Funda'dan...
Yeşil bir yerde, nefes almak gibi hissettiren biri...
Geçmişe özlem duymak asla dolmayacak boşlukların kovuklarını belli etmek ister gibi zonklamasına neden olsa da bir yanıyla bana hep iyi gelirdi. Vaktiyle var olmuş bir yokun, nazikçe kendini anımsatmasıydı neticede bu sızı. Özlenmeye hak kazanacak denli mutlu etmiş bir lütuftan geriye kalana,sızı bile olsa, teselli diye bakardım...
Aşk
Reklam
Birinin hayatında, onun sizin için kapladığı alan kadar bile yer kaplayamadığınızı fark ettiğiniz o an, gürültülü bir kırılma değildir. Sessiz bir sızmadır. Sanki aylarca titizlikle ördüğünüz bir hırkanın, onun üstünde emanet gibi durduğunu görürsünüz. Ya da daha fenası, aslında hiç üşümediğini. Siz onun zihnindeki en ufak gölgeyi bile bir fırtına sayıp rüzgârına siper olmaya çalışırken, onun sizin kıyametlerinizi alelade bir yağmur gibi seyretmesi, insanın içine işleyen en zarif çaresizliktir. Edebi bir teselli aranır hep böyle zamanlarda; cemrelerin düşüşü gibi bir gün onun da kalbine düşeceğinizi umarsınız. Ama gerçek, bir şairin dizesi kadar parlak ve köşelidir: Bazı insanlar için sadece bir duraksamasınızdır; soluklanıp, yola devam ettikleri bir gölgelik. Sizin bütün bir ömrü sığdırdığınız o geniş meydan, onun haritasında bir kavis, bir teferruattır yalnızca. Bu hüzün, sevilmemenin öfkesinden uzaktır; daha derin, daha uysal ve ne yazık ki çok daha kalıcıdır.
TAMAMLAYICI ZITLIKLAR...
(...) Felsefede "dikotomi", bir bütünün birbirini dışlayan iki parçaya bölünmesidir. Diyalektik zıtlar ise üçüncü bir kavramla aşılır. Oysa
Salih Mirzabeyoğlu
Salih Mirzabeyoğlu
'nun sisteminde bu kavramlar birbiriyle çatışmaz; birbirini gerektirir ve var kılar. Bu diyalektiğin en kritik formülü "değişmez temele bağlı değişmeler" ilkesidir ve sistemin tüm katmanları bu formül üzerinden inşa edilir. Bu kavram çiftlerinin ilk sütûnu daima bir "sabite"yi, ikinci sütûnu ise o sabiteye bağlı bir “dinamik”i temsil eder. Ölçü varlıktır, sabit olandır, referans noktasıdır; oluş ise bu ölçünün hayata, eşyaya ve hâdiselere tatbik edilerek gerçekleşmesini ifâde eder. Bunlar, görünüşte birbirine zıt gibi duran, hakikatte ise birbirinin eksikliğini gideren kavramlardır. Dolayısıyla burada parçalayıcı değil, izâh edici bir ikilik vardır. Çokluğun tek bir gerçeğe bağlanması hasebiyle bunlara "tamamlayıcı (mütemmim) zıtlıklar veya kutuplar " denebilir. Bu, yaratılmış âlemin tabiatı gereği ikili işlemesi, ancak nihayetinde teke işaret etmesi durumudur. -REHA KANSU, "İbda Diyalektiğinde Varlık ve Oluş Kavramları" -Tamamlayıcı Zıtlıklar-, besincidevre.org, 5 Haziran 2026-
İBDA Diyalektiği
Ah be Baki. :'(
İnsan çocukluğu kadarmış. Çocukluğunda bakıldığı sevildiği kadar, çocukluğunda yediği içtiği kadarmış. Sonrasına ne yaparsan yap yama gibi kalıyor. #gassaldizi
Film
Kitabevlerini gezmeyi gerçekten çok seviyorum. Rafların arasında dolaşıp kitapları incelemek, arka kapaklarını okumak ve yeni çıkanları keşfetmek bana iyi geliyor. Ama son zamanlarda kitap fiyatları o kadar arttı ki beğendiğim her kitabı alamıyorum. Bazen elimde birkaç kitapla kasaya gitmeyi düşünürken fiyatlarına bakıp yerine bırakmak zorunda kalıyorum. Yine de kitabevlerinde vakit geçirmekten vazgeçemiyorum; çünkü her kitap bana yeni bir dünyanın kapısını aralıyormuş gibi geliyor. Ve işte bunlar da kitaplığımın yeni güzelleri. ✨🧚🏼‍♀️
Reklam
Reklam