PEYAMİ SAFA'NIN HAYATI DAHİLİNDE ESERİ NAÇİZANE OLARAK İNCELEMEYE ÇALIŞTIM.
’Büyük bir hastalık geçirmeyenler her şeyi anladıklarını iddia edemezler’’. Roman da geçen bu söz ile analizime başlamak istiyorum. Çünkü Böyle bir romanı bu denli acı çekmemiş hiç kimse bu kadar net ve can alıcı betimlemeler ile yazamaz diye düşünüyorum .Eser kesinlikle otobiyografik özellikler taşımaktadır.Peyami Safa çocukluğunda Akrilik Tüberkiloz geçirerek yani kemik veremi olarak da geçmektedir, bir çok ameliyat sonucunda sağ kolu sol koluna göre daha kısa kalmıştır. Eserde ise 15 yaşında ki ana karakterimiz kol yerine bacağını kaybetme riski ile karşı karşıyadır ve aynı hastalıktan muzdariptir. Bu durumu eserinde anlatmıştır.O yaşlarda yaşadığı acıları kaleme almıştır.
Doktorlar tarafından kolunun kesilmesine karar verilmesine rağmen, Peyami Safa buna izin vermedi ve eserde de bacağı kesilmesine karar verilen ana karakter buna izin vermeyerek tedavi sürecine devam ederek hastalıkla mücadele eder.
Peyami Safa 2 yaşında iken babasını kaybetmiştir ve bu durum esere yansımıştır.Çünkü eserde 15 yaşında ki karakterimizi annesi tek başına büyütmüştür ve babası ölmüştür. 15 yaşında ki karakter diyorum çünkü eserde cismi olan herkesin bir ismi olmasına rağmen ana karakterimizin ismi hiçbir şekilde geçmemektedir. Fakat buradan anlıyoruz ki bu ana karakter Peyami Safa ‘ nın ta kendisidir.
Eser otobiyografik bir eser olduğu için , romanda ki her bir sayının daha doğrusu yaş ın tesadüfi veya rastgele yazılmış bir yaş olduğunu düşünmüyorum. Mesela eserde ana karakter 15 yaşında ve sekiz yaşından beri bu hastalık ile savaşmaktadır ..Peyami Safa da 8 ile 9 yaşları arasında bu hastalığa yakalanır. Eserde karakterimizin 15 yaşında olmasının sebebinin Peyami Safa nın 15 yaşında yazarlığa
Böylesine suç dolu bir yer yüzü görenler
Bak, ben böyle bağrım açık,
Göğüsümü yıldırımlara karşı gerip
Dolaştım sokaklarda ,Casca.
Masmavi,çatal çatal şimşekler
Göklerin bağrını yardığı zaman,
Tam önlerine ,alevlerine attım kendimi