Bugünün dünyası bizi öyle bir yere getirdi ki, artık canımız yanarken bile sessizce filtreler arkasına saklanıyoruz. Bir zamanlar uğruna dünyayı yakacağın, o 'başka bir aşk yarım kaldı' diye içine gömdün hikayenin kahramanı, şimdi bir yerlerde hiç canı yanmamış gibi hayatına devam ediyor. Sen o yarım kalmışlığın ağırlığıyla metrolarda, kalabalık caddelerde, herkesin koşturduğu o anlamsız telaşın içinde tek başına yürürken, dünya sana 'Hadi, unuttun bile, devam et' diye fısıldıyor. Oysa unutmuyorsun. Sadece alışıyorsun. Bir kafede tek başına oturup telefonuna bakarken, aslında o soğuk camda kendi kırık dökük yansımandan başka hiçbir şey görmüyorsun. En çok da ne koyuyor insana biliyor musun? Bu kadar kalabalığın, bu kadar iletişimin, bu kadar gürültünün içinde; kalbini gerçekten açabileceğin, 'Ben çok kırıldım, çok yıkık döküğüm' diyebileceğin tek bir insanın bile o mesaj kutularında olmayışı. Herkes orada ama hiç kimse yok aslında."