10/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
David Machado / Gitme Gitme dostluk, kayboluş, suçluluk, umut ve iyileşme üzerine sıcacık bir hikaye. Bir çocuğun, taşıyamayacağı kadar büyük bir yükü omuzlayıp gidişini ve yaşadığı farkındalıkla dönme yolundaki yolculuğunu konu alıyor. Tomas, babasının ölümünden kendisini sorumlu tutan ve yanında olan insanların zarar göreceğine inanan on iki yaşında bir çocuk. Bu sebeple annesini ve arkadaşlarını geride bırakıp evden kaçıyor. Giderse sevdikleri güvende olacak ve kimse onun yüzünden acı çekmeyecek diye düşünüyor. Çıktığı yolculuk düşündüğünden çok daha zorlu geçiyor. Şehri saran kasırga yüzünden bir yandan açlık, susuzluk ve soğukla savaşırken bir yandan da yıkılmış şehirlerde birbirinden farklı insanlarla korkuyu ve çaresizliği tadıyor. Tüm bu karmaşanın içinde yolu hayvanat bahçesinden kaçırılan yavru bir gergedanla kesişiyor. Kurtulmasına yardım eden Tomas, her şey bitti diye düşünürken gergedanının yardımıyla hayata tutunuyor. İkisi yalnızca yol arkadaşı değil birbirlerinin umudu oluyorlar. Görüntüsüyle ürküten koca bir gergedandan kim çekinmez ki? Oysa Tomas’ın yanında yürüyen gergedan da en az onun kadar kaybolmuş, korkmuş ve korunmaya muhtaç bir yavruydu. Yol boyunca birlikte zorlukları aşıp güven duygusuyla ilerlediler. Suçluluk duygusu altında ezilen bir çocuğun çıktığı bu yolculukta karşılaştığı insanlar, yaşadığı zorluklar ve kurduğu dostluklar sayesinde her kötü şeyin kendi suçu olmadığını fark etmesi ve yavaş yavaş kendini affetmesini okumak duygu denizinde boğulmak gibiydi. Çizgi roman olarak yazılan ama sonradan gençlik romanına çevrilen bu kitap benim için unutulmazlar arasında yerini aldı. Her yaşa hitap ettiği gibi özellikle finali ile herkesi etkileyeceğine emin olduğum için kitaplıklarınızda yer ayırmanızı öneririm. Keyifli okumalar…
GitmeDavid Machado · SMS Yayınları · 20229 okunma
Gergedan Üzerine Bir İnceleme
9/10
·120 syf.··
2026 11. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 01:07
Bazı kitaplar hikâye anlatmaz. İnsanın boğazına oturur. Şahsi ve toplumsal travmaları tetikler. İçindeki isyanı körükler. Gergedan benim için tam olarak böyle bir kitaptı. Sayfalar ilerledikçe yalnızca karakterlerin karanlığına değil, insanlığın o çürümüş tarafına da bakıyorsunuz. En rahatsız edici olan şey ise şu: Kitaptaki kötülük yabancı hissettirmiyor. Bize çok tanıdık geliyor Mine Söğüt bu kitapta sadece bireyin deliliğini anlatmıyor bence. Toplumun nasıl yavaş yavaş hissizleştiğini, çürümeye nasıl alıştığını anlatıyor. İnsanların korkularına, yalnızlıklarına, iktidara boyun eğişlerine bakıyor. Ve bunu yaparken okuru rahatlatmıyor. Aksine insanın yüzüne bir ayna tutuyor. Yazar "Gelmiş geçmiş tüm faşist iktidarlara ve o iktidarların peşine canıgönülden takılıp duran şu insanlığa da öfkelidir.” diye bitiyor kitap. Çünkü Gergedan yalnızca zalimlerden değil, zalimliği büyüten kalabalıklardan da bahsediyor. Susanlardan. Alışanlardan. Görüp devam edenlerden. Ve kitabı bitirdiğimde şu alıntının bu kitabın önemli bir mesajı olduğunu daha da iyi anladım. “Fırtına çıktı çıkacak. Gemi o fırtınada ya yol alacak ya batacak. İkimiz de biliyoruz. Pek hayırlı değil bu gidişat. Onu da biliyoruz da bilmiyormuş gibi devam ediyoruz.” Belki de çağımızın özeti tam olarak bu: Her şeyin kötüye gittiğini hissedip hiçbir şey olmuyormuş gibi yaşamaya devam etmek. İçimizdeki ve dışımızdaki gergedanlarla...
