Birlik Destanı Cümle canlı hep topraktan Var olmuştur Emir Hak'tan Rahmet dile Allah'tan Tükenmez rahmet deryası. Veysel sapma sağa sola Sen Allah'tan Birlik dile ikilikten geril bela Dava insanlık davası. Aşık Veysel
Unutma... Senden daha iyi şairler çıkacak; bunu hazmet yüreğinde.. Sonra geril, şiirine ver kendini.. Senden daha iyi bir şair varsa, emin ol ki o, kendi poetikasına, senin kendi poetikana sahip çıkışından daha çok sahip çıktığı içindir...
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Acı, bir ırmak gibi Doluyor yüreğime Bardaktan boşanırcasına ağlamak istiyorum Beni artık ne çiçekler, Ne çocuklar kurtarır; Ne de o her gün Yinelenen doğum. Fırtına ektim Rüzgar biçtim şu dünyada. Acı, tepeden tırnağa Acı çekiyorum. Ey, yüreğimden hep ölüme doğan İsa! Haydi, yeniden çarmıha geril Bu son ölümün olsun Ve bir daha doğma! Öldürmeyeceğim kendimi Ama, keşke öldürseydi Diyeceksin bana. Öldürmeyeceğim kendimi Ama, bir ağıt yakmak Gelecek içinden; Aklımı yakıyorum çünkü ben Yaşanmış, yaşanacak Bütün günlerimi. İntihar diye bir şey Yok bu dünyada. Ölümle biten bir intihar yok. Asıl intihar Gün gün yaşamakta.
Bir uyanışın çağrısına gelen ayetler yığını doldurup duruyor defterlerimi. Bir Yusuf'sun, ey kalbim. Sen bir Zekeriyya. Ben bir Yahya. Zulümlere susan Rabbin ezeline ve ebedine giden yollara tuttum, okuduğum tüm kitapları. Tüm yolculuklarımın en zifiri katresinden dökülüp durur adın. Onulmaz bir bestenin umulmaz sokaklarına çıkaracağım yollarımı. Yaşama değen bütün felaketlerin altında kalan umutsuz bir saksının kahverengi toprağına değ, taşıdığın en günah yerinle. Ben İsa'yim. Çarmıha sen geril. Yürüt zincirli ayaklarını en şerit yerinde Gazze'nin,en kimlik yerinde Mezopotamya'nın. İçimin düştüğü yerlere basılmış ayak izleri dünya çocuklarının. Yangınlar içinde dönüp dur,temizlen ey kalbim. Sudan sana fayda yok,bildim. Bir sesin yankısı gibiydi dört tarafına ayetler dizdiğin kitapların, Tanrım. Ellerime dokunmaktan korktuğum vakitlerde duydum. Göğsümde susan aşk,senin değil. Kelamını dizdiğin defterlere eklendi kalbim. Bağrıma incir ağaçları diken bir Rabia eli var. Ellerime nergisler,yaseminler demeti.. Ne zaman sana dokunsam, Rabbim. Kendini geri çekiyor ellerin. Bilmem... Ben bunca sustuklarının neresindenim? -elamra
Şiir
İstifra etmek, kusmak insani bir şey. Deniz yolculuklarında çok olur. Bir de fırtına çıktıysa hiç midesi bulanmayanlar bile istifra edebilir. Son 10 yıldır korkunç sarsıntılar geçirdik, keskin virajlardan döndük… Titanik’in buzdağına çarpması gibi bir çarpışma oldu. Hemen herkes, farkında veya değil, az-çok travma geçirdi. Sinir krizleri, depresyonlar… Fırtına hala dinmedi. Böyle bir atmosferde en olmayacak tavır üst perdeden ahkam kesmek, insanları çizip atmak ve kolayca dışlamak… Gemi hala sallanıyorken ve deniz dalga dalga yaralara tuz basarken en olmayacak şey şu: Kendi yörünge ve eksenini temel ve esas kabul etmek, diğer insanları “yamuk”, “inhiraf etmiş” ve “savrulmuş” görmek. Fırtına sürüyor. Kim, kendi ekseninin doğru olduğundan emin olabilir ki! Yerin göbeğini bilmiyor veya görmüyoruz ki ona bakıp kendi doğrumuz için hüküm verelim. Dalgalar art arda güverteye vuruyor. Kimse savrulmak istemez ama savruluyor. Dalganın tesiriyle ne eline gelirse ona tutunuyor, sarılıyor. Kimi baş aşağı duruyor ve sizi baş aşağı görüyor. Veya siz baş aşağısınız, o dimdik ayakta ama onu baş aşağı görüyorsunuz. Kimi kendini kurtarmak için başkalarına tutunup onu da sürüklüyor, kimi hala kayıyor. Veya biz kayıyoruz, yerinde duran bir başkasını kayıyor sanıyoruz. İşte böyle bir ortamda en itici duruş kendinden emin olma ve başkalarını üst perdeden yargılama. “Aç açabildiğin kadar sineni ummanlar gibi olsun/İnançla geril, insana sevgi duy/Kalmasın el uzatmadığın bir mahzun gönül!”; “İnsanları kendi konumunda kabul etme, hoşgörülü olma” gibi altın ilkelerimiz vardı. Bu ilkeler niye hep kubbe dışına?  Bırakın insanların diline zaptiyelik yapmayı! Konuşanın boğazının sıkıldığı bir dünya medeniyet üretmez. Bırakın bu fırtınada insanlar içini döksün hatta üstünüze istifra etsin. Kızan,
Alıntı
Fırtına ektim Rüzgâr biçtim şu dünyada. Acı, tepeden tırnağa Acı çekiyorum. Ey, yüreğimde hep ölüme doğan İsa! Haydi, yeniden çarmıha geril Bu son ölümün olsun Ve bir daha doğma! Ahmet Erhan