Özgür olduğumuzu, özgürlükle aramızda bir duvar olduğunu, istediğimiz zaman bu duvarı bir omuz atıp yikabilecegimizi sanıyorduk. Şiddetle yaniliyorduk. Özgürlük çok tatlı bir yanılsama, insanın hayal etmekten vazgeçemediği imkansız bir fanteziydi.
Beni buradan ne vazgecirebilir, pek kestiremiyorum.
Buradayken ne ben insanlara maruz kalıyorum ne de onlar bana. Onlar
nefretimdenn ve sivri dilimden korunuyor, ben de onların becerikliliklerinde ve aptallīklarından korunuyorum. Bu dűzen böyle iyi bence.
Ey seyahat eden avare! Yürü, durma, yürü
Bu âlemin zevkleri seni vuslat yolundan alıkoymasın
Bu güzellikler, bu latiflikler, hepsi bir rüya ile hayal
Yürü zavallı ziyaretçi! Yürü, durma, yürü
Yürü ki vuslatın nezihliğinde yüceliş göresin
Yürü, aslında yokluğu bul. Olgunluk tavırları budur
Yürü, gösterişi terk et; vuslat kadehinden iç
Yürü ki hiçlik alanında tecelliyi göresin.
Bu âlemde her ne varsa benim sifatımdır. Ben olmasam bir şey olmazdı. Ben hepim yahut hiçim, ben hiçim
yahut hepim. Zaten hiç ile hep aynı şeydir, tek bir şeydir.
Aşırı sevilmek iyi bir şey değil...
Bağımlılık yapıyor, kurtulamiyorsun. İşin kötüsü kurtulmak isteyip istemediğini de bilmiyorsun. Bu yüzden sürünüyorsun, yıllarca. Aşırı sevilmek insanı süründürüyor.