GergedanMine Söğüt · Yapı Kredi Yayınları · 20193,485 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·120 syf.··
2026 39. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2026 12:05
Mine Söğüt’ü sevmek aslında biraz da canının yanmasından zevk almak gibi bir şey. Eğer Deli Kadın Hikayeleri’ni okurken o kadınların deliliğinde kendi parçalarını bulup “Evet, işte tam olarak bu” dediysen, Gergedan seni bambaşka bir yerden vuracak. Söğüt yine o bildiğimiz, hayran kaldığımız huysuz ve deli kalemiyle karşımıza çıkıyor ama bu sefer sadece bireyi değil, hepimizin içindeki o hantal, duyarsız ve kalın derili canavarı, yani gergedanı deşifre ediyor. Kitabı okurken sanki Mine Söğüt karşımda oturmuş, o sakin ama buz gibi sesiyle yüzüme en sarsıcı gerçekleri haykırıyor gibi hissediyorum. O rahatsız edici dediğimiz şey aslında gerçeklerin ta kendisi olduğu için bu kadar etkileyici. Toplumun üzerine örttüğü o sahte ahlak örtüsünü tek bir cümleyle çekip alıyor ve bizi çırılçıplak, o çürümüşlüğümüzle baş başa bırakıyor. Bazen uyanmak için nazik bir sarsıntı yetmez, Mine Söğüt gibi birinin gelip hayatımıza koca bir küfür savurması gerekir. Mutlaka tavsiyemdir. Mine Söğüt Gergedan
1000Kitap
GergedanMine Söğüt · Yapı Kredi Yayınları · 20193,485 okunma
KORE'NİN KÜÇÜK PRENS'İ
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
102 günde okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2026 14:33
Luly(Ruly) tarafından yazılıp resimlenen ve orijinal adı "Ginginbam"(The Longest Nights)olan En Uzun Gece,Kore'nin en çok satan çocuk edebiyatı kitaplarından biri olup, 21. Munhakdongne Çocuk Edebiyatı Ödülü'nü kazanmıştır. Kitap, dünyada son kalan beyaz kaya gergedanı Norden ile üzerinde siyah bir leke olduğu için terk edilen bir yumurtadan çıkan küçük bir penguenin hikayesini anlatır. Norden, yetimhanede büyüyen bu küçük pengueni sahiplenir ve onu büyütür. Birlikte, penguenin "kendi denizlerini" bulması için zorlu ve duygusal bir yolculuğa çıkarlar. Fiziksel olarak birbirinden tamamen farklı olsalar da(biri gergedan, biri penguen), aralarındaki sevgi ve dayanışma sayesinde "biz" olmayı başarırlar. Kitapta,korkularla,acılarla ve yalnızlıkla başa çıkılması gereken zor zamanlar "uzun geceler" olarak adlandırılır. Kendin olarak yaşamanın acısını, korkusunu ve sevincini kucaklayarak, farklılıklara rağmen sevgi, dayanışma ve cesaretle "kendi denizini" (hayattaki yerini/kimliğini) bulma arayışıdır. Aidiyet duygusu sadece kan bağıyla değil,sevgi ve paylaşılan anılarla(kendi denizi/yuvası) oluşur. "En uzun gece" bile olsa, sevgi ve inançla o geceden sağ çıkıp, gökyüzündeki yıldızlar gibi parlayan bir şeyler bulunabilir. Başka biri gibi olmaya çalışmak yerine, kendi kimliğini (tıpkı penguenin kendi denizi gibi) bulmak ve kendin olarak var olmak önemlidir. Özetle kitap,"kendin olarak yaşama"nın getirdiği zorlukları ve bu zorluklara rağmen umudu kaybetmemeyi anlatan naif ama vurucu bir eserdir. Ödüllü yazar Luly’nin yazıp resimlediği “En Uzun Gece”, dünyadaki son beyaz kaya gergedanı Norden’la, “kara lekeli” yumurtadan çıkan penguen dostunun “benlik” arayışını sorgularken, hayatın denizlerinde herkese yer olduğunu, önemli olanın ona doğru yola koyulmak olduğunun altını
Duygu ve Düşünce
En Uzun GeceLuly · Athica Yayınları · 2024112 okunma
7/10
·256 syf.··
2020 333. kitabı
