ne kadar değiştiğimi sonunda fark ettim. yarıştığımızda kaybetmeyi, kayalıklara kadar yüzdüğümüzde geride kalmayı, mızrak çarpıştırma veya taş sektirmede yenilmeyi artık umursamıyordum.
` böyle bir güzellik karşısında mağlup olmaktan kim utanırdı ki?
yirmi yıl öncesi dündü ve dün sadece bu sabahtan daha öncesiydi, ertesi sabah ise bir ışık yılı kadar uzak geliyordu.
"ben de senin gibiyim," dedi. "her şeyi hatırlıyorum."
bir saniyeliğine durdum. her şeyi hatırlıyorsan eğer, demek geldi içimden, ve gerçekten benim gibiysen, o zaman, yarın gitmeden önce ya da tam taksinin kapısını kapatmak üzereyken, diğer herkese hoşçakal demişken, yaşamda söylenecek hiçbir şey kalmamışken, o zaman, sadece bu kez, bana doğru dön, sadece jest ya da sonradan aklına gelmiş bir şey olsa da, seninle beraberken benim için her şeyden değerli olan, o zamanlar yaptığın gibi, yüzüme bak, göz göze gel ve adınla çağır beni.