İbrahim
İbrahim… İlk defa böylesine tutuştu gökkuşağı, Böylesi bir yangını görmedi Nemrut bile, Ruhumla söndü alev, sonra ruhum da yandı, Âhımdır zannederdim en belalı kıvılcım, Heyhat! Ülkem yıkıldı, ordugâhım da yandı, İlk defa böylesine tutuştu gökkuşağı, Mum gibi eriyip aktı uykusuzluğum… …🖋️biR’ münZ’evî üstâd biR’ münZ’evî üstâd… 18/06/2026 Nurullah Genç Nurullah Genç ( Beni Yakışına )
Şiir
"Seni görmek gibi kaybım var Görsem sevginden öleceğim Görmesem hasretinden"
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Şimdilerde birini kaybetmek için onun ölmesi gerekmiyor; bir takibi bırakmak, bir engelleme butonu ya da en acısı, yan yanayken bile araya giren o uçsuz bucaksız sessizlik yetiyor. En çok ne dokunuyor biliyor musun? Bir zamanlar hayatının her saniyesini anlattığın, beraber çocuklaştığın, geleceğe dair planlar yaptığın o insanın, şimdi bir yabancı gibi aynı şehirde nefes alması. Belki aynı caddeden geçiyorsunuz, belki aynı şarkıyı dinliyorsunuz ama artık birbirinizin hayatında bir 'hiç'siniz. Dünya o kadar hızlı dönüyor ki, senin o yıkık dökük odanda oturup geçmişi temize çekmeye çalışmanı kimse umursamıyor. Herkes 'yoluna bak' diyor. Oysa bilmiyorlar; bazı yollar yürümek için değil, sadece o yolun kenarına oturup gidenlerin arkasından bakakalmak içindir. İnsan her şeyi tamir edebilir de, o 'hak edilmemiş kırgınlığı' hiçbir güncelleme, hiçbir yeni hikaye tamir edemez."
Bugünün dünyası bizi öyle bir yere getirdi ki, artık canımız yanarken bile sessizce filtreler arkasına saklanıyoruz. Bir zamanlar uğruna dünyayı yakacağın, o 'başka bir aşk yarım kaldı' diye içine gömdün hikayenin kahramanı, şimdi bir yerlerde hiç canı yanmamış gibi hayatına devam ediyor. Sen o yarım kalmışlığın ağırlığıyla metrolarda, kalabalık caddelerde, herkesin koşturduğu o anlamsız telaşın içinde tek başına yürürken, dünya sana 'Hadi, unuttun bile, devam et' diye fısıldıyor. Oysa unutmuyorsun. Sadece alışıyorsun. Bir kafede tek başına oturup telefonuna bakarken, aslında o soğuk camda kendi kırık dökük yansımandan başka hiçbir şey görmüyorsun. En çok da ne koyuyor insana biliyor musun? Bu kadar kalabalığın, bu kadar iletişimin, bu kadar gürültünün içinde; kalbini gerçekten açabileceğin, 'Ben çok kırıldım, çok yıkık döküğüm' diyebileceğin tek bir insanın bile o mesaj kutularında olmayışı. Herkes orada ama hiç kimse yok aslında."
nefes gibi muhtacım sana
1000Kitap
“İnsan ruhunun selameti için en koruyucu ilaç; bir dostun, gördüğü kusuru sadakatle ihtar etmesidir.” Francis Bacon Bu böyledir. Ama dost acı söyleyen değildir. Acıyı olduğu gibi acıtmak için söyleyen dost sayılmaz. Dost acıyı tatlandırarak can yakmayacak şekilde söyleyebilendir.