Kare Sanat veya Kare Kitap serisini okumak devam ediyorum, okudukça güzellikleri karşısında büyülenmemek elde değil. Albrecht Dürer, klasik dönemin meşhur Alman ressamlarından biri. İtiraf ediyorum, Dürer’i okumak, Michelangelo ve Da Vinci’den daha güzel bir deneyim idi. Belki de popülaritenin bir yan etkisi bu, bilemiyorum. Dürer, on sekiz çocuklu bir ailenin üçüncü ortancası olarak doğdu. Babası kuyumcu idi. Bu nedenle, Dürer’de kuyumcu olarak iş hayatına atıldı. Dürer’i diğerlerinden ayıran ve beni huşu içinde bırakan ayrıntısı; Gergedan, Maymun ve Tavşan gibi hayvanları görmeden, başkalarının anlattığı kadarıyla birebir çizilebilmiş olması; bir matematikçi olması; 1525 yılında yayınladığı “Ölçümler Üzerine” isimli eserinde “Güneş saatleri yapımı” ile ilgili düşünceleri, gökbilimci Johannes Kepler ( 1571-1630) ve matematikçi Galieo Galilei ( 1564-1642) gibi ünlü isimler, Dürer’in fikirlerini temel almış olmalarını öğrenmek kendi açımdan yeni bilgi. Dürer, kendi oto-portresini yapan ilk ressamlardan biridir. İlk portresini yaptığında 11 yaşında çizmişti, şöyle demişti: “... insanın en asil özellikleri yüzündedir.” Manzaralı Otoportresini(1498) çizdiğinde, tuvale düştüğü not şu idi: “Bu portreyi kendime benzeterek yaptım. Yirmi altı yaşındayım.” Dürer, herkesin bilmesi gereken, sanat tarihinin (resimde) dehalarından. Dönemine bakıldığında, çizmiş olduğu, büyük Çimen öbeği, Çuhaçiçeği, Tavşan, Gergedan, Mavi Kuzgun Kanadı, Baykuş, Şakayıklar vs. farklılığını ve cesaretini ortaya yeterince koyuyor.
Albrecht DürerKolektif · Yapı Kredi Yayınları · 201216 okunma
8/10
·152 syf.·
2026 21. kitabı
Mine Söğüt - Gergedan Bu kitabı okurken sanki boş bir odadaydım. Her cümle duvarlara çarpıp geri dönen bir yankı gibiydi. Gürültülü değil ama huzursuz eden bir ses… Okudukça insanın içine işleyen, kolay kolay da susmayan bir kitap. Bana göre o gergedan; bastırılmış gerçeklerin, görmezden gelinen suçların ve insanın içindeki kaba, ilkel tarafın vücut bulmuş hali. Toplumun üstünü örttüğü her şey, bir yerde kocaman ve kaçınılmaz bir şekilde karşımıza dikiliyor ya… İşte o duygu gibi. Ağır, rahatsız edici ama inkar edilemez. Kapaktaki cami içinde ölü gergedan görüntüsü de bu yüzden çok çarpıcı. Kutsal sayılan bir mekanda duran o devasa, ölü beden; bana göre inançla gerçek arasındaki çatışmayı simgeliyor. İnsanların sığındığı, temiz kaldığını düşündüğü yerlerin bile aslında kirlenmiş olabileceğini hatırlatıyor. Bir anlamda, hiçbir yer masum değil diyor gibi. Rahatsız ediyor, düşündürüyor, hatta yer yer insanı huzursuz bırakıyor. Ama tam da bu yüzden değerli. Mine Söğüt’ün kalemi yine sert ama dürüst. Okuyup bitirdiğinde hikayeden çok duygusu kalıyor insanda. Ve o duygu, sayfayı kapattıktan sonra bile peşini bırakmıyor. Tavsiye mi? Kesinlikle! “Ben günahları kucağımdan yere bırakıyorum.” “Madem zaman bir türlü geçmiyor; biz geçeriz. Vazgeçeriz. Tek geçeriz.” “Tanrılara inandığımız falan yok aslında. Olmadıklarını ikimiz de biliyoruz. Ama adlarını geçirerek kurduğumuz cümleler başka kelimelerle kurulduğunda aynı etkiyi yapmıyor.” “Ceplerimizde huzursuz hikâyeler. Belleklerimizde irini kurumamış yaralar. Tırnaklarımızın arası hayattan kazıdığımız kirlerle dolu. Ne geçmişe güvenimiz var, ne bugüne ne de geleceğe. Ölülerimizi sırtımızda taşıyoruz. İnatla doğurmuyoruz. Çoğalmıyoruz. Geceleri daracık mezarlarda uyuyoruz. Gündüzleri ha öldük ha öldürdük diye korkuyoruz.
Gergedan - Büyük Küfür KitabıMine Söğüt · Can Yayınları · 20223,485 okunma