkar. Yanında sadık dostu Dick Kennedy ve yardımcısı Joe vardır. Yolculuk boyunca fırtınalar, kuraklık, açlık, susuzluk ve çeşitli tehlikelerle karşılaşırlar. Ancak romanın asıl gücü yaşanan olaylardan çok, bu olayların karakterler üzerindeki etkilerinde gizlidir. Kitabın yazılış amacı yalnızca okuru eğlendirmek değildir. Jules Verne, okuyucusuna coğrafya, tarih ve keşifler hakkında bilgi vermek istemiştir. Roman boyunca Afrika'yı araştıran gerçek kaşiflerin isimleri, keşfettikleri bölgeler ve dönemin coğrafi bilgileri sık sık anlatılır. Bu yönüyle eser, kurgu ile bilginin birleştiği bir yapı oluşturur. Okur, hikâyeyi takip ederken aynı zamanda dünyayı tanımaya başlar. Romanın temel fikirlerinden biri bilimin insanı bilinmeyene ulaştırabilecek güçlü bir araç olduğudur. Ancak hikâye ilerledikçe bilimsel bilginin her sorunu çözemeyeceği de görülür. Başlangıçta neredeyse kusursuz görünen Doktor Fergusson zaman zaman çaresiz kalır, kararsızlık yaşar ve hata yapar. Böylece okuyucu bilim insanının da her şeyden önce bir insan olduğunu fark eder. Bilim güçlüdür fakat doğa karşısında mutlak değildir. Romanın dikkat çeken bir başka yönü doğaya bakış biçimidir. Yolculuk boyunca hayvanların sık sık avlanması ve
1000Kitap
Balonla Beş HaftaJules Verne · İş Bankası Kültür Yayınları · 20217,3bin okunma
10/10
·512 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 19:07
•Bu kitaba biraz korkarak başladım sanırım… Çünkü bazı hikâyeler daha ilk sayfadan insanın içine yerleşeceğini hissettiriyor. Ama bir baktım, sayfalar akıp gitmiş; ben ise Midyat’ın taş sokaklarında, yıllardır dinmeyen kırgınlıkların, susulmuş cümlelerin ve yarım kalmış sevdaların arasında kaybolmuşum… •Firuze benim için sadece bir aşk hikâyesi olmadı. İçinde aile, ihanet, kader, sırlar, geçmişin yükü ve insanın kendi kalbiyle verdiği savaş vardı. Ama en çok da ayakta kalmanın hikâyesiydi. •Firuze… Seni okurken en çok etkilendiğim şey güçlü görünmen değildi aslında. Çünkü güçlü karakter çok okuyoruz. Ama senin kırılarak güçlü kalman başka bir şeydi. Omuzlarına yüklenen onca şeye rağmen yürümeye devam etmen, bazen yanlış kararlar vermen, bazen yorulman ama yine de yeniden ayağa kalkman… Bunu çok sevdim. İnsan bazı karakterleri kusursuz oldukları için değil, gerçek hissettirdikleri için unutamıyor. Firuze de benim için öyleydi. Bazı yerlerde durup “Biraz da kendini seç…” demek istedim. Çünkü ailesi için verdiği mücadele, her şeyi kendi içinde taşıması ve buna rağmen dimdik durmaya çalışması gerçekten etkileyiciydi. Yıkılsa bile yeniden ayağa kalkması, duygularını bastırırken bile yoluna devam etmesi beni çok etkiledi. •Ve şimdi gelelim benim asıl zayıf noktama… Ezra Saruhan. Ben bu adama biraz fazla düştüm galiba… Çünkü Ezra öyle büyük sözlerle değil, sevmeyi yaşayış biçimiyle etkiliyor. Onun sevgisi bağırmıyor; bekliyor, taşıyor, susuyor ama hiç eksilmiyor. Bir insanın birini yıllarca aynı yerden, aynı içtenlikle sevebilmesi beni gerçekten mahvetti. Her sahnesinde “Tamam, artık daha fazla sevemem.” dedim; sonra "iki gözüm" dedi ve yine bittim. •Ezra’nın Firuze’ye bakışında öyle sakin ama derin bir sevda vardı ki… Bazı karakterler vardır; sadece sevmez, sevdiği
Firuze 1 - Kehribar AteşiMehsa · Ephesus Yayınları · 202642 okunma