Yaşamak, her şeyini kaybetsen bile hayatta olmanın ne kadar kıymetli olduğunu anlatan bir kitap. Okurken sık sık şunu düşündüm: İnsan gerçekten her şeyini kaybedebilir… Eşini, dostunu, evlatlarını. Bu hayatta hiçbir şey kalıcı değil; her şeyin bir sonu var. Ama galiba önemli olan, bütün bu kayıplara rağmen yaşarken geride nasıl bir hayat bıraktığımız.
Fugui’nin yaşadıkları boyunca şunu hissediyorsun; hayat bazen adil değil, bazen çok ağır. Kırılıyorsun, üzülüyorsun, inciniyorsun, elindeki en değerli şeyleri kaybediyorsun ama yine de yaşam devam ediyor. Kitap, büyük umutlar vadetmiyor; sadece yaşamanın, nefes almanın ve devam edebilmenin ne kadar anlamlı olduğunu sessizce hatırlatıyor.
Bitirdiğimde içimde bir ağırlık kaldı ama aynı zamanda yaşamanın değerine dair derin bir farkındalık da bıraktı. İçime dokunan, iz bırakan bir kitap oldu. İz bırakan kitapları severim.
Kitapla kalın, iyi okumalar