On sekiz yaşımın ilkbaharını, göğsümdeki o düğümlenmeyle ve bunu ciddiye almamaya çabalamakla geçirdim. Belli belirsiz de olsa, bir şeyleri ciddiye almanın insanı ille de gerçeğe götürmediğini hissediyordum. Ama sorunu ne kadar evirip çevirsem de, doğrusu şuydu: Ölüm bir hakikatti. Bu boğucu çelişkiye kendimi kaptırınca, sonsuz bir kısır döngüye gömüldüm. Şimdi geriye dönüp bakınca, o günlerin çok garip olduğunu görüyorum. Tam yaşamın ortasında her şey ölümün çevresinde dönüyordu.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Çok beğenerek okuduğum kitaplardan biri oldu. Böyle bir aşk olamaz hadi canım diyebilecek bir türden. Aşk mı saplantı mı karar veremedim. Müzeyi de gerçekten görmeye gideceğim. :)
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,5bin okunma
"Mūzelerin asıl konusunun gurur olduğunu bana en iyi kim oğretmiştir biliyor musunuz Orhan Bey?" dedi Kemal Bey gene bir başka gece yarısı, çatı arasındaki odasında buluştuğumuzda. "Müze bekçileri tabii.. Dünyanın neresinde olursa olsun, müze bekçileri, her sorumu her zaman gururla ve tutkuyla cevaplamışlardır.
Bazen Tarık Bey, kızından takvim yaprağını koparıp o gün tarihte yaşanmış önemli olayları okumasını ister, Füsun da okurdu: 3 Eylül 1658, bugün Osmanlı Ordusu'nun Doppio Kalesi kuşatması başladı,” diye okurdu Füsun. Ya da "26 Ağustos 1071,
bugün Malazgirt Meydan Muharebesi'nden sonra Türkler'e Anadolu'nun kapıları açıldı."
"Hmmm. Ver bakayım şunu..." derdi Tarık Bey. "Doppio'yu yanlış yazmışlar. Al, şimdi bize günün sözünü oku bakalım..." "İnsanın evi karnının doyduğu, kalbinin olduğu yerdedir. diye okudu Füsun.